Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Ağ Ekonomisinin Yıkıcı Etkisi
Mustafa KAVAS

Mustafa KAVAS

Ağ Ekonomisinin Yıkıcı Etkisi

31 Aralık 2016 - 04:00 - Güncelleme: 02 Ocak 2017 - 23:06

Sevgili okurlar,

Havas Media strateji ve inovasyon başkanı Tom Goodwin'in söylemiyle Dünya'da işletme alanında son yıllarda enteresan şeyler oluyor. Sanayi Devrimi’nin ürünü klasik iş modelleri yerini daha katılımcı, sosyal ağ odaklı, üründen öte hizmete dayalı iş modellerine bırakıyor. Bu değişimle birlikte elektronik ticaret kavramı yerini son yıllarda hızla sosyal ticaret kavramına bırakmaktadır. Bu devrimle internet ortamındaki sosyal ağlar artık çok etkileşimli sanal pazar yerleri niteliği kazanmaktadır. İşte bu sanal pazarlara dayalı iş modeli, işletme dünyasında ağ ekonomisi (network economy) olarak adlandırılmaktadır.

Ağ ekonomisi denilen bu yeni iş modelinin Dünya çapında başarılı örneklerini görmekteyiz. Geleneksel iş modellerinin aksine, ağ ekonomisi son tüketiciye aktif roller yüklemektedir. Bu yapı daha önceki yazımda bahsettiğim Web 2.0 kavramının işletme dünyasına bir yansımasıdır. Örneğin tek bir taksisi olmayan Uber Dünya'nın en büyük taksi şirketi, tek bir otel odası olmayan Airbnb Dünya'nın en büyük otel zinciri, tek bir içerik üretmeyen Facebook Dünya’nın en popüler medya şirketi, tek bir fiziksel stok bulundurmayan Alibaba ise Dünya’nın en değerli perakendecisi konumundadır.

Peki bu şirketlerin bu denli başarılı olmalarının sırrı nedir? En basit tabirle ortaya çıktıkları sosyal mecralardaki kalabalıkların (yani bizlerin), bütün işletme süreçlerinde aktif hale geçmesidir. Yani bir anlamda bütün bu şirketleri görevleri sadece film setini hazır etmek olan birer film yapım şirketine benzetebiliriz. Filmin senaryosuna, oyuncularına ve ne zaman çekileceğine ise tamamen bizler karar veriyoruz. Benzer doğrultuda, bu şirketleri futbolseverlere bir saha ve ekipman sağlayan halı saha şirketlerine benzetebiliriz. Maçtaki oyuncuların ve seyircilerin kimler olacağına ise yine futbolseverler karar vermektedir. Bu iş modelinin formülü, çalışan ve yenilikçi bir sistem kurmak ve bu sistemin doğru çalışmasını denetlemek fikrine dayanmaktadır.

Bu açık kaynak iş modeli, özellikle işletmelerin uyguladığı klasik iş modellerine ve işletme stratejilerine yakın gelecekte yıkıcı bir etki oluşturacak gibi gözükmektedir. Bu alanda daha detaylı okuma yapmak ve bilgi sahibi olmak isteyenlere Harvard İşletme Okulu’ndan Profesör Clayton Christensen’in eserlerini tavsiye ederim. Christensen eserlerinde özetle, bu açık kaynak sistemlerde oyun kuran olmanın oyuncu olmaktan daha önemli olduğunu savunmaktadır. Sonuç olarak, bu yenilikçi modelleri işletmelerine adapte edebilen şirketler uzun vadede kazançlı çıkacaklardır.

Sevgiyle,

Mustafa Kavas
mustafakavas@gmail.com

Bu yazı 804 defa okunmuştur.

Son Yazılar