Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Kudüs Onurumuzdur
Reklam
Mesut KAYA

Mesut KAYA

Kudüs Onurumuzdur

11 Aralık 2017 - 10:27

21 Mayıs 2017. Filistin’in el-Halil şehrindeyiz. Öğle namazı için Hz. Yunus Camii’ndeyiz. Rehberimizin verdiği bilgiye göre, burası tamamen Filistinlilerin oturduğu Halhul mahallesi ve televizyonda gördüğümüz şehid cenazelerinin kaldırıldığı camii. Namaz öncesi yaşlı bir hoca öne geçip bir şeyler söyledi. Halife Mutasım döneminde bir asker esir düşmüş. Halife o bir esiri kurtarmak için bir ordu donatmış ve esir kurtarılmış. Şöyle sürdürdü Filistinli konuşmasını: “Bugün hapishaneler Filistinli esir kardeşlerimizle dolu. Günlerdir aç ve susuzlar. Hatta bir halk tümüyle esir. Ne var ki hiçbir İslam ülkesinin kılı kıpırdamıyor!”

Bu konuşmanın mesajını namaz çıkışı uğradığımız Beytüllahim şehrinin sokaklarını ıssız ve sessiz görünce daha iyi anladım. Filistin hapishanelerinde, işgalci İsrail tarafından suçsuz yere tutulan binlerce genç, haksızlık ve kötü koşulları protesto etmek için kırk gündür açlık grevi yapıyordu. Filistin halkı da onlara destek olmak için bugün dükkanlarını açmamışlardı. Akşam namazı için camiye giderken gördüğüm duvar yazısı da meseleyi özetliyordu: Cûunâ kerâme (Açlığımız onurdur)!

Filistin’in İngilizlerce işgalinin 100. yılında Filistin topraklarındayız. Filistin’de bulunmak coğrafyamızın gerçekleriyle yüzleşmek demek. Filistin şehirleri bize hep bir şeyler anlatmaya çalışır. Aslında bize bizi anlatır.

İşte Kudüs bize neredeyse hiçbir peygamberin uğramadan geçmediği bir tarihi anlatır. Bize miracı, İslam’ın muhteşem dönemlerini anlatır. İlim tahsili için gelen âlimleri, manevî  füyuzata erişmek için gelen velileri ve daha nicelerini anlatır. Tam biz bu düşüncelerle yol alırken birden İsrail askerleriyle karşılaşır ve gerçeğin bütün çarpıcılığıyla yüz yüze geliriz: 15 asırdır İslam’ın olan bu mübarek topraklar işgal altındadır!

Hemen yanınızda utanç duvarlarını görürsünüz sonra. Bir halkın esaretinin işaretleridir bunlar. Müslüman kardeşlerimizin kendi öz vatanlarındaki tutsaklığının göstergeleridir. Filistin halkı, izinsiz Kudüs’e hiçbir şekilde girip çıkamaz. Yani Filistinli Müslümanlar kendi ülkelerinde Kudüs’e ve Mescid-i Aksa’ya hasret yaşarlar.

İşte Halil şehrindeki Harem-i İbrahim’deyiz. Aşağıdan bakılınca karşınızda büyük bir külliye. Ancak sadece mescit, Hz. İshak ve Hz. Sare’nin kabirlerinin bulunduğu küçük bir bölüm Müslümanlarca ziyaret edilebiliyor. Harem-i Şerif’in diğer kısımları Yahudiler tarafından sinagoga çevrilmiş. Sene 1994. Ramazan ayı. Sabah namazında yaklaşık bin kişilik bir cemaat vardı. Fanatik bir Yahudi camiyi taradı. 29 Müslüman şehit olurken 300 kişi de yaralandı. Çıkan olaylarda 400 kadar Müslüman şehid oldu. Harem-i İbrahim 9 ay kapalı tutuldu. Açıldığında yüzde yetmişine Yahudiler el koymuştu.

Bize Harem-i Şerif hakkında bilgi veren görevliler, Yahudilerin  Mescid-i Aksa için de benzer bir plan düşündüklerini, yakında uygulamaya koyacaklarını söylediler. Üzerinden bir ay geçmeden dedikleri gibi oldu. Yahudiler Mescid-i Aksa avlusunda bir genci şehit ettiler. Ardından Mescid-i Aksa’yı  ibadete kapattılar. Başta Türkiye olmak üzere bu duruma İslam dünyası çok ciddi tepki verdi ve Yahudiler geri adım atmak zorunda kaldılar.

1980 yılında İsrail meclisi Kudüs’ü başkent ilan etti. Ama hiçbir ülke bu kararı tanımadı. Bizim Filistin’de bulunduğumuz günlerde Kudüs’ü ziyaret eden ABD başkanı geçtiğimiz günlerde Kudüs’ü başkent olarak tanıdı. Bu karar Filistin davasını tekrar gündemimize taşıdı. Bugün kendi gerçeklerimizle yeniden yüzleşiyoruz.

Filistin kanayan yaramız bizim. İslam dünyasının başındaki en büyük imtihan. Çözemediğimiz, çözmek için güçlü bir irade ve uzun vadeli bir strateji ortaya koyamadığımız temel meselemiz. Bu bakımdan Filisitin’in, Kudüs’ün, Mescid-i Aksa’nın özgürleşmesi için mücadele vermeliyiz. Kudüs onurumuz bizim. Kudüs özgürleşmeden, İslam dünyasının özgürleşmeyeceğini bilmeliyiz. 

Bu yazı 812 defa okunmuştur .

Son Yazılar