Reklam
Reklam
ABDESTİ BOZAN HALLER
Reklam
Mehmet Ali KIRBOĞA (KARASAKAL HOCA)

Mehmet Ali KIRBOĞA (KARASAKAL HOCA)

ABDESTİ BOZAN HALLER

25 Aralık 2018 - 11:49

1-Boşaltım organlarından çıkan sıvı ve katı pislikler

   2-Kurtlar - Ufacık taslar

   3-Yellenme.

   4- Her bir uzuvdan çıkan dahili ve harici kan, irin ve sarı su abdesti bozar. Ölüden çıksa ölünün abdesti bozulmaz. Çıkan pislik yıkanır, abdesti iade edilmez). Erkek ve kadının ön taraflarından çıkan yel abdesti bozmaz. Lakin cima sebebiyle ön ve arka yolu birleşen kadından çıkan yelin nereden olduğu zor anlaşılmakla birlikte sahibi onu ayırt edebilir. Eğer arkadan çıkmışsa abdest bozulur. Eğer hangisinden çıktığını bilemiyorsa, ihtiyaten abdest almak mendup olur.

  Hastalıktan dolayı olmayan gözyaşı

   5- Ter. Sahih bir rivayete göre, şarap içen bir kimsenin teri abdesti bozmaz

   6- Bir yaradan, kulaktan, burundan ve ağızdan çıkan kurt ve yaradan düşen et parçası temiz olup, bunlara bulaşan necisin de akma durumu olmayacağından abdesti bozmaz.

   7- Kanlı kusmuklar (siyah, donmuş kan), hakiki mâi bir kan olmadığından, ağız dolusu olmadıkça abdesti bozmaz. Çünkü ağız dolusu olması midenin necasetinden ileri gelir.

   8- Ağız dolusu kusmak, gerek yemeden, gerek içmeden olsun, su, pıhtılaşmış kan veya safra olsun, midenin içinden ve necasetinden yanından geldiği için (veya akciğer hastalığı dolayısıyla) necistir ve abdesti bozar.

KUSMA ŞEKİLLERİ: 11-Ağızdolusu tabirinin ölçüsü, ağız serbest kapatılamaz ve konuşulamaz ise, ağız dolusu tabiri yerine gelmiş olur. 12- Aralı olarak gelen yemek kusmaları, ayrı ayrı iki kere veya daha fazla sayıda azar azar gelse ve sebebi de aynı ise, bu azlar biriktirildiği zaman tahminen ağız dolusu oluyorsa, abdesti bozar. Kusma bir defada ve az olursa abdesti bozmaz. Uzun bir aradan sonra olan kusmalar da bozmaz. 13- Ağız dolusundan az olan kusma veya sıvı olmayan kan, dirhemden ziyadece olarak namaz kılanın üzerine bulaşsa, namaza mani olmaz. Tâtârhaniye’de, Baştan inen kan ne kadar çok olursa olsun, eğer donmuş ise abdesti bozmaz. Bak: İbn-i Abidin: c.1, s. 128, Tab: 1324)

   Kusmalar ağız dolusu olursa abdesti bozar. Bahri Raik ve Nehru Faik müelliflerine göre bu kusma (ağız dolusu) yemeğin hemen akabinde olan kusma değildir. Bu kusma abdesti bozmaz. Ancak yemek midede yerleşmiş, sindirime tâbi tutulmuş bir süre geçtikten sonra kusma olursa abdesti bozar. (Süt emmiş bir çocuğun bir saat içinde çıkardığı kusmuk necistir.)

   9- Uyuyan kimsenin başından inen veya karnından çıkan su sarı ise temizdir. Namaza mani değildir. Bu hususun abdest bozulması ile ilgisi yoktur. Ölüden çıkan su ise necisdir. Kusulan yemek veya sıvı mideye vasıl olmadan, boğazdan geri çıkarsa ittifaken abdesti bozmaz. Ağızdan veya karından kan gelse, biraz fazlaca ve rengi kırmızı ise abdesti bozar. Rengi sarı ise ve tükrük hakimse bozmaz.

   10-  Namazda yalnız kendi işiteceği kadar gülen büyük mükellefin gülmesi namazı bozar, abdesti bozmaz. Sessiz tebessüm edenin ise abdesti de namazıda bozulmaz. Tilavet secdesinde ve cenaze namazında kahkaha ile gülenin abdesti bozulmaz ancak kıldıkları namazı batıl olur. Bu bozulan namazın rükulu ve secdeli sallati mükemel olması ve namaz abdesti ile kılınması halindedir. Zira gülmekle abdesti bozulan mükellef mushaf’a yapışabilir. Sabinin namazda gülmesi ile uyuyan uslu adamın gülmesi, şer’i hükümlerde zorlamaya müstehak olmadıklarından abdestleri bozulmuş olmaz. Bunlar namazda gülmekle yalnız namazları bozulur.

