Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Bir Kurra Hâfız, Bir Özgün Ses: Hasan Kara
Reklam
Mesut KAYA

Mesut KAYA

Bir Kurra Hâfız, Bir Özgün Ses: Hasan Kara

15 Mart 2017 - 16:51

Zengen köyünü bilenler bilir. Patatesiyle meşhurdur. Patatesinin lezzeti dillere destandır. O leziz patatesler şimdi aynı lezzeti korumakta mıdır bilinmez ama Zengen, şimdilerde Sultan Ahmed Camii başimamı, Kurra Hâfız Hasan Kara’yı çıkarmış olmakla iftihar eder.

Köyümüze zaman zaman gelip o cezp edici sedasıyla ezan okuyan, mevlüt okuyan, Kur’an tilavet eden genç, siyah sakallı, nurani simalı bir Hasan Kara çocuk ruhumun derinliklerinde iz bırakmıştır. Belki ona olan hayranlığım nezd-i ilahide makes bulmuştur da, birkaç yıl sonra kendimi Hasan Kara’nın rahle-i tedrisinde hafızlık yaparken bulmuşumdur. 

Hasan Kara, İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra, Siyahser Kur’an Kursu’na kapanmış, 7-8 ay gibi kısa bir sürede hafızlığını tamamlamıştır. 1989 yılında Karaman’a geldiğimizde, hocam Seydişehir’deki ilk görev yerinden dönmüş, Yunus Emre camiinde İmam-Hatiplik yapıyor, Siyahser Kur’an kursunda hafızlık yaptırıyor. Yanı  sıra Ramazan ayında Araboğlu camiinde hatimli teravih kıldırıyor. İçimde o günlerden kalan yine aynı duygu: Çok güzel bir okuyuş, insanı derinden sarsan özgün bir ses…

Onun rahlesinde hafızlık yapmak harika bir duyguydu. Hocam sabah erken gelip masasına oturur. Biz rahlelerin önünde oturmuş, dersimizi hazırlamaktayız. Hocanın gelmesinden önce tatlı bir kavga: dersi ilk sen vereceksin ben vereceğim. Hoca geldiğinde sıra çoktan oluşmuştur. Hoca dersleri alır, dersleri zayıf olanlara kızar kimi zaman; ama bu kızgınlık şiddete dönüşmez hiçbir zaman. Dersler bitince biz yeni derslerimizi hazırlamaya koyuluruz. Hocanın arkasında bir kitaplık vardır. M. Asım Köksal’ın İslam Tarihi’nden öğleye kadar okur. Allahu alem orada bitirilmiştir o ciltler. Kim bilir o sessizce yapılan okuma faaliyeti, kaç öğrencinin zihninde filiz vermiştir.

Ne oldu bilmiyoruz, hafızlığa başladıktan üç beş ay sonra, hocamız değişti, bir başka hoca geldi. O günlerde çok üzüldüğümü hatırlıyorum. Yeni hocadan çok hazzetmesek de derslerimizi ihmal etmeden sürdürdük. Artık hafızlığı bitirmeye doğru, hocam tekrar bizi dinlemeye başladı ve onunla bitirdik hafızlığı. Hitâmuhu misk oldu. Konya’ya hafızlık imtihanına hocam götürdü bizi. Hasan Kara’nın hafızı olmak, imtihanı kazanmak, tarifi imkansız bir mutluluktu. 

Sonraki yıllar ben İmam-Hatip ortaokuluna başladım. Başımızda kavak yelleri. İhmale uğrayan hafızlık. İki üç yıl süren dalgalanma. Üç yıl sonra baktım ki elden giden bir şeyler var; koştum Kur’an Kursuna. Bir yaz kapanacak hafızlığımı sağlayacağım. Ancak hocam artık o yıllarda yurt dışı görevine gitmiş. Hocanın yokluğundan içimde bir hasret duyduğumu hatırlıyorum.

Hocam, yurt dışı görevini bitirdikten sonra, İstanbul Haseki Eğitim ve İhtisas Merkezi’nin Kıraat bölümüne intisap etti. Aşere-i takrip okudu. Kıraat ilminde önemli bir mevki ihraz etti. Kurra oldu. O mükemmel sesi ve okuyuşunu, kıraat ilminin en ince detaylarını öğrenmekle taçlandırdı. Bu onun ilme ve öğrenmeye olan iştiyakının bir nişanesiydi. Mesleğine olan aşkının ve hıfzına olan sadakatinin bir tezahürüydü.

Bizim orada meşhur bir deyim vardır: Boğulacaksan büyük denizde boğul. Kurra Hafız Hasan Kara’ya da onca emek ve gayretten sonra Karaman küçük gelirdi artık. Doğru olanı yaptı, İstanbul’da kaldı. Sultanlar şehri İstanbul’un Sultan Ahmed Camii’ne tayin edildi. Bu onun mesleğinin zirvesine yükselmesi, hak ettiği yere gelmesi demekti.

Hafız Hasan Kara bir ömür Allah’ın kelamını tilavet etti. Onun sesi, nefesi ve ruhları cezbeye getiren okuyuşuyla, Kelamullah’ın mucizevî yönü ete kemiğe büründü. Kur’an-ı Kerim’in ruhlara huzur, gönüllere şifa veren veçhesi, onun tilavetiyle inananlar yüreklerle buluştu. Allah’ın izniyle, “Ümmetimin en şereflileri Kur’an hafızlarıdır” nebevî müjdesine nail oldu. Bir yandan hafızlar yetiştirdi, kıraat okuttu. Hocalığın en bariz vasfı olan talim hassasiyetini devam ettirdi. Kim bilir kaç öğrenci, onun cazibesine kapılıp Kur’an’ı hıfz aşkıyla rahleye oturmuştur? Kaç talip kıraat ilimleri okumak üzere ilim yoluna süluk etmiştir?

Kendisini yakın zamanda ziyaret imkanım oldu. Arkasında namaz kıldım, okuyuşunu dinledim. Yıllar o ses, nefes ve okuyuştan hiçbir şey kaybettirmemiş, aksine daha bir mükemmelleştirmiş. Uzun yıllar olmuştu görüşmeyeli. Hasret giderdik. Gördüm ki, hocam Kur’an’a hizmet aşkından ve heyecanından hiçbir şey kaybetmemiş. Ülkemizin en güzel camilerinden birinde görev yapmanın verdiği şuurla vazifesindeki dinamizmini sürdürüyor. Bir yandan da Kur’an ve kıraat üzerine okumalarını, araştırmalarını devam ettiriyor. Kendisine Rabbimden sıhhat, afiyet diliyorum. 

Hocam bir de müjde verdi bana. İnşallah emeklilik sonrası, Karaman’a dönmeyi, bir Daru’l-Kurra (Kur’an Merkezi) kurup kıraat ilmini bu topraklarda yeniden yeşertmeyi düşünüyor. O gün hasbihalimiz esnasında gündeme geldiği gibi, bizim topraklar bu noktada biraz çorak. İnşaallah bu tür hizmetlerle Karaman tekrar mamur olur. Şehrimizin adı güzel ve güzide insanlarıyla anılır. 



Bu yazı 2410 defa okunmuştur .

Son Yazılar