Reklam
Reklam
TERAVİH NAMAZI İLE İLGİLİ MÜHİM MESELELER
Reklam
Mehmet Ali KIRBOĞA (KARASAKAL HOCA)

Mehmet Ali KIRBOĞA (KARASAKAL HOCA)

TERAVİH NAMAZI İLE İLGİLİ MÜHİM MESELELER

28 Mayıs 2019 - 09:38

Abdurrahman b. Avf (r.a.)’in nakline göre Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:”Allah size ramazan orucunu farz kıldı. Ben de onu (geceleri) ihya etmenizi sünnet kıldım. İnanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek ramazan orucunu tutan ve (gecelerini) ihya eden annesinden doğduğu günkü gibi günahlardan temizlenir.” Hadisi Nesai hasen bir isnadla rivayet etmiştir. Ancak Nesai hadisin sıhhatı hakkında herhangi bir açıklama yapmamıştır. Bazılarının ileri sürdüğü gibi Hz. Ömer (r.a.)’in değil Resulullah (s.a.v)’in sünneti olduğunu göstermektedir. Hz. Ömer (r.a.)’in yaptığı teravih namazının bir imamla, cemaatle kılınmasını sağlamak olmuştur. Daha önceleri sahabe teravih namazını ayrı gruplar halinde kılıyor, sesi en güzel olan imama tabi oluyorlardı. Bu durumu gören Hz. Ömer (r.a.),”Kur’an-ı teğanni ile okuduklarını görüyorum.Buna mutlaka engel olacağım”dedi.Bir müddet sonra Hz. Ömer (r.a.) Übey b. Ka’b( r.a.)’e Müslümanlara teravih namazı kıldırmasını emretti.Asarü’s sünen’de (II,50) zikredildiği üzere Hz. Ömer (r.a.)’in söz konusu uygulamasını Buharı Halku ef’ali’l-ibad’da ayrıca İbn Sa’d ve Ca’fer el-Firyabi Nevfel b. İyas el-Hüzeli’den rivayet etmişlerdir.Haberin isnadı sahihtir.Delil olarak yukarıda zikredilen hadisleri naklettikten sonra açıklamasına şöyle devam etmektedir:Teravih namazının Hz. Ömer (r.a.)’e nisbet edilmesi ise Müslümanları Übey b. Ka’b (r.a.) imamlığında cemaat olarak kılmalarını sağlaması sebebiyledir.” Hz. Aişe (r.anha) şöyle anlatmaktadır : Resulullah (s.a.v.) bir gece mescidde namaz kıldı.Hz. Peygamber (s.a.v.)’i gören sahabe (r.a.e.) de O (s.a.v)’in kıldığı namazı kıldılar.Hz Peygamber (s.a.v) ertesi gece yine kıldı.Bu defa sahabe (r.a.e.) daha kalabalık olarak kıldılar.Sahabe (r.a.e) üçüncü ve dördüncü gece de namaz kılmak için mescide toplandılar.Ancak Hz. Peygamber (s.a.v.) mescide çıkmadı.Sabah olunca Resulullah (s.a.v) “Sizin namaz için toplandığınızı gördüm.Bu namaz size farz kılınır endişesiyle mescide çıkmadım.Bu ramazan ayında kılınan bir namazdır” buyurdu. El-Hidaye müellifinin,”Hulefa-i raşidinin teravihi yirmi rekât kılmaya devam ettikleri doğru değildir. Zira Hz Ebubekir (r.a.) teravihi yirmi rekât kılmamış ve kıldırmamıştır.” Demiştir. El-Fetih’de(1,407)bu iddaya verilen cevab şudur:”Hulefa-i raşidinin teravihi yirmi rekât kılmaya devam etmiştir” cümlesi, genellikle böyle olduğunu ifade etmektedir. Halifelerin hepsi değil Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali (r.a.e.) yirmi rekât kılmaya devam etmişlerdir. El-Hidaye müellifi,”Hz. Ömer ve Osman (r.a.)’nın teravih namazını cemaatle yirmi rekât olarak kıldıkları sabit değildir”ifadeleriyle üç halifenin de teravihi yirmi rekât kılmaya devam etmediklerini kastetmiş olmalıdır. Teravihde,(Ramazan boyunca) bir kere hatm-i şerif sünnettir ve yirmi yedinci gecede hatmi tamamlamak efdaldir. Çünkü Ramazanın yirmi yedinci gecesinin Kadir Gecesi olduğuna dair pek çok haberler vardır. Hafız olan imam cemaatin tembelliğinden dolayı bu namazda yapacağı hatm-i şerifi terk etmez. “El-ihtiyar” sahibi demiştir ki; “Bizim zamanımızda efdal olan, cemaate ağır gelmeyecek kadar okumaktır”. Bir kimsenin, Yatsı Namazını yalnız eda edip Teravihi imam ile kılması caizdir. Eğer bir kimse farzda cemaati terk ederse, Teravihi imamla kılmasa bile,Vitir Namazını imamla kılabilirler. İmam Ebu Yusuf’tan rivayet olunmuştur: “Ben imam Ebu Hanife’ye teravihin ve Hz. Ömer’in yaptığından sordum. Buna cevaben dedi ki ‘Teravih, müekked bir sünnettir. Hz. Ömer, kendi tarafından uydurmuş değildir ve ancak Peygamber efendimizden (Aleyhissalatü ves’selam), yanında kalmış bir gerçeği yerine getirmeye azmetmiştir”. İmam Şafii,”Mekke’de teravih namazını Müslümanların yirmi rekât olarak kıldıklarını gördüm” demiştir. Hz. Ömer (r.a.)’in emrettiği gibi teravih namazında her rekâtta yirmi ayet okunduğunda otuz gün çeken bir ayda Kur’an iki defa hatmedilmiş olur. Âlimlerimizin ise Kuran’ın ramazanda iki defa hatmedilmesinin sünnet olduğunu söylemiştir. Umdetü’l-kari’de (1,131) nakledildiğine göre el-Hidaye’deki açıklama şöyledir: Doğrusu onun sünnet-i müekkede olmasıdır. Hasan, İmam Ebu Hanife (r.a.) ‘in de bu görüşte olduğunu rivayet etmiştir. Zira Hulefa-i raşidin onu kılmaya devam etmiş. Hz. Peygamber (s.a.v.) de devam etmemesinin gerekçesini farz kılınması endişesi olarak açıklamıştır. Teravihin cemaatle kılınması sünnettir. Ancak bazı Müslümanların cemaatle kılmasıyla diğerlerinden cemaat sorumluluğu kalkar. Bir mescitte hiç kimse kılmazsa hepsi günah işlemiş olur. Bir kısmı teravihi cemaatle kıldıklarında ise kılmayanlar sevabı kaçırmış olurlar. Nitekim sahabe (r.a.e.)’nin de teravihi fert olarak kıldıkları rivayet edilmiştir. Kenzü-l-ummal’in (IV,284) İbn Şahin’den nakline göre İbnü’s-Saib, Hz. Ali (r.a.)’in kendilerine ramazanda namaz (teravih) kıldırdığını söylemiştir. Bu sebeple Bedai (I,228) müellifi cemaat ve mescitte kılmayı teravihin sünnetleri arasında zikredilmiştir. Zira Hz. Peygamber (s.a.v.) teravih namazını bir süre mescide cemaate kıldırmıştır. Daha sonra sahabe (r.a.) de teravih namazını cemaatle kıldırmışlardır. Buna göre teravih namazının mescitte cemaatle kılınması sünnettir. Yukarıda zikredildiği üzere Hz. Ömer (r.a.) zamanında sahabe (r.a.) ramazanda geceleri yirmi rekât namaz kılmaktaydı. Bir rekâtta iki yüz ayet okuyorlardı. Hz. Osman (r.a.) zamanında kıyamda uzun süre durmaktan bastonlarına dayanıyorlardı. Bu durumda onların teravihi hafız imamın arkasında kılmalarına rağmen Kur’an’ı hatmetmeleri düşünülebilir mi? Böyle bir düşünce sadece vehimden ibarettir. Böylece ramazanda teravih namazlarında Kur’an’ı hatmetmenin Hz. Osman (r.a.) dönemindeki sahabe (r.a.e.) uygulamasıyla sünnet olduğu anlaşılmaktadır. • Teravih, beş tervihadır. Her terviha da iki selamla dört rekâttır. Siraciyye’de böyledir. Bize göre, cemaatle beş tervihadan fazla kılmak mekruhtur Hulesa’da da böyledir. • “Bazıları da: Vitri, yalnız başına evde kılmak fazilettir.” Demişlerdir. Bu da, beğenilen bir görüştür. Tebyin’de de böyledir. • Erkeklerin.