Kahkaha ile gülmek gusül (boy) abdestini bozmaz. Gusül bozulmayınca içindeki namaz abdesti de bozulmaz, namazda ise namaz bozulur. Lakin Feth-ül Kadir ve Haniye, kıyas dışı bir yasaklama cezası olmak üzere, boy ve kısa abdestten her ikisinin de bozulacağı hususunu tercih etmişlerdir. Keza cünüplükten dolayı teyemmüm eden biri namazda kahkahalı gülünce, namaz kılacak abdesti kalmamış olur. Ancak cünüplüğünü kaldırmak için yaptığı teyemmüm bozulmaz. Binaenaleyh, namaz için yeniden teyemmüm eder.

El Hasıl, yanındakilerin işiteceği kadar gülmenin abdest ve namazı bozmasının şumulü, Mushaf’a dokunmaya mani değildir. Yani gülmek ile abdesti bozulan Kur’an’a dokunabilir. Çünkü namazının ve namaz kılacak abdestinin bozulması, mükellef bir mü’minin, huzuru ilahide (namaz kılarken) kenndisine yakışmayan nahoş hareketinden dolayı bir zecirdir (o hareketten onu yapanı vazgeçirebilmek için getirilen yasak) gülmek gerçek bir ihtiyaç değildir. Çünkü namaz haricinde gülmekle abdest bozulmuyor, ancak namaz içinde gülünce bozuluyor. Bu hal hilafı kıyas bir şer’i yasaklamadır.

Hatta Cebrail, Nebiyyi Zişan Efendimize namazda iken gelip “Ümmetinden sana bir salavatı Şerife getirene, vacib Teala onlara bir yerine on salat eder deyince, efendimiz tebessüm ettiler. Cabir Bin Abdullah der ki, Nebiyyi Zişan beni nerede görse tebessüm buyururlardı, namazda bile olsa.

ABDEST ALIRKEN UZUVLARDAN BİRİNİ YIKAMAYI UNUTMAK: Bir kimse abdest alırken bir uzvunu yıkamadan geçse, sonra da hatırlasa, eğer kıldığı namaz nafile ise iade edilmez, farz namaz ise iade eder.

Abdest esnasında, azasının birini yıkama veya mesh etme hususunda şüpheye düşerse bakılır. Eğer abdest alma esnasında ise ve şüphe etmek evvelden adeti değilse, şek ettiği uzvun yıkanmasını veya mesh edilmesini iade eder. Eğer bu şek abdestten sonra ise, hiçbir şekilde iade edilmez. Abdestsiz biri, ibrik veya çeşme ile uğraştığını hatırlar, fakat abdest alıp almadığı hususunda şüpheye düşerse, abdestli sayılır. Bir kimse abdest aldığından emin olsa da bozulduğu hususunda şüpheli olsa veya bunun aksi, abdestli bulunduğuna emin olup taharet yapıp yapmadığı konusunda şüpheli olsa, şek (şüphe) ile yakîn (emin olmak) zail olmadığı için, yakîn ile amel olunur. Yani yapmış olduğu kanaatine gidilerek şek ettiği husus tutulmaz.

   11- Eğer tükrük ile kan müsavi ise, ihtiyaten abdest almak gerekir. Burada tükrüğün sarılığı, kanın az olduğunu belirtir. Kırmızılığı ise her ikisinin de eşit olduğunu veya kanın fazlalığını gösterir.

   12- Keza irin meselesinde, sümük kana karışırsa kan hükmünde olup abdesti  gerektirir. Kan sümüğe karışmışsa, o zaman tükrük ahkamına benzer.

   13-SÜLÜK, KENE VE SİNEĞİN KAN EMMELERİ ÜZERİNE: Abdestli bir kimseyi sülük veya büyük bir kene emer de bunlar emdikleri kan ile dolarlarsa, abdest bozulur, emdiği zaman dolmayan sülük, küçük kene ve sivrisinek gibilerde dem-i  mesfuh (akıcı kan) bulunmadığından sadece emmeleri ile bozulmaz. ( Hasan Basri Hazretlerine birisi sivrisineğin kanını sordu. Hasan-ı Basri muhatabına sorup onun Şamlı olduğunu öğrenince hayasızlığa bakın, ne gariptir ki evlad-ı rasulün kanını dökerler de sivrisineğin kanını sorarlar)

   14-Bayılan, deliren, sarası tutan, konuşmalarının çoğu gülünç ve mantık dışı olan, eğri büğrü yürüyen, sersemleşmiş ve sarhoş kimselerin abdesti bozulur. Zira bunlar, az da olsa uykudan ağır hallerdir. Velev ki sarhoşluk ot veya hapla olsa bile.

   15-Sarhoşluk ve kafa döngünlüğünde abdest: Sarhoş olan kimsenin lafı karışık, dili dolaşık, yürüyüşü bozuk ve konuşması abuk-subuk ise abdesti bozulmuş demektir. Velev ki sarhoşluğun sebebi zaruretten, haram olmayan bir sebepten olsun. afyon ve keskin hap ile dahi meydana gelen kafa döngünlüğü, yukarıdaki neticeleri istihsal ederse abdest yine bozulur.

   16-Bunamak: Abdesti bozmaz. Dürrü Muhtar müellifi Alaeddin-i Haskafi’nin açıklamasına göre bunamak abdesti bozmaz. Usulüne uygun alınan abdest ile eda edilen ibadet de sahihtir.

Bazıları da bunağı akıllı sabî hükmünde tutarak ibadeti sahih dediler. Tahtavi’nin Dürrü Muhtar hasiyesinde, bunaklık abdesti bozmaz. Bunaklık, akılda karışıklığı mucip bir âfâttır.  Bir derece olur ki, bunağın lafları karışık ve bozuk olur. Bunun neticesindeki ibadete fukaha, sıhhat ile hükmettikleri sabî huylu olduğundandır. Her ne kadar ibadetle mükellef değilse de bunaklık gidince yine ibadetinden sorumlu olur. Bunaklıkta yapamayıp geçirdiği ibadetleri kaza eder eğer az ise. Kaza yapacağı ibadeti çok ise, zorluk olduğundan muaftır.

17- Kahkaha ile gülmek abdesti bozar mı? Kahkahanın hududu, kendi yanındakinin işitmesidir. Namazda iken tahiyat okurken veya salliden önce olsa bile gülmek abdesti ve namazı bozar. Ancak, namazdan çıkmayı kastederek gülerse o zaman abdest ve namaz da bozulmaz. Bu imamı Züfer’e göredir. Selamdan önce, tahiyattan sonra veya secde-i sehv (yanılma secdesi) halin de kahkaha abdesti bozarsa da namazı bozmaz, çünkü namazın farzlarından eda edilecek bir şey kalmamıştır. Selamı terketmek bile namazın sıhhattine zarar vermez.

Cenaze namazı hariç, diğer namazlarda ve tilavet secdesinde mükellef büyükler, yanındakilerin duyacağı kadar, isteyerek veya istemeyerek gülerse, abdest ve namaz bozulur. Namazdan çıkma kasdı bile olsa.

Selamdan önce, teşehhüdden sonra, namazdan çıkma kasdı olarak kahkaha ile gülmek abdesti ve namazı bozmaz. Zira kendi iradesi ile çıkıyor.

GÖZYAŞINDAN ABDEST BOZULUR MU?: Gözünde bir hastalık (illet) olmayan kimsenin gözünden, ara sıra safi yaş aksa abdesti bozulmaz. Ağrı sebebiyle akarsa, her vakite bir abdest emrolunur. Âma, gözü ağrılı ve arızalı olup da zayıf gören kimsenin yaşının akması abdesti bozar. Devamlı akması halinde, o kimse sahib-i özür olur. Bir illet (göz hastalığı) sonucu olmadan, meselâ, ağlamak veya fazlaca gülmek neticesinde akan göz yaşı ile soğuk yüzünden akan yaş temiz olup, abdesti bozmaz. Rengi bozuk olmadığı için.

Kulak, göbek ve meme gibi uzuvların deliklerinden, ağrı ve acı ile gelen akıntı, bir yara ve hastalıktan dolayı ise abdesti bozar.

Mayasıl, basur rutubeti veya parmak araları pişintisi ve kabarcıkların içinden çıkan su abdesti bozmaz, hatta bunlar akıntıdan bile sayılmaz. Uyuzlu ve çiçek çıkartanların hükmü de böyledir. Sargının altı kan veya irin ile dolu olsa bile, sargının etrafından akmadıkça, yahut sargının yüzüne irin veya kan vurmadıkça abdest bozulmaz.

Sargı çözülünce kan ve irin görünürse abdest bozulur, görünmezse bozulmaz. Basurlu kimselerin dübürü dışarı çıktığı zaman kendiliğinden girerse, abdesti bozulmaz. Eğer, kendi girmez de eliyle katarsa abdest bozulur.

Elde bulunan çatlakların yıkanmasında bir zarar ve mahzur olacaksa, bunlar mesh edilir. Mesh edilince de zarar verirse, o çatlaklar hâli üzre terkedilir. Eğer daha da şiddetli zararı olacaksa, sudan sarfı nazar edip toprakta teyemmüm edilir. Demek oluyor ki bir kimsenin elinde çatlaklar olsa, yarıklar olsa, onun üzerini mesh etmekle yetinilir. Yıkanması farz olan uzvun birinde, fazladan parmak bitmiş olsa yıkanır. Farz mahalli olmayan azalardan ise yıkamak mendubdur

Bu yazı 763 defa okunmuştur .

Son Yazılar