Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Sarıklı Şövalyeler!...
Mehmet KARAGÖZ

Mehmet KARAGÖZ

Sarıklı Şövalyeler!...

20 Şubat 2017 - 09:56 - Güncelleme: 14 Mart 2017 - 12:05

Reşit Rıza   Muhammed Abduh   Cemaleddin Afgani    Musa Kazım

Büyük Osmanlı İmparatorluğunun hasta yatağına yatmasından itibaren mantar gibi türeyen din, vatan ve millet düşmanları hem Osmanlıyı yıkmış hem de aynı topraklar üzerinde yeni bir sömürü düzeni kurmuşlardır.

Masonluk içinde en kıymetli zümre tapınak şövalyeleridir. Bunlar son derece gizli ve sırlı olup, faydaları çok katkıları hesapsızdır. Bunun benzeri bir teşkilatlanmayı, aynı gizlilik ve gizemlik stratejisi ile İslam içinde uyguladılar. Tapınak şövalyeleri zihniyetinde özel hainler yetiştirip, cübbe, sakal-sarık ve kavuk takıp İslam dünyasına saldılar. Bu gizli insanları o dönemde tanımak çok zor olsa gerektir. Tanıyanların da tepki vermesi, bu adam bu yanlışlığın şu bataklığın içine düşmüş demesi yüksek seciyeli bir cesaret gerektirir. Buna rağmen cılız sesler yükselmiş, reddiyeler yazılmış, bazı devletler bu hainleri o tarihte bile sınır dışı etmişlerse de, İslam’a zarar verme esasına dayalı varlığı olan adamları tanımak için bir asır geçmiştir.

2023 e sağ salim erişebilme çabalarını bu yüzden iyi anlamalı.

Hatta memleket düşmanları ile İslam düşmanlarının bu ülkeyi 2023 yılına erişmesin diye engel koyma çabalarını da tabi ki.

Sanırım Osmanlı’nın güç zaafiyetini fırsat bilen azılı düşmanlar pek çok çirkinliği güzel görünen ambalajlara sarmışlar. Ya da afyon zehirini şeker kâğıdına sarıp sunmuşlar. Yoksa bu kadar parlak dini şiar içinde olan müslimanları afyonlanmak, uyuşturmak kalabalıkları etkisiz hale getirmek kolay olur muydu?

Baksanıza yorulmadan ırılmadan Osmanlı topraklarında ayrışan ülkelere ve onların maddi ve manevi tüm değerlerine sahip olmak mümkün mü?

Peki nasıl olmuş.

Buyurun.

Öncelikle bir tane İslam âlimi görünümlü, başı kavuklu adam yetiştirip alana salmışlar. Her türlü desteği gizlice sağlamışlar. O da, türemiş de türemiş. Üremiş de üremiş. İslam dünyasında siyon rüzgârlarıyla bunun türettiği hainler parlatılmış, masum gariban müslimanlar da bunları kendine rehber edinmişler. Bu baş hainin türettiği hainlerden bazılarının kitablarını imam hatip okulunda okurken parasız dağıttıklarının şahidiyim.

Her ne kadar bu bozuk akımların başlangıcını İbn-i Teymiye’ye endekslemek doğru ise de, biz hemen ardından hain yayılımı daha da hızlandıran başka bir aktivist ile harabatın başladığını duyuralım istedik. Bu yıkıcı aktivist Cemaleddini Efgani’dir.

(1838, Esadabad - 9 Mart 1897, İstanbul),

Çok süratli bir hayatı vardı. Efgani, Osmanlı İmparatorluğu topraklarını şeytan gibi dolaştı. Bunu yaparken bir ayağı sürekli emir aldığı batıda kaldı. Ayrıca, Mısır, Hindistan, Irak, İran, Fransa, Rusya ve İngiltere'de çeşitli dini ve siyasal etkinlikleri organize etti. Görüşleri ve etkinlikleri nedeniyle bu ülkelerin pek çoğundan sınır dışı edildi. Çünkü o gün müslimanlar eğriyi doğrudan ayırabilecek durumdaydı. Ömrü, II. Abdülhamid’in daveti ile geldiği İstanbul’da bitti. Abdulhamit Hanın niyetinin ne olduğu ayrı mevzudur. Zararını azaltmaya matuf olduğu biliniyor.

İlk eğitimlerini Irak'taki Şii merkezleri olan Kerbela ve Necef kentlerine giderek aldı. İslam dünyası en acı harablıkları bu Şiilerden görmüştür. Neyse.

Burada malum beyin yıkama işlemi tamamlandıktan sonra Hindistan’a gidip yerleşti. Bu bölgeye gidince İstanbullu, batıya gidince Afganlı olduğunu söyler ve yazar ama aslında İranlı’dır. Yani karanlık adamdır.

Şimdi biz bu adamın karanlık fikirlerini saymadan etkilediği insanları saymaya çalışacağız. Zaten etkilenen insanlar yıkımı gerçekleştirmiştir.