-bir ücret ile- bir kimseyi kiralayarak imam edip, evde teravih kılmaları mekruhtur. Çünkü imam kiralamak, fasiddir. İmamı kiralamanın fasid olması, mütekaddimin’in kavillerine göredir. Müteheahhirin ise, imam tutmayı ve benzerlerini caiz görmüşlerdir. Bu zamanda, kendisi ile fetva verilen kavil de, bu son kavildir • Bir mescitte, bir gecede iki defa teravih namazı kılmak mekruhtur. Fetavayı Kadihan’da da böyledir. • Bir imam, bir gecede, ayrı ayrı iki mescitte, tam olarak teravih namazı kıldırsa, ikinci kıldırdığı teravih namazı caiz olmaz. Serahsi’nin Muhıyt’inde de böyledir. Fetva da bunun üzerindir. Muzmarat’ta da böyledir. • Sünnet olan, teravihi bir defa hatimle kılmaktır. Bu cemaatin tembelliği ve üşenmesi sebebi ile terk edilmez. Kâfi’de de böyledir. • Bu zamanda, cemaatin gevşekliğinden, tembelliğinden, yorgunluğundan dolayı, en efdali, toplumun nefretini mucib olmayandır. • Bazıları da Fil Suresinden, Kuran’ın sonuna kadar olan sureleri okuyorlar. Bu,(hep ihlâs okunmaktan) daha güzeldir. Çünkü böyle yapmak, rekâtların adinde, şüpheye meydan bırakmaz ve kalbi, rekâtların sayılarını muhafaza ile meşgul etmez. Teenis’de de böyledir. • Fetva’da:”Bir kimse, bir selamla dört rekât kılmış olsa da, iki rekât başında oturmasa, namazı(istihsanen)bozulmaz.” Denilmiştir. Bu Ebu Hanife ve Ebu Yusuf (R.A.)’tan gelen bir rivayetin en açığıdır. Fadi bin Muhammed:”Bu durumda(teravih) bozulmadığı zaman, kıldığı dört rekât, iki rekât yerine kaimdir. Bu sahih olan bir görüştür. Siracü’l-Vehhac’da da böyledir. • Ebu Bekir el-İskaf’dan “Teravihde, oturmadan üçüncü rekata kalkan kimsenin durumu”soruldu; O da:”Eğer kıyamda iken hatırlarsa oturup selam vermesi münasip olur; şayet üçüncü rekatın secdesinden sonra hatırlar ve bir rekat daha kılarsa, bir selamla kılmış olduğu bu dört rekat, iki rekat(yerine)olur” dedi. • Mütehhirun, zamanımızda üç kısa ayet veya bir uzun ayet okumakla fetva verdiler. Taki, cemaate usanma hali gelir, mescitler cemaatsiz ve hareketsiz kalmasın. En güzel olan budur. Zahidide de böyledir. • Teravihde hatim yapmak isteyen imamın hatimi,ramazının yirmi yedisinde tamamlaması uygun olur.Muhıyt’te de böyledir. • İmamın, acele edip de, ramazanın yirmi birinde veya daha önce hatmetmesi, mekruh olur. • Şayet, hatim ramazanın yirmi yedisinde veya yirmi birinde tamamlanırsa teravihin geride kalanı terk edilmez. Çünkü (teravih) sünnettir. Cevherretü’n Neyyir’de de böyledir. • Teravihin geride kalanını terk mekruhtur. Esah olan budur. Siracü’l Vehhac’da da böyledir • Her hangi bir şerif-i (çift rekât) bozulduğu zaman, o rekâtlarda okunan sayılmaz ve onlar yeniden okunur. Böylece hatim, caiz olan rekatlerle tamamlanmış olur. Bazıları ise: “ O rekatlerde okunanlar da sayılır.” Demişlerdir. Cevherretü’n Neyyire’de de böyledir. • Ebu’l Hasib, ”Süvey b. Gafele yirmi rekâtta beş defa istirahat ederek ramazanda bize imamlık yapardı.”demiştir. Haberin isnadı hasendir. Ebu Bekir b. Ebu Şeybe’nin rivayetine göre de Said b. Ubeyd, ramazanda Ali b. Rabia’nın kendilerine beş defa istirahat ederek teravih namazını sonra da vitri kıldırdığını söylemiştir. Haberin isnadı sahihtir. Hz. Peygamber (s.a.v) ‘in başta Hz. Ebu Bekir ve Ömer (r.a.) olmak üzere hulefa-i raşidinin sünnetine uymamızı teşvik ettiğinede şüphe yoktur. İbnü’l Hümam,”Teravih namazını yirmi üç rekât kılmak müekked sünnettir, Ömer (r.a.) döneminde insanlar yirmi üç rekât teravih namazı kılıyorlar” demiştir. Hz Ali (r.a.)’in de teravihi imamına yirmi rekât olduğuna dair icma’ın bulunduğu anlamına gelmektedir. Netice itibariyle sahabenin teravih namazını yirmi rekâttan daha az kıldığına dair Muhammed b. Yusuf rivayeti dışında başka bir bilgiye sahib değiliz. Metin, Teravih namazınının okuyuşu hakkında bir açıklamada bulunmamıştır. Ulemanın çoğu: “Teravih namazında sünnet, Kur’an’ı bir kere hatmetmektir” demişlerdi. Bunun için, cemaat üşense bile bundan az okunmamalıdır. Teşehhütten sonra okunan dualar ise öyle değildir. Çünkü bu dualar sünnet olmadığından cemaatin usanmaması için imam onları terk edebilir. Zira bu dualar sünnet değillerdir. El-Hidaye müellifinin,”Hulefa-i raşidinin teravihi yirmi rekât kılmaya devam ettikleri doğru değildir. Zira Hz Ebubekir (r.a.) teravihi yirmi rekât kılmamış ve kıldırmamıştır.” Demiştir. El-Fetih’de (1,407) bu iddaya verilen cevap şudur: ” Hulefa-i raşidinin teravihi yirmi rekât kılmaya devam etmiştir.” Cümlesi, genellikle böyle olduğunu ifade etmektedir. Halifelerin hepsi değil Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali (r.a.) yirmi rekât kılmaya devam etmişlerdir. El-Hidaye müellifi,”Hz. Ömer ve Hz. Osman (r.a.)’nın teravih namazını cemaatle yirmi rekât olarak kıldıkları sabit değildir.” İfadeleriyle üç halifenin de teravihi yirmi rekât kılmaya devam etmediklerini kastetmiş olmalıdır. Teravihde (ramazan boyunca ) bir kere hatm-i şerif sünnettir ve yirmiyedinci gecede hatmi tamamlamak efdaldir. Çünkü Ramazanın yirmiyedinci gecesinin Kadir Gecesi olduğuna dair pek çok haberler vardır. Hafız olan imam, cemaatin tembelliğinden dolayı bu namazda yapacağı hatm-i şerifi terk etmez. EL ihtiyar sahibi demiştir ki ; “Bizim zamanımızda efdal olan, cemaate ağır gelmeyecek kadar okumaktır”. Bir kimsenin, Yatsı Namazını yalnız eda edip Teravihi imam ile kılması caizdir. Eğer bir kimse farzda cemaati terk ederek kılmasa, Teravihi cemaat ile kılması caiz olmaz. Eğer cemaat Teravihi imamla kılmasa bile, Vitir Namazını imamla kılabilirler. Ramazanın dışında, Vitir Namazı cemaat ile kılınmaz. Bil’icma caiz değildir. Ramazanda kılınan Teravih den başka, cemaat ile tatavvu’ (nafile) da kılınmaz. Şemsü’l-Eimme el Kederi (r.h.a.) den rivayet edilmiştir ki, cemaat ile tatavvu’ namazı, şayet cemaat birbirlerini davet ederlerse mekruhtur. Fakat bir kimse bir kimseye iktida eder veya iki kimse bir kimseye uyarsa, mekruh olmaz. Eğer dört kişi bir kimseye uyarsa, ittifakla mekruh olur. Kâfi’de böyle zikredilmiştir. Ebu Hanife’ (r.h.a.) den rivayet edildiğine göre; kendisi Ramazan ayında 61 hatim yapardı, bunun 30’u gecede, 30’u gündüzde, biri de Teravihte idi. Yine rivayete göre Ebu Hanife (r.h.a) ; 30 sene Sabah Namazını Yatsı abdesti ile kılmıştır. İcma bulunmaması sebebiyle caiz değildir. Şayet, cemaat birbirlerini çağırmadan ezansız ve ikametsiz Mescidin nahiyesinde kılsalar mekruh değildir. (Hızanetü’l Fetava) Sadrü’ş Şehid der ki: Şayet İmam ezandan ve ikametten önce Mescidin nahiyesinde cemaatle nafile kılsa mekruh değildir. (Camiu’l Fetava) Birbirlerini davetten maksat, çokluktur. ( Vani )

Bu yazı 158 defa okunmuştur .

Son Yazılar