TÜRKÇE DİL FERMANI ARAPÇAYA KARŞI DEĞİLDİR.
Reklam
Mahmut Toptaş

Mahmut Toptaş

TÜRKÇE DİL FERMANI ARAPÇAYA KARŞI DEĞİLDİR.

16 Mayıs 2020 - 14:30

TÜRKÇE DİL FERMANI ARAPÇAYA KARŞI DEĞİLDİR.

Mahmut Toptaş

Koronavirüs, yalnız insanlara zarar vermedi. 

Karaman’da 1961 yılından beri devam eden “Türk Dili ve Yunus Emre’yi anma” etkinliklerinin 743 üncü yılı etkinlikleri, bu sene toplantıların yasak olması nedeniyle sönük geçmiş.

Ama Karamanoğlu Mehmet beyin fermanından önce Türkçe, halkın, siyasilerin ve münevverlerin dilinde capcanlı devam ediyordu.

Benim köyüm Karaman’a 40 kilometre uzaklıktaki Göcer/Gücer köyü tarıma elverişli olmayan ama keçi yetiştirmeye en elverişli yerlerden biridir.

Şikari’nin  (öl: 1584) “Karamanname” sinde yazdığına göre Mehmet beyin en güçlü ve etkin komutanlarından “Göcer/Gücer beğ”  neredeyse kitap boyunca yapılan bir çok savaşın komutanıdır.

İhtiyarlayınca yerine oğlu geçer ve bu sefer babasının hayırlı işlerini yerine getirenin adı da Karamanname’de “Göceroğlu” dur.

Köyümüz, Avrupa’ya işçi olarak gitmeden önce iki yüz haneli köyde dışardan gelin veya damat ithal edilmemiştir.

Onun için Türkçesi, en az bozulan köylerden idi.

1981 yılından beri İstanbul’da yaşarken, Özbek, Kırgız, Kazak, Azerbaycan…gibi Türk Cumhuriyetlerinden gelenlerle konuşurken kırk yıldır konuşmadığım ama köyde iken öğrendiğim kelimeler akranlarını duyunca hafızamdan diriliverdiler.

1975 den önceki Dil Bayramı törenlerine dinleyici olarak katılmıştım.

Karamanı ve Karaman kültürünü bilmeyen bazı insanlar gelir, konuşacak bir şeyleri de olmadığından bir kısmının tek konusu Arapça ve Farsçaya karşı bu fermanın yayınlandığını söyler de, dayanak olarak oturduğu sandalyenin arkasından başka hiçbir dayanağı olmazdı.

Halbuki tarihçi, İbrahim Hakkı Konyalı’nın “Karaman  Tarihi” o günlerde Karaman Belediyesi tarafından yayınlamıştı.

Fermandan sonra Karaman’da basılan madeni paraların üzerindeki yazılar Arapça yazılmıştı.

İbrahim Hakkı Konyalı, sekiz tane paranın fotoğrafını kitabına koyduğu gibi davet edilenler belki okuyamazlar diye de paraların üzerindeki Arapça ibareleri de yazıvermiş.

Sultanların, Halifelerin, Beğlerin, Paşaların, Padişahların yazdığı mektupları toplayan değerli tarihçilerimizin başında Feridun Ahmet bey gelir, ölüm tarihi 1583.

Sevgili peygamberimizin mektupları, Dört halifemizin mektuplarından Kanuni dönemine kadar olan halifelerin, padişahların ve paşaların mektuplarını toplamış.

Hicri 1275/Miladi 1859 baskılı birinci cilt 626 sayfa, ikinci cilt 600 sayfadır.

Minder cilt denilen büyük boyda basılmış, karınca küçüklüğünde harflerle dizilmiş bir hazine.

Bu çevirisi yapılarak yayınlanacak olsa on cilt olabilir.

Keşke bakanlığın adı verilirken “Kültür” kelimesi öne alınan, Kültür ve Turizm Bakanlığı bu görevi yapıverse.

Karamanoğlu Mehmet beyin “Bu günden sonra, divanda, dergahta, bargahta, mecliste ve meydanda, Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır”  fermanında 12 kelimenin beşi Arapça ve farsçadır.

Fermandan sonra basılan paraların üzerinde Arapça kelimeler ve cümleler vardır, Türkçe tek kelime yoktur.

Devlet başkanlarına yazılan mektupların hemen hemen hepsi Farsçadır.

Feridun beğin yazdığı “Münşeat-ı Selatıyn” adını verdiği iki ciltlik kitap tarihçilerimiz arasında “Münşeat-ı Feridun” diye geçer.

Ben bu makaleyi yazmadan önce Karamanoğullarına ait mektupları tekrar gözden geçirdim, hemen hepsi Farsça.

Cumhuriyetle beraber harf inkılabı yapılmış ve Arap alfabesinden Latin harflerine 1 Kasım 1928 tarihinde 1353 sayılı kanunla geçilmesine karar verilmiş.

Hemen o günden itibaren meclis zabıtları Latin Alfabesiyle yazılmış.

Gerçi Türkçe kelimeleri ifade etmek için Ö, Ç, Ş, Ğ, Ü, İ gibi harfler ilave edildiğinden “Türk Alfabesi” denilmiş.

Harf inkılabından sonra basılan paralar, Türk Alfabesiyle basılmış.

Okul kitapları Türk Alfabesiyle basılmış.

Karamanoğulları döneminde eğitim yine Arapça olarak devam ettiğini yazılan eserlerin Arapça olduğundan anlıyoruz.

İtiraz edenlerin elinden tutun ve Karaman’da hala ayakta olan tarihi eserlerin kitabelerini okuyacak birini bularak okutuverin.

Mesela Karamanoğlu Mehmet beğin oğlunun torunu olup, Murat Hüdavendigarın da damadı olan Alaeddin beyin Hanımı Nefise hanımın 1381 de  yaptırdığı Hatuniye Medresesinin kitabesini okutuverin. 

Giriş kitabesinde, İbrahim Hakkı Konyalının Karaman tahinin 466 ıncı sayfasında Ayet ve Hadislerin Arapça yazılmasından sonra bu Medreseyi yapanı ve kim adına yapıldığını anlatan ve yapılış tarihini ifade eden yazılar da Arapça olarak yazılmıştır.

Türkçeden başka dillerin konuşulma yasağının yalnız devlet dairelerinde olduğuna dikkat çeken Konyalı, “Karaman Tarihi” isimli eserinin 83 üncü sayfasında şöyle der: “Bütün mektupların Farsça oluşu dikkate şayandır. Mehmet Beyin, Türkçe’den başka dil yasağı, yalnız divan işlerine münhasır kaldığı, muhaberatta dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır” diyor.

Harf inkılabından sonra yapılan devlete ait binaların giriş kapısı üzerine yeni alfabeyle kurumun adı yazılmış.

Bu gün Şikari’nin (Öl. 1584) “Karamanname” sinin dilini Karaman’da herkes anlar.

Türbesi Karaman’da olan Yunus Emre’nin şiirlerinde görüyoruz ki, Türk dili en parlak dönemini yaşıyordu.

Bu gün de Yunus’un ilahileri gönülleri coştururken, dilleri ve kulakları tatlandırmaya devam ediyor.

Karamanoğlu Mehmet beğden, Yunus Emre’den Karacaoğlan’a kadar, Karacaoğlan’dan Bekir Sıdkı Erdoğan’a kadar Türkçemizde hala Nevzat Dağlı, Hasan Özünal…. gibi bir çok yaşayan şairlerimizde Kaşgar havası, Nevai ahengi devam etmektedir.

Bu yazı 2009 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar