Reklam
Reklam
Reklam
Suudiler ve Sapıklık
Reklam
Mehmet KARAGÖZ

Mehmet KARAGÖZ

Suudiler ve Sapıklık

09 Kasım 2017 - 10:08

Suudi Arabistan başta olmak üzere Arap Ülkeleri Osmanlı’ya sırt çevirmenin, Osmanlıyı arkadan vurmanın, İngiliz ve Fransız kafirleri ile iş tutmanın ceremesini çekeceklerini hep söyledik ve yazdık.

Gelişmelere bakılırsa bu günleri çok iyi günler. Daha kötü ve felaket dolu günler daha geride…

Arap Ülkelerinin içine düştüğü bencillik anlayışı ve bu anlayışı mesnet edinen İngiliz ajanları Osmanlı ve Türk düşmanlığı temelinde düşmanlıklarını köpürttüler.

- Türkler, Müslümanlığı terk edip Avrupalı oldular.

- Osmanlılar sizi yüzlerce yıldır sömürdüler.

- Türkler batıyı barbarlıkla Arapları da şefkatle yok etmeye çalıştılar.

… gibi iftira ve yalanlara kanan Araplar, kendi başlarına güya bağımsız olduklarını zannederek, gerçek ve modern köleliğe boyun eğdiler. Batının dilini aldılar karşılığında dinlerini verdiler. Batının yaşam tarzını aldılar, karşılığında ahlaklarını verdiler. Batı dostluğunu elde ettiler buna mukabil Türk dostluğunu kaybettiler.

Yüz yıl sonra Tayyib Erdoğan’ın onlarla gönül teması kurarak bu anlayışlarını yok etmesi ile akılları başlarına geldi.

- Türkler aslında cavır falan olmamış.

- Onlar da müslimanmış hoyu demeye başladılar.

Hatta, İsraile karşı duruş sergilemeye başlamışlardı ki, ABD de bulunan paraları Türkiye’ye tranfer edeceklerdi ki, başlarına görülen musibetler geldi.  Boyunlarındaki boyunduruk serbest hareket etme imkanı vermiyordu.

ABD ve İngilizler arasında süren paylaşım savaşının mezesi durumuna geldiler. Bir İngiliz bir ABD soymaya devam ediyorlar. Allah’ın verdiği uçsuz bucaksız petrol tükenmeyince soyulmanın boyutunu hesaplayamadılar. Çünkü çok para. Ne kadar verseler geride kalan yine çok fazla. Arkası da çok. Yer altında hesapsız varlık var.

Büyük şeytan hilelerini iyi kurgulamış olacak ki, Arap parasına el koyuyor ses yok. Terörü siz kurup besliyorsunuz diyor paralara el koyuyor ses yok. Sıra geldi prenslere işadamlarına ve petrodolar zenginlerine.  Onları da içeri tıkmaya başladılar. Yakında halka kadar inip herkesin elinde, evinde ne varsa toplayacaklar. Geriye kalan bina, insan bitki varsa onu da bombayla yok edecekler. Hala yaşayanlar olursa onlarda Türkiye’ye sığınacaklar.  İyi mi?

İyisi şu, paraları cavırlara dağıtıp kendilerini de bize yıkacaklar.

Evet buna hazır olun.

Sonrası daha vahim. ABD ve İngiliz cavırları bu defa mal bulmuş mağribi gibi bize saldıracak, bu terörisleri siz koruyorsunuz, hamilik yapıyorsunuz diyecekler.

Haydi. Topların namlusu, uçakların güzergahı bize çevrilecek. İşte o zaman seyredin gümbürtüyü. Belki de dünya yeniden savaşacak. Herkes barut koklayacak. Allah korusun asla istemeyiz.  

Suudiler buraya nasıl geldi. Suudoğulları İngiliz ajanı Lawrens ve diğer ajanların yönlendirmesi ile gerçek İslam’dan koptular. Bu yetmemiş gibi, kendi içlerinden özel eğitilmiş din adamı kılığındaki din düşmanları da, gerçek İslam’dan kopuşu alevlendirdiler.  Adeta yeni ve taze bir dinsizlik dini ihdas ettiler. Adına da Vehhabilik dediler. Muhammed bin Abdulvehhab isimli Necidli bir fitnebaz, İbni Teymiye’den alarak topladığı sapık fikirleri sistemleştirdi. Suudoğulları da yine İngiliz kafirlerinin desteği ile devletleştirdi. Yetmedi bir de bu dinsizlik dinini yayılmacı politikalarla dünyaya yaymaya çalıştılar. Hatta bizim ülkemizde bile bir hayli rağbet gördü. Mezhepsizlik veya selefiyecilik adı altında din adamı görülen satılmışların eliyle revaç görmeye devam ediyor. Burada isimlerini saymak istemediğim ama hepinizin tahmin ettiği hoca kılıklılar bu yayılmaya destek oldular. İmam hatip ve Yüksek İslam enstitüsü camiasında yaygın yer buldular. Bazı partilerimizin tabanlarında etraflıca yerleştiler. Bazı tarikatlar da onalara uydu. Fetö nün de pek çok fikri bu kaynaktan beslenmektedir. Çünkü hocası da vehhabiliğin kurucusu olanların kaynaklarından beslendi. Hoca talebesi ile ölçülürmüş. Ve sonunda bu güne geldik.

Şimdi yapılması gereken aziz milletimizin bunları çok iyi tanımasıdır. Ehl-i sünnet yolundan ve alimlerimizin çizgisinden kopmamaları bunların boynunu kırar.

Bizim savaşımız da bu yönde olmalı. Doğruluktan ayrılmadan itikadımızı bozmadan, dört hak mezhebin aydın yolundan gitmeliyiz. Kurtuluş buradadır. Bu yol Kuran – Sünnet - İcma ve kıyası yoludur.

Bu savaşı da Ehl-i sünnet müslimanları olarak bizler kazanmalıyız.

Bu uğurda emri maruf ve ilimle cihat etmekten geri durmamalıyız.

Gazamız mübarek ola…

Mehmet KARAGÖZ

Bu yazı 523 defa okunmuştur .

Son Yazılar