Sosyal Medya Virüsü…
Reklam
Hasan ÖZÜNAL

Hasan ÖZÜNAL

Sosyal Medya Virüsü…

29 Mart 2020 - 13:59 - Güncelleme: 05 Nisan 2020 - 18:38

Korona sağlığı tehdit eden bir virüs olarak dünyayı kasıp kavurmaya devam ediyor.

Nasıl çıktı, tedavisi nasıldır, aşısı nedir, bunlar uzmanlık konuları.

Ancak oluşan kaos ve panik nedeni ile de sosyal virüslerin varlığı daha bir belirgin hale geldi.

Üstelik bu sosyal virüsler öyle kısa sürede ortaya çıkmış ve yine kısa sürede yok olacak gibi görünmüyor.

“Gök görmedikten borç alma ya düğünde ister ya bayramda” derler ya işte öyle bir hale düştük.

Toplum olarak dayanışma, yardımlaşma, dikkat, özveri ve özellikle de haddimizi bilme konusunda çok büyük oranda başarılı olduk.

O siyasi ya da kişisel çıkarlarına uymadığı için eleştirilen, hatta bazı hainlerin küfrettikleri devlet, dünyaya örnek olacak bir çaba ve başarı gösterdi.

Vatandaş olarak çok büyük bir kesim alınan önlemlere uymakta adeta yarıştı. Yardımlaşma konusunda imrenilecek örnekler ortaya koydular. Kararlar öngörülerle anında ve belki de çok önceden alındı.

Yakın çevremizden öylesi güzel dayanışma örnekleri gördük ki… Bizi tanıyanlardan arayıp da yardım, destek ve hizmet teklif eden o kadar çok dostumuz, kardeşimiz oldu ki. Bize bu gün ihtiyacımız olan ve hazinelere değer bir şeyi verdiler: Moral verdiler. Geleceğe güvenimizi tazelediler, pekiştirdiler.

Yerel ve merkezi idareye bağlı kurumlar bir karınca gayreti ile güçlerinin çok fazlasını omuzladı ve çok rahat da taşıdı.

Baş tacı Babamızın rahatsızlığı nedeni ile bu salgın sürecinin bir kısmını Karaman Devlet Hastanesinin Dâhiliye Servisinde geçirmek zorunda kaldık. Yani konunun tam merkezinde. Babamızın doktoru ve diğer klinik doktorlarının gayretlerine, çabalarına ve bilinçli yaklaşımlarına hoşgörü, nezaket ve saygıyı da katmaları inkâr edilebilecek şeyler değil.

Gazeteci kimliğimiz ile duyulmayanları duyduk bilinmeyenleri öğrendik. Tüm bunlar gerçekten insanüstü bir çaba ve liyakatin ürünleri idi.

Emeği geçenleri sadece alkışlamakla kalmıyor kalben en derin teşekkürlerimizi sunuyor ve yedi geçmişlerine dua ediyoruz.

Peki, tüm bu güzellik ve başarılara rağmen nedir bu sosyal virüs?

İnsanlığın yücelmesi için büyük bir nimet olan sosyal medya adeta bir pislik yuvasına, bir çöplüğe, bir kavga meydanına döndü.

Sanal dünya Donkişotlara da açık. Gördüğü yel değirmenini canavar salıp kılıcını çekip saldıranlar da yok değil elbet. Oysa o yel değirmeni onun karnını doyuran bir araç.

Bu tipler her konuda her şeyi bilen, bir haberin başlığını görüp metni okumadan, detayları fark etmeyen, konun geçmişini bilmeyen, içindeki kini ortaya döken, edepten uzak hakaret eden, hayâdan uzak küfreden tipler, sosyal hayatın virüsleri olarak çok ama çok ürkütücü.

Yüz okka takdir ve teşekkür ile birlikte bir küçük hatırlatma ve ikaz yapan bir STK başkanına linç uygulayanlar belki de haber metnini dahi okumadılar. Ukalalık virüsü…

Havada uçan kuşun kafasına kaka yapmasını dahi siyasi açıdan değerlendirenler ya kuşa alkış tutup “bu kuş iktidar kuşu beni seçti” dedi ya da muhalif ise “iktidar bir kuşun kakasına dahi sahip olamıyor” diye veryansın etti. Siyasi fanatizm virüsü.

