Reklamı Geç
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Sosyal Medyanın Asosyal Yönü
Reklam
Merve UZUN

Merve UZUN

Sosyal Medyanın Asosyal Yönü

13 Şubat 2018 - 12:30 - Güncelleme: 14 Şubat 2018 - 19:00

Like’larlaYaşıyorum

Merhaba sanal sosyallik. Belki bir nebzeye kadar iradeli kullanım ile faydalı fakat durdurulamazlığı yüksek ihtimal olan sosyal medya bağımlılığı.

Normal hayatlarımızda sıradan bir hayat sergiler iken neden sosyal medyada farklı bir kişiliğe bürünürüz?

Neden normalde selam vermeyeceğimiz, yolda karşılaşsak bile dönüp bakmayacağımız insanlar ile takipleşiyoruz ve kişi listemizde onlar var?

Bir gün, paylaşımlarına bakarak evliliklerine hayran kaldığımız çiftler, diğer gün neden ayrılığın eşiğindeler?

Yazdıkları ile ülkesi için cevval bir klavye kahramanlığı yapanlar, neden gerçekte aynı ülke için parmaklarını dahi kıpırdatmazlar?

Aldığınız like’lar sizi de rahatlatmıyor mu?  Like’ı gösteren kırmızı sayısal ifade size de hoş gelmiyor mu? Like aldıkça hoş geliyor, hoş geldikçe paylaşım yapmıyor muyuz?

Telefonumuz en yakın arkadaşımız haline gelmedi mi? Devamlı paylaşımları takip etmeli, asla bir şey kaçırmamalıyız. Görülen akış ve durumlara yorumlar yapmalı, like’lar atmalıyız. Gülücük, gülücük, smiley, smiley, dil çıkaran smiley, göz kapatan smiley… Takip edemediğimiz, akışı kaçırdığımız zaman stres, sıkıntı…

Tabi bu arada reklamlar hiç boş durur mu? Tam da almayı düşündüğünüz şeyler hemen sağda, solda, yukarıda, aşağıda. Hatta bazen yanar yanar söner de…

Uzmanlar iş gereği dışında internette günde 6 saatten daha fazla vakit geçirilmesi ve bu ilginin 6 aydan uzun sürmesini “internet bağımlılığı” olarak nitelendirdi.

Yüzleşelim mi? Siz bir internet bağımlısı mısınız? Cevabınız hayır ise Siz, aileniz, varsa çocuklarınız, arkadaşlarınız, iş çevreniz çok şanslı.

Gittiğimiz mekanlarda ya da evlerde önce wifi şifresi istemiyor muyuz? Sohbetimizi yarı da kesip telefon ile uğraşmıyor muyuz? Gerçi bazen kesmiyoruz da konuşmamız yavaşlıyor sonra da iletişimi kesiyoruz. Bedenimiz orada ama kendimiz değil. Çocuklarımızın sorduğu soruları duymuyoruz. Bir komik kaza videosunu arkadaş sohbetine tercih edebiliyoruz.

Yine uzmanlar sohbetlerinin cep telefonu münasebetiyle kesintiye uğradıktan sonra konuşmanın kalitesinin düştüğünü söylüyor. Zaten şimdilerin sohbetleri de şunu izledin mi çok komik şunu gördün mü öldüm gülmekten… Hemen like’la…Paylaş…

Yan yana otururken sohbet etmek yerine yazışıyoruz.

Gel story yapalım sonra gidersin…

Fotoğraflara gülüyoruz, paylaşacaksak özeniyoruz sunuma. Yayınlayacaksak geziyoruz… Onun dışında yabancıyız birbirimize hatta kendimize…

Hayatımızda en gereksiz olayları bile çek, share, çek, share

Yürek yakan olayları, yardım etmek yerine çekiyoruz, resmini buluyoruz, paylaşıyoruz. İşin en ilginç yanı sonra da bir şey yaptım zannederek vicdan rahatlatıyoruz.

Yiyeceklerimizi önce çekip sonra paylaşıyoruz ki ardından yemesek te olur…

Kitap alıyoruz resmi ile birlikte paylaşmak için birkaç satır okuyoruz, sonra da kitabı bir kenara atıyoruz… (Yanındaki kahve fincanını da unutmayalım.)

Sosyal medyada okuduğumuz her söze ve habere inanır, doğrusuna bakmayız…

Hayata doğrudan bakmak yerine bir objektiften bakıyoruz.

Hep mutluyuz, hep güzeliz, her daim ne yapıyoruz, hep biliniz…

Hadi biraz istatistiklere bakalım:

Yaklaşık bir buçuk milyar kullanıcı ortalama 17 dakikada bir sosyal medyaya giriyor ve bu istatistik genç kullanıcılarda ortalama 7 dakikaya kadar düşüyor.

İnsanlar günde, ülkesine göre, 30 ila 70 kez cep telefonlarını kontrol ediyor, bu sayı kimilerinde 150’ye kadar çıkıyor.

İş gününün dörtte biri internette iş dışında şeyler yaparak geçiriliyor.

Instagram’da 57 milyon selfie var.

iPhone kullanıcılarının yüzde 28’inin sabah yataklarından kalkmadan, yüzde 80’i kalktıktan sonraki 15 dakika içinde Twitter akışına bakıyor.

İnsanlar bir gün içinde, kolektif olarak, toplam 40.000 yıllık zamanı Facebook’ta harcıyorlar.

Beş milyondan fazla Facebook kullanıcısı 10 yaşın altında.

Yedi milyarlık dünya nüfusunda, yaklaşık dört milyar cep telefonu sahibine karşın üç buçuk milyar diş fırçası sahibi var.

Deloitte’nin 39 ülkede yaptığı anket araştırmasına göre sosyal medya bağımlılığında Türkiye birinci sırada.

Selfie, selfie, paylaş, paylaş, like, like. Ön kameradan bu kadar kendimize bakıp ve bu kadar da kendimizi göremiyoruz…

Oğlum bilgisayarın başından kalk, telefonunu bırak, bunların dışında da bir dünya var desek, “Hadi ya linkini atsana” diyecek…

Evde yangın çıksa 112’yi aramak yerine tweetleyeceğiz ya da facede “Yanıyor hissediyor” yapacağız durumumuzu.

Dünyada sosyal medya bağımlılığı klinikleri kuruldu.

Şimdi dünyada anı yaşamayı seçen kamerasız teyze haber oluyor.

Oysaki insanın kendini bilmesi sonra da yaratıcıyı bulması için çok ta zaman yok.

Yazımın sonuna geldim. Genelde –meli, -malı ile biten nasihatlerin olduğu bir sonuç bölümü olur ama bunda yok. Sadece kendimi de içine katarak, farkındalık oluşturmak istemekti amacım. Bazı kelimelerin altını çizdim, niye olduğunu siz biliyorsunuz.

Selametle

 







 

Bu yazı 1550 defa okunmuştur .

Son Yazılar