Reklam
Reklam
Reklam
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNDE VELİ ZİYARETLERİNİN YERİ
Reklam
Gülsen METİN

Gülsen METİN

ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNDE VELİ ZİYARETLERİNİN YERİ

03 Aralık 2018 - 08:51 - Güncelleme: 03 Aralık 2018 - 09:36

Peter M.Senge diyor ki:”Ne kadar çok şey öğrenirseniz, o kadar bilinçsizliğinizin farkına varırsınız.”

Öğretmenlik hem zor hem de dünyanın en güzel mesleğidir. Her gün okulun kapısından içeri girerken yüreğinde kelebeklerin uçuşması, her derse girişte yüzüne gülücüklerin konmasıdır “Öğretmenlik”. Onlarca küçük gözün seni izlemesi, ağzından çıkan her kelimenin dikkatli dinlenmesidir.

İnsan mutlu olmak istiyorsa mutlaka sevdiği işi yapmalıdır. Ancak sevdiği işi yaparken verimli olabilir yaşamanın tadına varabilir. Ben çocukken ebe olmak istiyordum çünkü yaşadığım köyde, bazı geceler dinlediğimiz hikâyelerin kahramanıydı onlar. Hiçbir karşılık beklemeden minicik bebeklerin dünyaya gözlerini açmalarını sağlıyorlardı. Kolay olmuyordu bazen doğumlar, kahramanlık yaratıyorlardı.

Sonra 5 yaşında öğretmen olmaya karar verdim ve hep o kararımın arkasında durdum. Abim okula başlamıştı, belki babamın ilgisini kıskanmıştım, belki de gerçekten sevmiştim okuryazar olmayı. Evde 5 yaşında alfabeyi sökmüş, babama okul önlüğümü aldırmış, o önlükle yatıp o önlükle kalkmıştım.

Kayıt zamanı önlüğüm üzerimde, elim amcamın kızının avuç içinde emin adımlarla gittim okula. Okul müdürü kimliğime baktı, kaşlarını çatarak “yaşı küçük kayıt olamaz, hem o üzerindeki önlükler de artık değişti” dedi ve okuma yolumda ilk ama asla son olmayan engeli koydu. Ağlayarak eve varmam, araya  hatırı sayılır insanların girmesi, hadi kayıtsız kabul edelim başaramazsa seneye devam ederle okula gittim. Sene sonuna doğru sınıf öğretmenim olan müdürün omuzlarında birinci sınıfların en kısası sınıfın birincisiydim.

Kar yağdığında köyün yolu kapandığında, hepimiz önlüklerimiz üzerimizde, öğretmen yolunu gözlerken kara bata çıka gelen, hafta sonları sırayla bizleri evine götüren, Meryem Öğretmenle iyice perçinlendi okuma ve öğretmen olma isteğim.

İlkokuldan sonra köyde ortaokulun olmayışıyla okula devam edip etmeyeceğim kesin değilken kendimi ilk üniversitesini bitirmiş memur olarak bulduğumda hala öğretmen olmak istiyordum. Ankara’dan vazgeçiş orda ki dostları bırakıp Mersin’e gelişte hep öğretmen olmakla alakalı hayallerimin beni sürüklemesiydi.

Öğrencilerime hangi sınıfta olurlarsa olsunlar, ilk dersimde mutlaka mesleklerini belirlemelerini söylerim. Çünkü mesleğindeki başarının okul başarısı ile uzaktan yakından ilgisi olmadığı kanıtlanan bir gerçek. Zaten değil midir ki, yıllarca sanki en iyi doktor, en iyi mühendis, en iyi mimar en iyi okulda okuyan en başarılı öğrenci olacakmış gibi bakarız. Okulun birincisi gider tıp bitirir, iletişim sıfır, iyi bir doktorun sahip olması gereken hiçbir yetkinliğe sahip değil, kendi de vasat yaptığı işlerde ya kusurlu ya da baştan savılmış. Hastalar, il il, hastane hastane, gezer iyi doktor arar.

Mimarlık fakültelerinden birinciler çıkar ama yapılan binalara bakarsınız sanattan, yaşamdan uzak. Yapılmak için yapılmış, yaratıcılıktan uzak, beton yığınlarıdır. Bütün meslek gruplarına bakarsanız aynı sorunun hepsinde var olduğunu görürsünüz. Neden sebep böyle oluyor, diye çok düşündüm. Kendi meslek deneyimimden fark ettim ki, ben yıllarca hayatıma giren öğretmenleri örnek almışım, hayatıma giren öğretmenlerin iyi ve zayıf yönlerini ince eleyip, sık dokumuşum. Yıllarca karşıma çıkan her öğretmenlerime kendi meslektaşım yol göstericim gözüyle bakmışım. Küçük yaşta meslek seçimi yapmak bizi yönlendirir.

Benim mesleğimi yaparken en önem verdiğim şey öğrencimi tanımaktır, onun okul numarasından sıyrılmış, parmak ucu, gözünün retinası gibi özel ve farklı olduğunu bilmemdir. Veli ziyareti yapmanın öğretmenlik mesleğinde olmazsa olmaz olduğunu,  lise üçüncü sınıfta okurken anlamıştım. Hazırlık sınıfımda dahil olmak üzere beni üç yıl okutan İngilizce öğretmenim aynı zamanda sınıf öğretmenimizdi. Bir gün sınıfta veli toplantısı yapacağını duyurdu. Bizlere bakarak mutlaka anne ve babalarımızın gelmesini tembihledi. Bende öğretmenime veli ziyaretine ablamın katılacağını söyledim. Bana hiddetlenerek mutlaka anneniz ve babanız dedim dedi. O zaman anladım ki dört yıl boyunca öğretmenim benim ailemin Kars’ta yaşadığını, velimin ablam olduğunu bilmediğini o an anladım. Hâlbuki yeni mezun bilgisayar öğretmenimiz Özden ARAS, bize gelmiş yaşadığım ortamı görmüş, odamda vakit geçirmişti. Öğretmenlik mesleği Can’a dokunmaktı ya, bunu başarmıştı.  Şimdi öğretmenim ve öğrencilerimi tanımayı önemsiyorum. Biliyorum ki farklılar, özeller ve aileleri ile birlikte bir yaşam mücadelesi veriyorlar. Ben onları tanımadan, Can’larına dokunamam. Bilirim ki her ziyaret sonrası boynumdaki vebal daha da ağırlaşır. Ama bu benim mesleğimin olmazsa olmazıdır. Sene başında bütün öğrencilerimle veli ziyaretlerini planlarız, ben unuturum onlar unutmazlar. Gözleri ışıldayarak sokulurlar: ”bugün bize gelecektiniz?” her cümle ile büyülü bir yolculuğa çıkar, yorulmak yerine yorgunluk atarım. Güçlenirim… 

Bu yazı 344 defa okunmuştur .

Son Yazılar