Reklam
Reklam
“Güven”li Çocuk Yetiştirme Sanatı
Reklam
Merve UZUN

Merve UZUN

“Güven”li Çocuk Yetiştirme Sanatı

30 Mart 2016 - 10:42

Çocuklarımıza doğumlarından itibaren verebileceğimiz en güzel hediye “kendine güven” duygusudur. Kendine güvenen çocuklar hayatı izlemez, yaşar, yaşamının nesnesi değil öznesi olur. Hayır diyebilen, kendinden emin, güçlü bir çocuk olur.

Kendine güven duymayan bir çocuk ise her kötü duruma boyun eğmek durumunda kalarak sosyal ilişkileri ve davranışları olumsuz etkilenir.

Özgüven ve güven birbirine çok yakın ve bağlantılı kavramlardır. Bu duyguların kazandırılması hususunda bizlere düşen görevleri minik önerilerle sunmak istiyorum sizlere.

Çok beklemeye ya da ilerilere gitmeye gerek yok. Çocuğumuzun yaşamının ilk yıllarında hatta ilk aylarında, kendine ve dünyasına güven duyabilmesi için en önemli ve büyük desteğimiz acıktığı zaman karnını doyurmamız olacaktır. Anlayacaktır ki “Açlığım çabucak gideriliyor, bu dünya yaşamaya değer bir yer”.

Bebeğimizin temel fizyolojik ihtiyaçlarını karşıladığımız vakit, miniğimiz onda olan tüm potansiyel değerleri en üst seviyede geliştirme imkanı bulacaktır.

Onu her fırsatta kucağımıza alıp okşarsak yine bebeğimizin güven duygusunu kazanmasına yardımcı olacak aynı zamanda sevildiğini anlamasını sağlamış olacağız.

Çocuklarımıza karşı koşulsuz sevgi sahibi olduğumuzu onlara da yansıtmalıyız. Sevgimizin onların yanlış davranışları ile azalabilen bir yapıda olduğunu düşünmemeli çocuklarımız. Yanlış söylemlerimizle zaman zaman bu durumu çocuğumuz maalesef dünyasında büyütüyor:

Yanlış Örnek: Annen olmam ama senin, sevmem seni o zaman.

Çocuğumuzun bize yönelttiği her soruyu onunla göz teması kurarak dinlemeli, sabırla cevaplamalıyız. Böylelikle ona hissettirmeliyiz ki “Söylediklerim dinlenmeye değer ve kıymetli”. Ayrıca cevabını bilmediğimiz sorulara o anı geçiştirmek adına yanlış bilgilerle karşılık vermemeliyiz. Biz bir ebeveyniz. Herşeyi bilmek zorunda değiliz ve bilemeyiz de. Sözlerine güvenilir doğru konuşan çocuklar yetiştirmek için “Bilmiyorum” demeyi bilmeliyiz.

En önemli noktalardan birisi de çocuğumuzu değil, onun yanlış davranışını eleştirmeliyiz:

Yanlış Örnek: Neden böyle yaptın? Beceriksizsin!

Doğru Örnek: Bunu şöyle yapsaydık sence daha doğru olmaz mıydı?

Böylelikle onu utandırmamalı, doğrusunu nasıl yapacağını açıklamalıyız. Çocuğumuz da ben neden böyleyim demek yerine hata odaklı çözüm aramaya başlayacak, hata üzerinden çözüme gitme yolunu bulacaktır.

Ayrıca yine bu duruma yakın bir nokta daha var; Çocuğumuza ne yapmamasını değil, ne yapması gerektiğini söylemeliyiz. Olumsuzluklarla dolu cümleler olumsuzluklar doğurur. Ne kadar da olumlu ve ılımlı cümleler kurarsak o kadar verimli ve başarılı sonuçlar alacağımıza inanıyorum. Örneğin şiddet içeren oyuncakları tercih eden oğlumuza:

Yanlış Örnek: Silahlarla oynamamalısın, ne kadar kavgaşar bir çocuksun!

Doğru Örnek: Silahlar canlılara zarar veren kötü aletlerdir oğlum.

Çocuklarımızın hata yapabilir olmasını olgunlukla karşılamalıyız. Her yetişkinin yapabileceği gibi her çocuk ta elbette ki hata yapacaktır. Önemli olan ise çocuğumuz ile birlikte sıkı bir iletişim kurarak onu rencide etmeden, ona suçluluk duygusu hissettirmeden, hatalardan ders çıkarmaktır.

Aile içi kararlarda istişare toplantıları yaparak, çocuklarımızın da fikirlerini almalıyız. Fikirlerine değer verilen çocuk üretmeye devam eder:

Doğru Örnek: Tatlım şöyle bir ihtiyacımız var sence bunlardan hangisini tercih etmeliyiz? Gel özelliklerini birlikte inceleyelim.

Sözlerini tutan bir birey yetiştirmek istiyor isek çocuklarımıza verdiğimiz sözleri tutmalı, tutamayacağımız sözleri vermemeliyiz.

Çocuklarımızın sırlarını saklamalı onları bir başkasının yanında utandırmamalıyız. Onların da minik bir yetişkin olduğunu, özel bilgilerinin olabileceğini, bazı duygularını başkaları ile paylaşmak istemeyebileceğini aklımızdan çıkarmamalıyız.

Bir çocuk için annesi ve babası dünyayı temsil eder. Çocuk anne ve babası nasıl davranıyorsa, dünyadaki herkesin de aynı şekilde davranacağını düşünür.  (M. Scott Peck)

Buna kendisi de dahil…

Bu yazı 9529 defa okunmuştur .

Son Yazılar