Reklam
FETÖ MÜCADELESİ NASIL OLMALI
Mehmet KARAGÖZ

Mehmet KARAGÖZ

FETÖ MÜCADELESİ NASIL OLMALI

16 Temmuz 2018 - 10:49


FETÖ ihanet örgütü, sadece kolluk kuvvetleri ile mücadele ederek yok edilecek bir örgüt değildir. Çünkü tahsilli, kıravatlı, üst mertebeleri işgal etmiş, çok sinsi ve kripto yapısı varken, içimizde, yanı başımızda her alanda bukalemun gibi kökleşmiş iken bunları yakalayarak, içeri atarak bu örgüt sonlandırılamaz. Ancak, şu ana kadar yapılan mücadeleyi de görmezden gelmek hainlere destek vermek olur.

 

Sadece Sayın Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve emniyet güçlerimizin bu yalnızlık içinde ve yalnızlık psikolojisi ile verdikleri bu savaş her türlü takdirin üstündedir. Milletçe 15 temmuzda ölümüne yapılan savaşı da takdir etmemiz şarttır. Fevkalade bir savaşla bu günü atlatarak zafer elde edilmiş, tarihimize bir meydan muharebesi daha kazandırılmıştır.

 

Sapık ve küfür olan fikirleri ile mücadele de edilmelidir.

 

Fetö nün 40 yıl camilerde verdiği vaazlar ve yazdığı kitaplar, yayınlar tam bir sapıklık hezeyanıdır. Bunu görebilmeli, karşı çıkabilmeliydik. Bu fikirleri yok edecek bir alim ve yazar bu güne kadar yetiştirememişiz.

Nerden anlıyoruz?

 

Onlarca tarikat, onlarca ilahiyat, binlerce İmam Hatip binlerce vakıf ve derneklerden hatta koskoca diyanetten birileri çıkıp, bu sapığın şu kitabında, şu vaizinde yazdığı ve söylediği şu düşünce yanlıştır.

Dinde böyle bir şey yoktur. Bu konunun doğrusu şöyledir.

Dedi mi? Demedi.

 

Bilakis diyanet reisi yazdığı bir kitabı önce büyük medhiyelerle önce Fetö ye takdim ediyordu. Herkes kulağının üstüne yattı. Hatta kabulkar göründü. Pek çok kimsede seslenirsem, Fetö’yü kötülersem bana her kötülüğü yaparlar diye düşünüp kuyruğunu kıstırdı.

 

Aslında olan şey kimsenin dinini bilmediği için Fetö’ nün fikirlerini “din”miş gibi kabul edildi. Kandırılmış gençlere altın nesil denildi. Afrika’dan getirilen şarlatan çocuklar iki türkü söyledi diye ağlaşıldı, gözyaşı döküldü.

 

Yurt dışındaki okul dedikleri ihanet ocaklarına Türk Bayrağı asıldı diye gurur duyuldu.
Zamanın cumhurbaşkanı bile bu ülkelere gittikçe ilk bu okul adı verilen yerlere ziyarete gidildi.  Fetö’nün yanlışını görüp şüphe etmek varken takdir ve taltif edildi. Her siyasi ve devlet büyüğü onunla fotoğraf verdiler.

 

Namazda ellerini göğsüne bağlayan fetö' cülere neden böyle yapıyorsunuz 14 asırdan beri nemazda eller göbek altına bağlanırdı. Diyen oldu mu? Olmadı.

 

Kendi yazdığı Prizma kitabında ve zaman gazetesinin çocuk ilavesinde imanın şartı dörttür diye yazarken hiç kimse bu nasıl bir küstahlıktır dedi mi? Demedi

 

Hristiyanlar ve Yahudiler de cennete girecektir dediğinde kim itiraz etti. Hiç kimse.

 

Dinler arası diyalog çalışmalarını tüm dünyada yaparken, papazlara iftar yemekleri verilirken, bu nasıl bir meymenetsizlik, bu kucak kucağa papaz sevicilik neyin nesi diyen oldu mu? Hayır olmadı.

 

Tesettür teferruattır, dinde böyle bir hüküm yoktur derken kim ağzını açıp höt dedi.

Yerinizi korumak ve işinizde yükselmek adına içki şarap içeceksiniz dedi mi? dedi.

 

Gençleri önce yurtlarında toplayıp sonra ehil olanların evlere aktarılması ve oralarda özel eğitimlerle gençler yıllarca zehirlenirken, kim şüphelendi. Hiç kimse

 

Bu soruları sayfalarca sıralasak bitmez. Ama anlaşıldı ki, böyle bir ortamda Fetö gibi hainlik odağı sinsi ve CİA destekli bir yapı yine de az revaç görmüş. Daha fazla genişleyebilirdi. 200 general değil 400 general, yüzlerce Prof değil binlerce olabilirdi.

 

Demem o ki, biz önce kendi dinimizi iyi bilirsek, hiçbir hain ve sinsi hırsız bizim dinimizi çalamaz. Mesleğimizi iyi bilirsek kimse bizi işimizden alıkoyamaz. Kültürümüzü ahlakımızı iyi tanırsak kimse bizi yabancılaştıramaz, aklımızı çelemez.

 

Sonuç olarak; devletimizin önce ilkokuldan başlayan doğru İslam, güzel ahlak ve milli ruh aşılamalı, körpe beyinlere bunu kazıması şarttır. Sonra, doğru iman, doğru ameller netleşmelidir. Bu milli birliğin ihdasını bize kazandıracaktır.

 

Ulu orta her meydana çıkıp da,

  • Yok kadere iman ne menem bir şeymiş,

  • Peygamber hangi ara bu kadar hadis söylermiş,

  • Mezhepler de ne olacakmış,

  • Sen meal oku, dinini ona göre yaşa,

  • Alim, evliya, tesavvuf dinde yoktur, bunlar safsata şeylerdir,

  • Adem Aleyhisselamın babası vardı.

  • Sen pis kokan bir çamurdan mı yoksa maymundan mı gelmeyi tercih edersin  diyen hınzır, zındıkların ve hoca gılıklı, fetö benzeri hainlerin, devlet yakasına yapışmalıdır. Dur bakalım sen nerenin ajanısın, kime çalışıyorsun hesabını sormalıdır. Bu ve benzeri ne kadar sapık fikir varsa bu fikirleri sürekli çürüten doğru iman ve amel sahibi alimler TV lerde meydanlarda var olmalıdır.

Devletimiz; öncelikle bu temel ortamı oluşturmalıdır.

 

NOT: 15 yıl önce Dinler arası diyalog tuzağı kitabını yazan ve şüpheli olarak vefat eden arkadaşım Mehmet Oruç’un Fetö mücadelesini yok saymam düşünülemez. Allah rahmet eylesin.

Bu yazı 991 defa okunmuştur .

Son Yazılar