Yapılan ve mutlaka da yapılması gereken işleri görüp de “bu öyle olmaz şöyle olmalıydı” ya da “ne gerek var ki yapılacak başka iş varken” diyenler bu güne kadar topluma ve dünyaya hangi faydayı sağladıkları konusunda bir düşündüler mi ki? Aşağılık kompleksi virüsü…

“Devlet bu işlere neden para harcar, aç insanlar var, yatırım lazım” söylemleri ile günlük maişetini kazanmaktan aciz, hep hazıra konmuş, hep alma eli olmuşların söylemleri ise tam bir facia… Beleşçilik virüsü..

“Gök görmedikten borç alma, ya düğünde ister ya bayramda” sözü tezahür etti ve böylesi önemli günlerde bunlar ortaya çıktılar. Toplumsal dayanışma ve morale ihtiyaç duyulduğu bu günlerde, ceplerinde taşıdıkları kağıt kimliği hak sayarak, ileri geri atıp tutanlar önce kendilerine zarar veriyorlar.

Belki de bir anlamda bu karmaşada bunların tespiti iyi oldu. O çok uğraşıp da bir türlü yok edilemeyen ve topluma ayar vermenin ilk şartı olan mahalle baskısı dediğimiz olgunun bir benzeri olarak sosyal medya baskısı da gündeme gelmeli ve sosyal medyada baskılar uygulayarak bu tipleri saf dışı bırakmanın zamanıdır. Nihayetinde bir “TIK” lik işleri var.

Bir de şunu onlara söylemekte yarar var: “Yokluğunuzun hissedilmediği yerde varlığınız safradır, varlığınızla huzursuz ettiğiniz yerden yok olarak bir iyilik yapın.”

Bu gün 80 Milyonun birkaç milyonu canlarını da ortaya koyarak geride kalanların sağlıklarını korumak için canla başla çaba sarf ediyorlar. Bunlar içinde her siyasi görüşten insanlar mevcut. Sen falancasın sana hizmet yok demiyorlar.

Eksik ve yanlışlar var mıdır? Elbette olacaktır. Bunların aciliyeti var ise uygun lisanla ve topluma duyurmadan ilgili kişilere ulaşarak söylemek boynumuzun borcumuzdur. Yok, aciliyeti yok ise de bugün susmak ve sabretmek günüdür.

Her geçenin bir sabahı, her kışın da bir baharı mutlaka vardır. Bu günler gelip geçecektir. Tarihin en karanlık ve karmaşık günlerinden bir dönem yaşanıyor. Gelecekte bu günlerden utanç duymayacağımız şekilde davranmak bize yakışanıdır.

Bu günleri iyi gözlemleyip, bize yakışanın itidalli davranmak, bilmediğimiz konularda ahkam kesmemek, siyasetin bir hizmet aracı olduğunu her konuya siyasi gözle bakmanın ayrımcılık, bölücülük ve yıkıcılık olduğunu anlama zamanıdır.

Bu salgın geçtikten sonra bu günlerin en büyük dersi daha olgun bir toplum olmamız için neler yapmamız gerektiğini düşünmek olacaktır.

Böylece sosyal medya virüsünün aşısını da bulmuş oluruz.

Kişisel olarak: Sağlık sektöründe çalışanları, Emniyet Güçlerini, Karaman Belediyesini, Konuya dahil olan STK ları, Gönüllü kişi ve kuruluşları, Nakliyecilerimizi, Küçük esnafımızı, özellikle kurallara uyan 65 yaş üstü vatandaşlarımızı, Kızılay Karaman Teşkilatını, konuya duyarlı yaklaşan ve doğrulatmadığı haberi yapmayan yerel basın kuruluşlarındaki meslektaşlarımı, muhtarlarımızı ve özellikle mahallelerde komşularının durumu ile yakından ilgilenip seferber olan halkımızı tebrik etmek isteriz.

Allah bu belayı ülkemizden ve dünyadan bir an önce def etsin İnşallah…

 

Bu yazı 2388 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar