Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Dini Güncellemek
Mehmet KARAGÖZ

Mehmet KARAGÖZ

Dini Güncellemek

09 Mart 2018 - 10:55

Dini güncelleme, dinde yenilik ve reform yapmak arzusu, Taa… İbn-i Teymiye ve onun tilmizleri ile birlikte başladı.

Esasen İslam da ilk fitne taa… Daha eskilere dayanır. Fitneyi ilk ortaya çıkaran (Abdullah bin Sebe) isminde Yemenli bir Yahudidir. Bu Yahudi, Müslüman görünerek önce Basra’ya geldi. Güncellediği pis fikirlerin ana fikri şöyle idi.

“İsa (aleyhisselam) tekrar dünyaya gelecek de, Muhammed gelmez mi? O da gelecek, Ali ile birlikte dünyayı küfürden kurtaracak. Hilafet Ali’nin hakkı idi. Üç Halife, Onun hakkını elinden zorla aldı” diyordu.

Bu pislik o zaman Basra’dan kovuldu. Kufe’ye gelip, halkı kışkırtmaya başladı. Buradan da kovuldu. Şam’a geldi. Şam’da da yüz bulamayınca Mısır’a kaçtı. Mısır’da, kendisini Ehl-i beytin aşığı olarak tanıtarak, Halit bin Mülcim, Sudan bin Hamran, Gafıki bin Harp ve Kinane bin Bişr gibi soysuz, azılı haydutları etrafına topladı.

“Ali’ye uymayanlara düşman olmak lazım” ve kendisine inananlara da, “Peygamberden sonra, en üstün Ali’dir” diyordu. Sözlerine inandırmak için, âyetlere yanlış manalar veriyor, hadis uyduruyordu. Bu güncelleme ile 22 kolu olan ejderha gibi bir fitne doğdu. Sonuç al sana ŞİA.

Sonra İbn-i Teymiyye adında alim mi alim, bilgili bir fitnebaz biri ortaya çıktı. Uzatmayalım o da güncelleme yaptı. Tüm Ehlisünnet âlimlerinden reddiye aldı. Ama yazdığı güncel fikirlerinden ne doğdu biliyor musunuz? Al sana VEHHABİLİK.

Daha sonra bu sapık fikirler dallanıp budaklandı. Her İslam ülkesinde başka adlarda teşkilat, tarikat ve benzer kurumlar oluştu.

Bu güncellenmiş fikirlere aldanan bazı maşalar; Osmanlı topraklarında yaşayan nice din adamı kılığına girmiş din hırsızları tarafından kurgulanarak yapılan sinsi çalışmalar sonunda nereye gelindi onu da bilin bakalım. Al sana MEZHEPSİZLİK (sahte selefilik)

Bunların da uzun yıllar çabalar göstere göstere günümüz şartlarında ulaştıkları hedef nedir dersiniz? Al sana ME’ALCİLİK.

Ee bu kadar ileri giden sinsi hareketler boş durur mu?

Durmadılar…

ABD ve benzeri İngiliz planları ile İslam ülkelerinde melek görünümlü şeytanlar, kuzu postuna girmiş kurtlar, CİA güdümlü olarak harıl harıl çalıştılar. Kocaman kocaman adamlar oldular. İmanlı gençlik diye onları bağrına basanlar çoğunluktaydı. Hiç kimseye ağız açtırmadan gönüllere de yerleşerek ülke sathına yayıldılar. Yetmedi tüm dünyaya dağıldılar. Ülke son dakikada direkten döndü. Allah bu milletin gönlüne baktı da nusretini ihsan eyledi. Kim bunlar bildiniz değil mi? Al sana FETÖCÜLÜK.

