Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
MARKALARIN GÖLGESİNDE, KALİTESİZ HAYATLAR...
Gülsen METİN

Gülsen METİN

MARKALARIN GÖLGESİNDE, KALİTESİZ HAYATLAR...

04 Eylül 2018 - 17:38

Artık öyle bir hale geldik ki, her şeyin en kalitelisini almaya çalışıyor, markasız kendimizi fakir hissediyoruz. Ama en büyük zenginliğimiz olan kişisel sermayemize hiç katkı sağlamıyoruz. Sıradan ve yavan bir hayat yaşıyoruz.

Geçen gün kaliteli insan olma ve iyi çocuk yetiştirme konusunda bir aile meclisinde konuşuyoruz. Orda olan beyefendilerden bir tanesi, benim cezasız ve ödülsüz düzgün çocuk yetiştirmek konusunda konuştuğum konulardan rahatsız olmuş olacak ki, bana dönerek " İyi hoş güzel konuşuyorsunuz da, beni annem babam döverek büyüttü. Ne oldu yani büyümedik mi? Kötü adam mı olduk? " dedi. Gerçekten bu cümle karşısında şaşırsam da, şu soruları sordum " Siz hiç eşinizle akşam oturup sohbet ediyor musunuz? Çocuklarınızı sorgulamadan onlarla sohbet edip, arkadaş olabiliyor musunuz? " tabi ki cevap hayırdı. Evet, sizin anneniz babanız sizi döverek büyüttü, eğitim şekilleri cezaydı, bunu sorgulamaya ya da o anne ve babaya kötü demeye, yargılamaya kesinlikle hakkım yok. Ama onlar böyle yaparak, sizin bugün bilerek veya bilmeyerek yaptığınız her davranışın arkasında yatan nedenleri yarattılar. Sizi döverek cezalandırarak çocuklarınızı nasıl sevmeniz, eşinizle nasıl sohbet etmeniz gerektiği konusundaki duygularınızı yok ettiler. Hayat kalitenizi düşürdüler. Evet, belki bugün her şeyin en iyisini kalitelisini onlara alabiliyor, olabilirsiniz ama öz sermayenizde bir şey olmadığı için onlara bir şey katamıyorsunuz. Eğer annenizle babanızla birlikte çocukluğunuzda sohbet ettiğiniz bir ağaç gölgesi olabilseydi, bugün o ağacın altında eşiniz ve çocuklarınız ile hoş sedanız kalırdı anılarda.

Keşke iyi anne baba olmak, çocuklarımızı özel okullara göndererek, onlara her şeyin en kalitelisini markasını alarak olabilseydi. Keşke iyi anne baba olmak en lüks eve sahip olmak, çocuklara istedikleri her şeyi alabilmek olsaydı. Ama öyle bir dünya düzeni kuruldu ki anne ve babalar çocuklarına varlıklarını onlara verdikleri yüksek rakamlı paralarla ölçmeye başladılar.

Eğer siz çocuğunuzla bir film, opera veya bale sahnesi izlememiş, çocuğunuzla bir enstrümantalin çıkardığı notaları duymamış, doğada yürüyüş yaparken onun ayağına ve eline batan dikenleri temizlememiş, oyuncaklarıyla oynamamışsanız çok şey kaybetmiş, çocuğun öz sermayesine hiç bir şey katmamışsınızdır. Öyle aman aman bir şeyde yapmanız gerekmez, çocuğunuzun ruhuna ulaşmak için.

Size küçük bir anımı aktarmak istiyorum, ilkokul iki veya üçüncü sınıfa gidiyorum. Yaşadığım köy aradan geçen ince bir dereyle ikiye ayrılıyor. Okul bir tarafta ev diğer tarafta, mevsimlerden ilkbahar ve dokuz ay kar altında kalmış toprak yer yer gözükse de çamur içinde. Babamın köyde yaşasak ta temiz kıyafet giymek, derli toplu olmak ve ne olursa olsun sabah boyalı ayakkabılarla okula gitmek gibi kuralları kulağımda küpe şeklinde mavi önlüğümle okuldan çıktım. Ne kadar düz yoldan gitsem de, çamur tüm cazibesiyle bana göz kırpmaktaydı. Okuldan çıktıktan sonra bir km kadar kendime hâkim olsam da, az sonra çantam ve önlüğüm taşların üzerinde kendimi çömlekçi dükkânında dünyanın en güzel testilerini tencerelerini yapan usta edasıyla buldum. Botlarım çamura gömülmüş ve elimde dünyanın en güzel çamurdan yapılmış malzemeleriyle eve döndüm. Tek derdim beni bir gün önceden yıkayan ablamın, beni bu halde görmemesiydi. Eve geldim tam girişte botlarımı çıkaracağım, pencereden geldiğimi gören babam, dışarı çıktı. Hiç bir şey söylemeden beni aldı yüksekçe bir yere oturtarak, dikkatlice benim ayağımdan botlarımı çıkardı. O an bir parça güneş babamın saçlarına düşmüştü ve ben onu izliyordum. Kırkında dünyanın en yakışıklı babası benimdi. Sonu nasıl bitti kim kızdı veya kızmadı bilmem ama bugün otuzlu yaşlarımda oğlumun saçlarına her güneş düştüğünde o ana giderim. Eğer babamın o halini belleğime kazımasaymışım bugün kır saçlarında bu benzerliği bilmeme imkân yoktu.

Yolu sevgiden, dürüstlükten ve merhametten geçen, çocuklarına güzel anılar bırakan tüm anne ve babalara saygılarımı sunuyorum.

Bu yazı 376 defa okunmuştur .

Son Yazılar