Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Çocuğuma Okuyorum 2
Reklam
Merve UZUN

Merve UZUN

Çocuğuma Okuyorum 2

06 Ocak 2017 - 00:08 - Güncelleme: 06 Ocak 2017 - 00:15

Selam Dünya

Nursima sınıfa girdiğinde çok sevdiği arkadaşı Esma’nın gelmiş olduğunu gördü. Hemen gitti arkadaşının yanına ve ona selam verdi: “Merhaba Esma”. Esma da Nursima’ya “Merhaba” dedi. Nursima, Esma’nın yanına oturdu. Konuşmaya başladılar.

Nursima mahallelerine yeni taşınmış olan bir çocuktan bahsetmeye başladı Esma’ya. Çünkü bir hayli kafasına takılıyordu bu çocuk Nursima’nın. O çocuk diğerlerinden çok farklıydı.

Nursima: “Esma, o çocuk başka bir ülkeden gelmiş. Erkek olmasına rağmen uzun bir elbise giyiniyor, başına da bir şey sarıyor. Türkçe konuşmayı da bilmiyor. Sanırım bu yüzden kimse ile konuşamıyor, canı çok sıkılıyor olmalı” dedi.

Diğer arkadaşları da sınıfa gelmeye başladılar. O sırada ders zili çaldı ve Derya Öğretmen sınıfa girdi. “Günaydın çocuklar” diyerek sınıfı selamladı. Çocuklar da hep bir ağızdan “Günaydın öğretmenim” dediler.

Derya öğretmen konuşmaya başladı: “Çocuklar az önce size günaydın dedim ve size selam verdim. Siz de bana günaydın dediniz. Böylelikle biz selamlaşmış olduk.”

Selamlaşmak ne demektir çocuklar? diye sordu Derya Öğretmen.

Berke parmak kaldırdı. Derya Öğretmen: “Berke sen söyle” dedi.

Berke: “Merhaba, günaydın, iyi akşamlar, iyi geceler demek selamlaşmaktır öğretmenim” dedi.

“Evet, aferin Berke” dedi Derya Öğretmen ve devam etti  “ Selamlaşmak insanlar arasındaki iletişimdir. Barışı, sevgiyi, saygıyı, arkadaşlığı, dostluğu ve kardeşliği ifade eder. Biz kendi dilimizde kültürümüzde ve dinimizde, merhaba, selamünaleyküm, iyi günler, günaydın, hayırlı geceler diyerek selamlaşıyoruz. Ayrıca hiç konuşmadan da gülümseme, el sallama, baş eğme, göz kırpma şeklinde jest ve mimiklerimiz ile de selamlaşırız.

Farklı ülkelerde de farklı farklı selamlaşılıyor biliyor musunuz? Hiç merak ettiniz mi? Farklı dillerde konuşan insanlar nasıl selamlaşıyorlar?

Nursima ve Esma birbirlerine baktılar ve gülümsediler.

Nursima parmak kaldırdı ve öğretmenine mahallelerine yeni taşınan, arkadaşı Esmaya bahsetmiş olduğu çocuğu anlattı.

Derya Öğretmen: “Nursimacım, anlattığın arkadaşın dilimizi bilmediği için kendini yalnız hissediyor olmalı. Bence sen ülkelerinin selamlaşma şeklini öğrenip, ona selam verebilir ve kendini iyi hissettirebilirsin.” dedi.

Nursima’nın gözleri parladı. Evet bunu yapabilirdi. Çünkü az önce öğretmeni selamlaşmanın barış ve kardeşlik olduğunu söylemişti.

Derya Öğretmen farklı ülkelerin selamlaşma şekillerini anlatmaya başladı:

-Çin’de “Nia Ho” diyerek alınlarını yere değdirirlermiş biliyor musunuz?

Bu arada tüm çocuklar öğretmenlerinin tarif ettiği selamlaşmayı yapmaya başladılar.

-Çocuklar Yeni Zellandalılar burunlarını birbirine değdirerek selamlaşırlarmış.

-Amerika’da eller yumruk şeklinde birbirine tokuşturulur ve “Hello” denirmiş.

-Filipinlerde el alına konulurmuş. Konmadan önce de “Malo Po” denirmiş.

Çocuklar farklı ülkelerin selamlaşmalarını yapmaya çalışırken çok eğleniyorlardı.

-Hindistan’da yaşlıların ayağına dokunulurmuş. Buna “Pranama” denirmiş.

-Japonya’da eğilerek ve “Konnichiwa” diyerek selamlaşılırmış.

-Tibet’de dil çıkararak selamlaşılırmış.

Çocuklar en çok bu selamlaşmayı sevdi. Uzun uzun dil çıkararak selamlaştılar. Kahkahalar havada uçuşuyordu

-Arabistan’da “Merhaben” denerek selamlaşılırmış.

-Türkiye’de yani bizim ülkemizde ise el sıkışarak “Merhaba” diyoruz.

Çocuklar en sonunda birbirleri ile el sıkıştılar ve yerlerine oturdular.

Nursima artık ne yapacağını biliyordu. Okul çıkışı ilk işi mahallelerine yeni taşınan o çocuğa gidip “Merhaben” demek olacaktı.

Bu yazı 1343 defa okunmuştur .

Son Yazılar