Elbette bu kadardık değil. 14 asırdır daha nice güncelleme ve reform hareketleri dinimize ve müslimanlara büyük yaralar açtı. Ancak bir hakikat hep var oldu. Allahü Teâlâ’nın vaadi hep dinimizin üstünde bir gölge gibi oldu. Kıyamete kadar O’nun korumasında olacaktır. Rabbimizin vaadi var. Kuran-ı Kerim’de bu vaadi çok net.

Değerli okuyucularım,

İslâmiyet, Allahü Teâlâ’nın emirleridir, Hükümleridir. Hâkim, Allahü Teâlâ’dır. Emri de, hükmü de Kur’ân-ı kerîm’dir. Her asırda reformcular, gerçek İslâmiyeti, dünyadan kaldırmaya çalıştılar. Buna devam edecekler. Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîm’i, yalnız okumak için göndermedi. Amel için, din âlimlerinin, anlayıp fıkıh kitaplarında bildirdiklerini uygulamak için gönderdi. Bunları yapacak, yaptıracak da hakiki din âlimleridir. Bunlara (Ehl-i sünnet âlimi) denir.

Böylece; Mısır’, Arabistan, Suriye’yi ve Irak’ı hemen bozdular. Fransızlar, İngilizler, birinci cihan harbinden sonra buraları işgal ettiler. İslâm düşmanlığını, ahlâksızlığı, merhametsizliği getirdiler. Hürriyet getiriyoruz diyerek, çeşitli fırkalar, partiler ve gruplar kurdular. Her grup, diğerlerine düşman oldu. İslam dünyasındaki insanları parçaladılar. İkinci dünya savaşından sonra, çekip giderlerken de, din cahili, zalim kimseleri müslimânların başında bekçi bıraktılar. Bu dinsiz hükümetler, zindanlarla ve i’dâmlarla, ehli sünneti ve hakîkî islâm âlimlerini yok ettiler. Muhammed Abduh, Reşît Rızâ ve Seyyid Kutb ve Mevdûdî ve teblîğ-ı cemâ’atçılar gibi mezhebsiz, reformcu, sahte din adamları da, kitâbları, mecmû’aları ve gazeteleri ile hak yolundan sapık yollara yönelttiler.

Gerçek İslam, Türkiye haricindeki ülkelerde bitirildi. İslam’ın adı kaldı, özü yok oldu.

Özde müslimanlık değil, sözde müslimanlık kaldı. İslam, ilim üzerine kurulduğundan, ilim ve âlim kalmayınca, İslâmiyet bozuldu. Bulut olmayınca, yağmur beklemek, mu’cize istemek olur. Sonuç; al sana DÜZMECE SAHTE MÜSLİMANLIK.

Bu hainler ve onları maşa olarak kullanan kefereler, bozulmamış, saf ve gerçek İslamı yaşayan, genelde Sünni olan tek ülke TÜRKİYE’ yi de bozma emelleri taşıyorlar. binaenaleyh çok sinsi ve özel planlarla üst mevkileri işgal etmiş olabilirler.

Milletin çok sevdiği, bağrına bastığı ve asla kopmayacağı gerçek devlet adamlarımızı etkileyerek, onların nüfuzunu da kullanarak, emellerine kavuşmaya çalışabilirler. Son zamanlarda büyük tartışma konusu olan ve gerçek müslimanların üzülmesine sebep olan GÜNCELLEME tartışmasının altında bu etkiler yatıyor olabilir.

Bizler Agâh olacağız. Uyanık olacağız. Başımıza bu taş nerden geldi, neden geldi… Hemen anlayacağız. Taş atan hainleri bulup, birbirimize girmeyeceğiz. Fitneye pabuç bırakmayacağız. Hangi dönemde fitneye uydu isek, hem İslamiyet hem müslimanlar ağır zarar görmüş, telafisi mümkün olmamıştır. Vee İslamın sırtında kambur olarak kıyamete kadar sürecektir.

Aman haa.

Zinhar! gaflete düşmeyeceğiz.

Bu yazı 862 defa okunmuştur .

Son Yazılar