Reklam
Reklam
Reklam
Gelişen Türkiye
Reklam
Mehmet KARAGÖZ

Mehmet KARAGÖZ

Gelişen Türkiye

28 Haziran 2017 - 21:13

Osmanlıya eskimiş kokuşmuş gerici zihniyet diyenler, yabancı güçlerin de himaye ve destekleri ile Osmanlıyı yıktılar. Yine dış destekli batı hayranlığı felsefesine dayalı T.C ni kurdular.  Bize göre sorun yok varsın olsun!..

Ancak, sistem kurucuları 1000 yıllık millet geleneklerini yok ederek, aynı yolun yolcusu olan bir millet olmayı red ettiler. Top yekûn milleti bozmaya, ahlakını, dinini, inancını yıkmaya cüret ettiler. Taa Menderes geldi, sağ veya müsliman çevrelere nefes aldırmaya azmetti ki, onu da yediler. Tekrar hükümranlığı ele alarak aynı yola devam ettiler. Milletin yoluna değil. Özal gelince biraz daha nefes alacak kadar fırsat oluştu. Bu fırsatın Özal’dan kaynaklandığını anladılar O’nu da yediler.  Tekrar dümeni eline alan malum zihniyetin temsilcileri 2001 kriziyle ülkeyi de batırıp defolup gittiler.

AKPARTİ nin iktidara gelmesiyle sağ kesime mensub, yüzyılın muzdarip, mahzun insanları artık hayatta kalabileceklerine kani oldular. Bu gelişme aslında Yeni Türkiye’nin madden ve manen gelişmesini sağlayacak yeni zihniyetin doğuşu olacaktır. Belki de T.C nin tarihini yazanlar bu olayı en büyük hadise olarak kayıt düşeceklerdir.

Zira, bütün kurumları ve yetkili köşe başı taşları ile sistem müslimanları yok etmeye bölmeye kurgulu iken, tüm çarklar artık İslamın nurunu aydınlatmaya matuf olarak harekete geçecektir.

Zamana bırakarak, yavaş yavaş sistemin çarklarını faydalı hale getirme çabası halen devam ediyor. Örneğin, faydalı hale dönüşen çarklardan birisi de TRT’ dir.

 Milleti bozmak için sittin sene çaba sarf eden TRT bu dönemde Ertuğrul, Pay-i taht, Yunus Emre v.b filimlerle milli ruhu ayağa kaldırırken, manevi ruha da el atmaya başladı ve bir ay süren Kur’an-ı Kerim yarışması düzenledi.

Finalinde Cumhurbaşkanı da katılıp, İslam tarihinde çok konuşulan yankı yapan 1590 lı yıllarda KARAHİSARİ'nin hazırladığı mükemmel tezhipli Kur’an-ı Kerim’ini yarışmada dereceye girenlere hediye etti. Hazırlanan 50 altın, 30 altın gibi maddi külfetlere hiç iltifat edilmedi.

Bakıyorum da TÜRKİYE nereden nereye gelmiş.

Ramazan ayında başbakan ve bakanlar başta olmak üzere herkesin huzurunda zıkkımını yudumlayan cumhurbaşkanları gördü bu millet. Söver gibi. Hakaret eder gibi.

Hatta “gibisi” fazla. Bihakkın hakaret etmiş oldu.

İsmail Cem gibi Moskova hayranlarının ve daha nice milletine ters insanların yönettiği, yataklı sahnelerin gırla gittiği bir TRT den bir ay süren Kuranı Kerim yarışması ve milletin gururunu okşayan, ruhunu sıvazlayan bir döneme gelmiş olmak son derece memnuniyet verici.

Sadece bu durum bile güzel ülkemizin hangi noktaya geldiği veya getirildiği açık seçik ortada değil mi? Ülkemizin halkıyla bütünleşen, milletine gurur veren bir yere hususu gözlem yapabilenlerin, her an her yerde görebilecekleri bir vakı’adır..

Ama görebilmek, algılayabilmek ve farkında olabilmek için bambaşka bir ilim, irfan ve iz'an gerek. Ee bu da herkese nasip olmuyor. Allah ne buyuruyor: (Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir.) Başka bir Ayet-i Kerime Abese-17: (Kahrolası insan ne kadar da nankördür.)

Uzakları yaklaştıran yüksek hızlı trenlerin oluşturduğu, otoyollarla örülen örümcek ağını görmezsen,
Çuvalı sırtlayıp uçakla 40 dakikada istediği yere ulaşabilen köylünün duyduğu hazz duymazsan,

Her marka lüks otomobillerin kasaba ve köylerde bile FİNK atmasını görmezsen,

İstanbul’a 3 tane hava limanının yetersiz hale gelmesi, başka ülkelere uçak gemisi siparişleri alındığını göremezsen,

Asrın en üstün teknolojilerini kullanarak tank, tüfek, helikopter, füzeler, İHA’lar gibi savaş araçlarını yapmayı hatta satmayı beceren bir ülkenin vatandaşı olma gururu yaşamazsan,

Dahası var karşıya denizin üstünden mi gideyim, altından mı tercihini yapabilme şevkini. Kıbrıs’ta iki adım gitmeye çalışırken her adımda DUR borusu ötünce duran bir ülke iken, ordusu yabancı ülkeye girip şehirleri teslim alıp geldiği halde kimsenin GIK diyemediği ülke olmanın tadını yaşamazsan,

560 tünelle dağları geçilir yapmış, bir o kadar da inşa halinde olan 2 yılda 1000 tane gölet yapan bir ülkede yaşadığını anlamazsan,

Yapacak bir şey yok. Bunun adını da siz koyun.

Şehirlerdeki gelişmeler, sağlık eğitim, ihracat, enflasyon v.b hiçbir konuya değinmeye gerek var mı sizce? Bence yok.

Evet, gerek yok. Sadece görmek bakmak ve algılamak yeterlidir. Eğer nankör değilsek.
Allah herkese vicdan ve iz’an ile bakmayı nasip etsin.

Bu yazı 1040 defa okunmuştur .

Son Yazılar