Reklam
Reklam
ANNE VE BABALIĞI DOĞAL YAŞAMAK
Gülsen METİN

Gülsen METİN

ANNE VE BABALIĞI DOĞAL YAŞAMAK

27 Temmuz 2018 - 11:37

Oğlum doğduğunda yanımda annem vardı. Annem kendi çocuklarından tecrübe kazanmış, torunlarıyla bilgilerini perçinlemişti, bense daha yolun çok başında, oğluma zarar vermeden nasıl kucağımda tutacağım derdindeydim.

İlk gece herkes uyurken onca ağrıya sızıya rağmen beni uyku tutmamıştı, uzun uzun oğlumun yüzüne baktım: ”Senin iyi ve mutlu bir insan olman için üzerime düşen ne varsa layıkıyla yerine getireceğim, kendimi her daim geliştireceğim. Sana çocuk deyip geçmeyeceğim.”  diye söz verdim. Ama bir gerçek vardı ki benim doğum öncesi okuduğum kitaplarda yazanlar ile gerçek hayat çok farklıydı. Çocuk tecrübe işiydi. İyi ki o zaman yanımda annem vardı, yoksa nasıl banyo yaptırılır, nasıl gaz çıkarılır bilmiyordum. Annem de annesinden kayın validesinden çevresinden öğrenmişti. Anadolu da deneye deneye tecrübe edilen şeylerle yabancı menşeli yazarların yazdıkları birbirini tutmuyordu.

Sevgili Pedagog Adem Güneş’in bir kitabının kapağında şunlar yazar : “Günümüzde anne olmak da zor, günümüz annelerinin elinde çocuk olmak da... Aslında annelerin çocuklarından bekledikleri şeyler çok değil... Saygılı, dürüst, iyi eğitimli, büyüğünü sayan, küçüğünü koruyan çocuklar hayal eder anneler...
Ya çocuklar? Çocuklar da farklı bir şey istemezler aslında… İyi bir eğitim almak, sevilmek ve değer görmektir istedikleri… Peki, nerede yanlış yapılıyor ki bu kadar iyi niyetli insanlardan, saygısız, eğitimsiz, dengesiz, saldırgan ve anne babayı canından bezdirici çocuklar yetişiyor? “

Sokakta, pazarda, alışveriş merkezinde, misafirlikte çocuk anne babayı dinlemediği ve hatalı bir davranışta bulunduğu zaman içimizden hemen anne babayı, özellikle anneyi suçlarız: ”Ne biçim çocuk yetiştirmiş” deriz.

Öğretmen okulda ders dinlemeyen, kurallara uymayan, arkadaşıyla kavga eden, ödevini yapmayan çocuğa bakıp “ Sorumsuz bir çocuk yetiştirmişler” diyerek anne babayı suçlar.

Mersin’de artık her dönemeçte elinde sularla onlarca küçük çocuk, bakımsız ve sefil bir vaziyetteler. Bu çocuklara bakıp ana babalarını suçlarız.

Kapkaç yapan, araç kundaklayan, polise taş atan gençleri görüp ana babalarını suçlarız.

Ana babaları suçlarız ama eğitmeyiz. Ülkemizde her gün yüzlerce genç evleniyor. Evlilik konusunda hiçbir eğitim almadan karı koca oluyor, evliliği yürütmeye çalışıyorlar. Yine hiçbir eğitim almadan dünyanın belki de en zor ve en ciddi işi olan çocuk yetiştirme sorumluluğunu üstleniyorlar. Kendi ana babalarından gördükleri gibi evliliği yürütmeye çocuk yetiştirmeye çalışıyorlar. Farkında olmadan ana babalarının hatalarını tekrar ediyorlar.

Gençler iyi bir meslek sahibi olmak için senelerce eğitim alıyor, üniversiteler bitiriyorlar. Sürücü belgesini almak için bile aylarca kursa gidiyor, usta bir sürücüden direksiyon dersi alıyorlar. Aynı gençler evlenmek, evliliği sağlıklı yürütmek (karı koca olmak) ve çocuk yetiştirmek (ana baba olmak) için hiçbir eğitim almıyorlar.  Ülkemiz ve toplumumuzun geleceği adına bir çelişki, bir kayıp değil mi?

Ana babalar günün 24 saatini hem de tatil hakkı bile kullanmadan bu meslekte geçirmektedirler. Diğer mesleklerde deneme yanılma uygulanabilir ve bunun kayıpları da telafisi genellikle kolaydır. Ancak ana baba mesleğinde deneme yanılmaların sonucu ne yazık ki çok ciddi sorunlara sebep olmaktadır. Bu nedenle ana babalık ciddi bir meslektir ve eğitim gerektirir. Ayrıca bir sanattır. Geleceğin ve toplumun temel taşları olan en değerli varlıklarımız çocuklarımız için bu sanatın eğitiminin verilmesi ve öğrenilmesi gerekliliğine içtenlikle inanıyorum.

 

D. CÜCELOĞLU’NUN da dediği gibi; Konuşurken adam yerine koymadığınız çocuklarınızdan, adam olmalarını beklemeyin.

 

Bu yazı 810 defa okunmuştur .

Son Yazılar