Bu adam köşe başı olacak kimseleri gözüne kestirip, onlara ışık tutmuş, onları kullanarak daha geniş çevrelere tesir etmiş, bozuk düşüncelerini yaymıştır. İslam toplumunda ayrışmalar, geleneklerden sapmalar, siyasi ve fikri gruplaşmalar dönemi başlamıştır. Tabi en önemli ayrışma itikadi ve temel inanç sitemi üzerinde olmuştur.

Masonluk tapınak şövalyeleri ile maruftur. Ancak sarıklı şövalyeleri türetmek Efgani’nin maharetidir. Masonlarla çalışan Efgani, baş tutar adamlar yetiştirdi demiştik. Onlardan bazılarını çok kısa olarak arz edelim. Zira bu sarıklı farmasonları çok iyi tanımalıdır. Osmanlıyı yıkan bunlardır.

  1. Muhammed Abduh. Yetiştirdiği ve çok değer verdiği masonlardan biridir. Hatta varisidr. İslam’a en çok zarar verenlerin başında gelir. Mısır’da İslam âlemine âlim yetiştiren üniversite olarak bilinen El-Ezher üniversitesinde hocalık ve kahire müftülüğüne getirildi. Beyrut’a Yahudilik, Hristiyanlık ve Müslümanlığı bir araya getiren dernekler kurdu. Çağrışım yaptırıyor olması lazım.
  2. Reşit Rıza. Abduhun bir numaralı talebesidir. Mısır’da El-Menar dergisi çıkardı. (Eldavetü velirşad) medresesinde hocalık yaptı. El-muhaverat kitabında, Ehl-i sünnet mezhebine ve fıkıh kitaplarına saldırdı. Amaç gerçek İslam’ı yıkmaktır. Vehhabiliği övüyor ve doğru yol olarak gösteriyor. Mucizeleri cinlerin varlığını ve daha pek çok iman konularını inkâr eder.
  3. Seyyid, Muhammed ve Emine Kutub kardeşler. Bunlarda mısırda Abduh’un tilmizleri olarak faaliyet gösterdi, isyanlar yaparak, fitnelere sebeb oldular. Yazdıkları kitablarda İslam çizgisinden insanları çıkartmaya çalıştılar. Kendi kitaplarından pek çok islama aykırı düşünceyi savundukları açıkça görülür.
  4. Mehmet Akif Ersoy. Milli şairimiz olmakla halkın büyük beğenisini almış biri olarak Efgani’nin ve Abduh’un peşine takılması kendisini yerle yeksan etmiştir. Bu yüzden Sultan Abdulhamit Han’ a düşman olmuş O’na “kızıl sultan” ve “kızıl kâfir” deme cüretkârlığını göstermiştir. Mesela Safahat kitabında; 422 sh.
    “Mısırın en muhteşem üstadı Muhammed Abduh.”

“Çıkarıp gönderelim hâsılı şeyhim yer yer,

Oradan âlem-i İslama Cemaleddinler.”

Ayrıca;

Ey bunca zamandır bize te’dip eden Allah

Ey alem-i İslamı ezen, inleten Allah,

Bizler ki senin va’di ilahine inandık

Bizler ki binüç bu kadar yıl seni andık

Bu mısralarda ve benzeri şiirlerde defalarca şeyhim dediği Efgani’ye ve Abduh’a övgüler düzmüş, gerçek Allah inancına darbe vurmak hedeflenmiştir.

Bunlara tabi olduğunu söyleyen bazı ittihat terakki cemiyeti üyeleri, Jön Türkler, Batılı Aydınlar ve diğerleri.

Daha sonra gelenlerden ve günümüzde yaşayanlardan Mevdudi, M. Hamidullah, Salih Özcan, Hayrettin Karaman, Nurettin Yıldız, Mustafa İslamoğlu, Y. Nuri Öztürk, Abdülaziz Bayındır, Süleyman Ateş, İskender Evrenesoğlu, Zekeriya Beyaz, Ali Şeriati, Adnan Oktar, Musa Carullah, Ömer Öngüt, Yusuf El-Kardavi v.b çok sayıda alim olarak bilinen ama bu ekolün devamı olduklarını savunan insanlar aynı yolda olduklarını iftiharla söylemekten çekinmemektedirler.

Bu gün her kim bu ekol mensubu alim kılığındaki din tahripçilerine sevgi gösterir, kitablarını okur, takdir ederse aynı yolda yürümeyi kabul etmiş demektir.

Bu yol ise, adamı veya ülkeyi veya milleti, cehenneme götüreceği kesindir. Ama bu yolun dünyada götüreceği yer Kiliseler birliği, Noon tarikatı, Siyonizm merkezi ve şeytani yollara ulaştırır.
Aman dikkat edelim. Aldanmayalım.

Mehmet KARAGÖZ
Gazeteci Yazar

Bu yazı 696 defa okunmuştur .

Son Yazılar