Salgın Hastalığı Birlik Olup Yenmek
Reklam
Hasan ÖZÜNAL

Hasan ÖZÜNAL

Salgın Hastalığı Birlik Olup Yenmek

23 Mart 2020 - 00:49

Salgın Hastalığı Birlik Olup Yenmek


Daha dün çocuklara bomba yağdıranlar, kimyasal gazlarla insanları hunharca öldürenler bugün kendi insanlarını ölümden korumak için canhıraş bir uğraş içindeler…

Daha dün para bende, güç bende diyen ülkeler milyarları da verseler bir gram ilacı bulamayıp çaresizlik içinde kıvranıyorlar.

Dün ölmeyecekmiş gibi “daha çok” için çırpınanlar bu gün bir nefes fazla alabilmek için “daha çok” u değil “her şeylerini” vermek için hazırlar…

Bu salgın çağdaş dünyanın bir imtihanı gibi neredeyse…

Unutulmuş evrensel değerleri hatırlatıyor insanoğluna.

Din, dil, ırk, coğrafi bölge, maddi varlık, mevki ve makam gözetmeden elinde keskin bir kılıç, doğramak için tüm dünyayı turluyor…

Teknolojik ulaşım araçlarının küçülttüğü dünyada, bölgesel olmaktan çıkıp küresel bir risk olmaya devam ediyor. 

Nefes alan herkesin ve her devletin alması gereken büyük dersleri içeriyor.

“Oku üfle, zikir çek, ahiretini kurtar” mantığındaki İslam Âlemi özellikle ders almalı.

“Hiç ölmeyecekmiş gibi” kısmını unutup “yarın ölecekmiş gibi” baki âlemi hedefleyen zihniyeti bir daha sorgulamalıyız.

Takdir ve tedbir, kaza ve kader gibi kavramlar ile ilim Çin’de olsa da arayıp bulunuz sözündeki inceliği iyi bir tahlil etme zamanıdır. 

Bir ameliyatım esnasında narkozun etki etmemesi üzerine acımı hafifletmek için mırıldanarak okuduğum ayetleri düzelten bir tıp profesörünü 50 yıl da geçse unutamadık. Branşında çok seçkin bir uzman olan bu Hoca aynı zamanda bir hafız idi. Bize her iki yolun da ne kadar gerekli olduğu konusunda büyük bir ders vermiş moral içinde sağlığımızı hediye etmişti.

Sonsuz ve sınırsız özgürlük peşinde koşan insanoğluna büyük bir imtihan aslında bu salgın.

Seyahat kısıtlaması, sokağa çıkma kısıtlaması, eğlence ve keyiflerinden fedakârlık etme mecburiyeti, daha çok kazanma hırsına vurulmuş pranga, fani alemin sonsuzmuş gibi olan görüntüsüne ufukta bir de baki alemin varlığını hatırlatması gibi çok önemli kavramları hatırlattı topluma.

Temizlik kelimesinin önemini, başta kişisel disiplin ve hemen akabinde de toplum disiplinini nasıl tesis etmemiz gerektiğini öğretti.

Tek olarak çaresizliğimizi, yakın çevre ve daha geniş anlamda da Devletin gücünün ne demek olduğunu gösterdi. Yöneticilerin basiret ve liyakatlerinin şart olduğunu kanıtladı. 

Evde kalarak bir lokanta ve otelden ibaret olmaya başlayan aile mekânlarımızın aslında YUVAMIZ olduğunu öğretti. Okumanın, dinlemenin, öğrenmenin ve belki de birkaç satır olsa yazmanın verdiği açlığı doyurmak için fırsat oldu.

Belki olumsuzluklar olarak, her devirde karaborsacı, fırsatçı ve hainlerin varlığını, kendine, başkasına saygısı olmayanları, kendi canının kıymetini bilmediği gibi diğer insanların hayatını tehlikeye atacak kadar “KUL HAKKI” kavramından habersiz cahil güruhun varlığını gösterdi. 

Böylece de önce vicdan eğitimi, daha sonra da beşeri ilimlerin tabanda yokluğunu gösterdi. 

Sabahtan akşama kültürümüzü hançerleyen yaygın yayın organlarının, böylesi önemli bir tehlike karşısında ne kadar yetersiz, ne kadar duyarsız ve ne kadar iğrenç olduğunu da serdi gözler önüne.

Elbette çok gurur verici bir konu olarak da, devlet otoritesine bağlılık da göğsümüzü kabarttı. Basiretli ve titiz kararlara karşı duruş olmadı. Aksine teşvik ve destek gördü, çok küçük bir azınlık olumsuz tavır sergilese de ikaz ve kınamalar anında geldi. 

O dövülen, hor görülen ve acımasız eleştiriler ile yerden yere vurulan sağlıkçıların iş başa düşünce ne kadar fedakâr, başarılı ve liyakatli oldukları kanıtlandı.

Baş tacı Muhterem Babamızın rahatsızlığı nedeni ile salgının ilk birkaç gününü hastahanede geçirmek zorunda kaldık. Yakından gördük ve müşahede ettik ki, sağlıkçılardan sağlıkçı olduğunu bilmeyen yüzde bir. Ama hasta olduğunu ve o kurumdan sağlık hizmeti aldığını bilmeyenlerin oranı neredeyse yarı yarıya. 

Daha ilk baştan 112 acil ekiplerinden tutun, acil servis doktor ve ekiplerine, kliniklerdeki sorumlu doktorlardan personellerine, dönüşte naklimizi sağlayan hasta nakil aracının güzel gönüllü şoförüne varıncaya dek, olağanüstü hali çok güzel yönettiklerine şahit olmak bizi mutlu etti. Bir şans olarak Muhterem Babamızın sorumlu Doktoru gencecik uzmanın sakin, kararlı, pürdikkat, olgun ve verimli çabaları gösterirken gözlerinde korku, endişe yerinde sorumluluk ve saygı vardı. Konsültasyona davet ettiği her uzmanın koşarcasına bize ve her hastaya yetişmeye çalışmaları sadece balkondan değil gönülden alkışlanacak davranışlardı.

Sadece birkaç dakikamızı ayırıp birkaç yüz yılda bir gelebilen, modern ve teknoloji çıtası yüksek dünyayı dize getiren bu günlerde kişisel olarak ne yapmalıyız diye bir düşünsek çok iyi ederiz. 

Bilmediğimizi öğrenmeye vaktimiz az, bildiklerimizi uygulamak için imkânlar kısıtlı ama mecburuz. 

Bu günleri gelecekte pişmanlık duymadan atlatabilmeyi,

Kısa sürede bu belanın def olmasını,

Minimum kayıplarla bu beladan kurtulmayı ve geçmiş Mübarek Kandil vesilesi ile Rabbimizin bizlere, Milletimize ve insanlığa yardımcı olmasını diliyoruz..

Bu yazı 854 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar