Reklam
Reklam
TAŞKALE / MANAZAN
Reklam
ERCAN ER

ERCAN ER

TAŞKALE / MANAZAN

02 Şubat 2019 - 21:20

TAŞKALE / MANAZAN

Taşkale / Manazan Mağaraları Yeşildere (İbrala) ve Taşkale (Kızıllar) kasabaları arasında uzanan Yeşildere Vadisi üzerinde bulunup il merkezine yaklaşık olarak 40 km mesafede ve Karaman’nın doğusunda yeralır.

 

Taşkale'nin eski adı Kızıllar'dır. Yapılan araştırmalar ve tespitlerle Taşkale-Kızıllar'ın tarihi

M.S. 2-3. yüzyıllara kadar inmektedir. Yörede bulunan ve harabe halindeki Manazan, Zanzana ve Miske gibi yerleşim yerlerinde yapılan tespitler ve ortaya çıkan buluntular Geç Roma, Erken Hristiyanlık, Doğu Roma (Bizans), Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait izler taşımaktadır. Yüzey araştırmalarında ele geçen çanak-çömlek parçaları kaba fakat kırmızı astarlı olup, kötü fırınlanmış olmalarından Zanzana'nın Roma imparatorluk dönemine ait olduğunu göstermektedir.

 

Taşkale’deki taş ambarlar, tüf kaya oluşumu olup yekpare kütle halindedir ve dik bir yüzeye

sahiptir. Orijinalinde Erken Hristiyanlık döneminde bir şapel olan Taş Camii dâhil hiç bir hacimde her hangi bir tarih ya da tarihlendirmeye yarayacak tarzda bir kalıntı yoktur. Nevşehir, Göreme, Karaman, Göves, Konya-Hatunsaray, Gökyurt (Kilistra), Keçi-Muhsin’e benzeri örnek yerler Anadolu'da özellikle (Doğu Roma) Bizans çağına tarihlendirilmiştir. Gizli tapınma, savunma ve saklanma gibi kaygılarla birlikte doğal etkilerden korunma ve dokuya uygun şekilde doğayı kullanma düşünümden kaynaklanan bu tür koloni yerleşimlerin benzeri olan Taşkale ambarları da Anadolu Erken Hristiyanlık çağına tarihlendirilebilir.

 

Erken Hristiyanlık dönemi saklı kentlerinden olan Manazan'la ilgili Semavi EYİCE, Karadağ

ve Karaman adlı eserinde (S. l17) İstanbul'a kadar Anadolu'yu 1432 yılında dolaşan Bertramdan'de La BROŞİE'RE'den söz etmektedir: “... Bertramdan de La BROŞİE'RE, Ereğli'den (Aradie) (Larando) Larende yani, Karaman'a doğru giderken yolu üzerinde tamamen kaya içerisine oyulmuş bir köyde gecelemiştir. At üstünde yanında bir Memlûk olan rehberi ile Karaman'a doğru giden Barqogne Dukas'ın elçisi BROŞİE'RE, kendisine önemli bir şahsiyet gibi görünen iki şahısla hayvanlarının da bulunduğu bir mağarada iki gece geçirirler. Memlüke yakın olan bu kişiler ikramda bulunurlar”.

 

Türk Arkeolojisinde Theodor Makridi (İstanbul 2002) konulu Uğur CİNOĞLU’nun Yüksek

Lisans Tezi’nde (s. 30); “Karaman Kazası’nın İbrala Nahiyesi ve Kızıllı Kariyesi arasında Kısıklı Çayı kenarında bulunan ve Manazat adıyla bilinen mağaralarda araştırma yapan Harita Müdüriyeti Umumisi topograf memuru Kıdemli Yüzbaşı Ali Rıza Bey bu mağarada araştırmaya değer kayalar olduğuna dair bir mektubu 11 Ağustos 1925 yılında Müzeye göndermiş, yalnız mağaranın çok derin ve tehlikeli olduğunu belirterek araştırma yapacak ekipte gaz maskesi, ip merdiveni, hava tulumbaları ve güçlü el fenerleri bulunması gerektiği konusunda uyarmıştır. Mektuba birde bölgenin krokisini eklemeyi ihmal etmemiştir. Bunun üzerine Müze idaresi bölgede hafriyat yapmakla Makridi Bey’i görevlendirmiştir. Makridi bölgeye intikal ederek kısa süren bir hafriyat gerçekleştirmiştir. Ancak Makridi Bey’in bu hafriyatla ilgili yayınlanmış bir makalesi bulunmamaktadır.”

 

Manazan'ın Osmanlı devrinde de bir köy olduğunu İ. H. KONYALI şu belge ile açıklığa

kavuşturur (Karaman Tarihi S. 660): "Elimizde bulunan 1073 (Miladi 1652) tarihli Nasuh Bey'e ait bir ilamdan öğrendiğimize göre, Manizan şeklinde yazılan bu yer, bu tarihlerde bir köy imiş. Bir şahit bu ilama şöyle imza atmıştır: Abdül Fettah Ağa Ibri Homza Bahser Çavuşan-i Konya an Karye-i Manizan."

 

Taşkale'nin tarih içindeki yerine açıklık getirecek önemli bir konu kasabada halen oturmakta

olan halkın kaynağıdır. Kasabanın bundan önceki adı, halkının giyim-kuşam ve geleneksel

etkinlikleri (geleneksel halk tiyatrosu ve seyirlik oyunlar), dokunmakta olan Kızıllar Halısı

(Karamaniyye) yörede konar-göçer evli bir aşiretin iskân ettiğini gösterir. Kızıllar, konar-göçer Türkmen Yörüklerindendir ve Osmanlı imparatorluğunun aşiretleri iskân politikası uyarınca yöreye yerleşen aşiretlerdendir. Kızıl aşireti Hazar Denizi'nin doğusundaki Ertek ırmağı dolaylarında ve Gürcan'da oturan Yamutlar'dan bir kabiledir. Anadolu'da Bozok, Kayseri, Sivas, Akdağ, Adana, Maraş, Teke Hamid, Bolu, Tarsus, İçel, Karaman, Afyonkarahisar, Bolvadin Dinar Şark, Karaağaç, Karaman, Çerkeş gibi 13 il sınırları içerisinde 16 köy kasaba ve beldede; Rumeli'de ise Gümülcine, Dimetoka, Kavala Üsküp, Hezargrad (Niğbolu), Vardar, Selanik, Silistre, Usturga Oh-rı, Manastır ve  köylerinde Kızıl, Kızıllı, Kızıllar, Kızılca, Kızıloğuz Kızılkocalı, Kızılcakeçili adlarıyla iskân olan

aşiretler bulunur.

 

Kızıllar aşiretinin sadece Anadolu coğrafyasında kalmadıkları Rumeli'de de iskân edildikleri

bilinmektedir. Kaynakların verdiği bilgiler değerlendirildiği zaman görülmektedir ki, Rumeli'ye yerleşen Türk grupları üç önemli isim altında toplanmaktadır: Konyarlar, Yörükler (Yürükler) ve Tatarlar. Osmanlı Devleti'nin resmi kayıtlarında geçen ve Rumeli'ye iskân edilen yörükleri; Naldöken Yörükleri, Tanrıdağı (Karagöz) Yörükleri, Selanik Yörükleri, Ofçabolu Yörükleri, Vize Yörükleri ve Kocacık Yörükleridir. Rumeli'deki Yörüklerin üç şekilde isim aldıkları görülmektedir; İlk olarak başlarındaki reislerinin veya "beylerinin" adına, ikinci olarak herhangi bir farklı veya mümeyyiz özelliklerine, nihayet üçüncü olarak da en çok bulundukları mahallin adına göre. Karaman'a yerleşen aşiret, oymak ve cemaatlerden ikisi olan Kızıllar ve Sofular aşiretleri Karaman'a bağlı TaşkaleKızıllar

ve Yeşildere-İbrala beldelerinde yaşamaktadır.

 

Taşkalenin köken ve tarihi süreci ışık tutabilecek bilgilendirmeler akabinde bölgedeki en

önemli arkeolojik yerleşkelerden olan Manazan Mağaralarından da bahsetmek yerinde olacaktır.

Manazan Mağaraları Karaman-Yeşildere yol ayrımından sonra devam eden yol güzergâhının

Yeşildere (İbrala) ve Taşkale (Kızıllar) Kasabaları arasında uzanan Yeşildere Vadisi üzerinde yer alıp, Karaman’a yaklaşık olarak 40 km mesafede bulunmaktadır. Mağaralar içerisinde kil oranı yüksek kireçtaşı arazide, yüksek bir kaya kütlesine tamamen insan eli ile oyulmuş beş katlı toplu meskenler bulunmaktadır. İlk iki kat doğu batı yönünde hücre şeklinde birçok adacıktan oluşmaktadır. Ortada bulunan yüksek kaya kütlesine oyulan diğer katlar halk arasında Ölüler Meydanı, At meydanı ve Kum Kale olarak isimlendirilir. Manazan Mağaraları Genel Görünüş. (Ercan ER/2009)

 

Yeryüzünde mevcut olan ilk manastırlardan birisi kabul edilen Manazan Mağarası'nın Ölüler

Meydanından çıkarılan bir kadın cesedi Karaman Müzesi'nde muhafaza edilmektedir. Müzede

sergilenen cesedin yaşlandırmasına yönelik SANAEM Sarayköy Nükleer Eğitim ve Araştırma

Merkez’inde C-14 tarihlendirmesi yapılmış ve SANEM uzmanlarının çalışmaları ile sonuçlandırılan benzen sentezi ile LSC (Sıvı Sintilasyon Sayımı) kapsamında C-14 tarihlendirmesine göre ceset üzerindeki giysinin yaşı %68,2 olasılıkla M.S. 1160-1070, %95,4 olasılıkla M.S. 1210 – 1010 arasına tarihlenmektedir).

 

Müzede Sergilenen Kadın Cesedi. (Ercan ER/2009)

Mağaranın giriş katının doğusunda bir Arcosolium (mezar odası) da bulunan bir niş içerisinde

sıva üzerine yazılmış kitabenin tahrip olan yerleri haricinde okunabilen kısmında; “Ionnes şimdilik

fani âlemden ayrılışı ile iş bu lahiti kemiklerinin erimesi ve vücudunun toprakla bir olması için, ellerini ve ayaklarını bağlı tutarak ve gözlerini de aralık bırakarak, şöyle ki sonunu görmemek için” ifadeleri geçer.

 

Mağaranın doğu cephesinde yer alan bir niş içerisinde sıva içerisine yazılmış bir kitabe. (Ercan ER/2009) Manazan Mağaraları Anadolu'da özellikle Bizans çağına tarihlendirilmiş olan; Nevşehir, Göreme, Karaman-Göves, Konya-Hatunsaray, Gökyurt (Kilistra) gibi yerlerle benzer özellikler göstermekte olup buralar gizli tapınma, savunma ve saklanma gibi kaygılarla birlikte doğal etkilerden korunma ve dokuya uygun şekilde doğayı kullanma düşüncesinden kaynaklanarak oluşturulmuş yerleşim yerlerinden olduğu değerlendirilmektedir.

 

Mağaraların ön cephesi doğal olaylar sonucu tahrip olduğundan günümüzde belirgin bir girişi

yoktur. Birinci katta oyuntular şeklinde birçok mezar odaları vardır. Bu katta doğudan batıya doğru sıralanan odalardan bazılarının şapel olduğu tespit edilmiştir. Bunların içerisinde bazı geometrik şekillerin ve freskoların izleri bulunmaktadır. Şapellerin en büyüğü doğu bölümde yer almaktadır. Üstü beşik tonozlu olup yamaçta yer alan güney cephe doğal olaylar sonucu yıkılmıştır.

 

Giriş kısmının yakınında sağda bir oyuğun içinde ortada tahtta oturan Hz. İsa ve yanlarda Aziz figürleri bulunan bir duvar resmi bulunur. Bu resim aşırı tahrip olmuş durumdadır.

Hemen hemen mağaraların ortasına rastlayan yüksek kaya kütlesinin ortasından bir koridorla

3. katta çıkılan ilk bacaya ulaşılmaktadır. Katlar arasında iniş çıkışı sağlayan bu bacalarda iniş çıkışı sağlamak için kenarlara karşılıklı el ve ayak tutunma yerleri yapılmıştır. Bu düzenlemenin kısa boylular için ayrı yapılmış olması ise dikkat çekicidir.

 

KUM KALE

3. kat yörede Kum Kale olarak adlandırılmaktadır. Dikdörtgen planda oyulmuş olan 3. kat

galerisinin uzun olan doğu kenarında 6, bati kenarında 4 adet hücre odalar bulunmaktadır. Bati kenarında yer alan en son odadan bir koridor ve baca ile bir üst kata çıkılmaktadır. Galerinin sonunda bir sarnıç bulunur.

 

Manazan Mağaraları Kum Kaleden Manzara Görüntü. (Ercan ER/2009)

AT MEYDANI

Kum Kaleden bir baca ile yörede At Meydanı olarak büyük galeriye ulaşılmaktadır.

Dikdörtgen plandaki 4. kat galerisinin güney kısa kenarı dışarıya bakmakta ve buradaki pencerelerden ışık almaktadır. Galerinin doğu uzun kenarında 15, batı kenarında 14 hücre oda bulunmaktadır. Bu katta odalar birbirinden bağımsız iki kat halinde yapılmışlardır. Odalardan bazılarının tabanlarında mezar oyuntuları bulunmaktadır. Galerinin sonunda bir sarnıç vardır. Burası koridorun en dibinde zemine oyulmuş ve içerisi sıvanmış olup muhtemelen su deposu olarak kullanılmış olmalı. Güneybatısında bulunan gözetleme yerlerinin bir kısmı koparak yok olması nedeniyle eksiktir. Fakat burada ilginç olan bir nokta bu gözetleme yerlerine çıkışı sağlayan dört basamaktan sonra çıkılan yerin dışarıdan kapatılan bir sistemi olduğudur. Burası kapatılınca içerilerle bağlantı kesilmektedir.

 

Manazan Mağaraları At Meydanından Görüntü. (Ercan ER/2009)

Ölüler meydanı adı verilen 5. ve son kata 4. kat galerisinin kuzey köşesinden diğerlerine göre

daha dar ve daha yüksek bir koridordan ulaşılmaktadır. Ayrıca 4. katla 5. kat arasında diğer yer altı şehirlerinde de görülen girişi kapatmaya yarayan bir düzenleme vardır. Galeri planı diğer katlara göre daha düzensizdir. Koridorun güney bölümünde pencere ve iki kolon bulunmaktadır.

 

At Meydanı İle Ölüler Meydanı Arasındaki Geçiş Yeri (Ercan ER 2009)

ÖLÜLER MEYDANI

 

Ölüler meydanına at meydanından dar bir koridor geçilerek çıkılmaktadır. Buranın güney

tarafı Taşkale-Yeşildere Vadisine bakmaktadır. Bu tarafta bulunan açıklıkların vadiyi gözetleme yerleri olarak oyulduğu düşünülmektedir. Fakat bunların bir kısmı orijinalliğini kaybetmiş olup daha sonraki dönemlerde tahrip edilerek genişletildiği görülmektedir. Gözetleme yerleri olduğu düşünülen bu kısmın günümüze kadar gelebilen kısımlarında, bu gözetleme yerlerinin arkadan bir sistemle kapatıldığı izlenimini veren ve kenarları bir kapağa uygun gelecek şekilde oyulmuş kenar sövelerinin izleri görülmektedir. Ayrıca yine bu kapakların kapatıldıktan sonra arkadan bir destekle desteklendiği izlenimi veren, zeminde ve kenar duvarlarında oyuklara rastlanmaktadır. Bu kapakların hangi malzemeden yapıldığına yönelik günümüze gelen bir örneğe rastlanmamıştır.

 

Ölüler meydanının güney duvarı yaklaşık olarak 13,5 m’dir. Burası genel olarak gözetleme

noktalarının olduğu yerlerdir. Güney duvarından kuzeye yönelen koridorun doğu tarafı uzunluğu yaklaşık 56 m, batı tarafında devam eden uzunluğu ise yaklaşık olarak 66 m’dir. Koridor genişliği yaklaşık 6 m’dir.

 

Ölüler meydanında 23 adet hücre (küçük oda, yaşam alanı), 8 adet niş (Niş; mimari yapılarda duvar içinde bırakılan oyuklara verilen addır. Kelimenin kökeni Fransızca "duvar hücresi" anlamına gelen Niche'e dayanır. Binalardaki duvar süslemeleri arasında hem işlevsel hem de görsel olarak önemli bir yere sahip olan niş, çok eski zamanlardan beri kullanılagelen bir mimari ögedir.), 1 adet zemin hücresi ve 2 tane zemine oyulmuş depolama ünitesi tespit edilmiştir. Hücrelerin hepsinde tek bir kapı girişi olup bu kapıların dar ve boylarının kısa olduğu görülmektedir. İçerilerinde herhangi bir süsleme olmayıp genelinin tavanında muhtemelen bir şeyler asmaya yarayan oyuntular bulunmaktadır. Bu oyuntuların sayıları da hücreden hücreye 2 ile 5 arasında değişmektedir. Belki hücreler içerisindeki bir nevi askılık olarak kullanıldığı düşünülen oyuntular kişiye özel olup ve de bunların içinde yaşayanların sayısı hakkında da bir bilgi vermesi muhtemeldir.

 

 

20 numaralı hücre olarak adlandırılan yerden sonra eskiden kapalı olup şu an ölüler meydanı

ile at meydanı arasında bir geçiş sağlamakta olan küçük bir mezar bulunmaktadır. Ölüler meydanı tarafındaki ve at meydanı tarafındaki duvarları tahrip olmuştur.

 

23 Numaralı Hücre olarak adlandırdığımız kısım hücreden ziyade oda görünümünde olup

ölüler meydanının en büyük hücresidir. Buranın güney duvarında aşağısında bir basamaklı merdiveni olan ve bunun tam üstüne denk gelen kısımda bir gözetleme noktası veya pencere olabilecek açıklık bulunmaktadır. Tavanında askılık olabilecek dört adet oyuntu görülmektedir. Burada da kapının içeriden kapatıldığı izlenimi veren kapı kenar oyuklukları görülmekte olup muhtemelen içeri doğru açılan bir kapı sistemi vardı. Duvarlarda ne için kullanıldığı anlaşılamayan oyuntular olup belki bazıları aydınlanma için kandil konulan yerlerdi. Bu hücrenin kuzey duvarı tarafındaki zeminde 4 adet yan yana sıralı oyuk ve 1 tanede daha geride oyuk görülmekte olup işlevleri bilinmemektedir.

Ölüler meydanı güney tarafındaki gözetleme noktalarının hemen dibinde zemine oyulmuş bir

zemin hücre oyuntusu bulunur. Burada da kapının içeriden kapatıldığı izlenimi veren kapı kenar oyuklukları görülmekte olup muhtemelen içeri doğru açılan bir kapı sistemi vardı. Burada bir adet

askılık olabilecek oyuntu görülmektedir. Bu hücrenin güney duvarında bir tane gözetleme penceresi bulunur. Yine ölüler meydanının güney tarafında 23 numaralı odanın karşısında zemine açılmış 2 adet depo olduğunu düşündüğümüz yer altı oyuntuları bulunmaktadır.

Ölüler meydanının batı tarafından ilerleyen koridor duvar uzunluğu yaklaşık 66m, doğu

tarafından ilerleyen koridor duvar uzunluğu ise yaklaşık 56m ölçülerindedir. Buralara oyulmuş olan hücre biçimindeki oyuntular arasındaki mesafelerde bir standart bulunmamaktadır. İçerisi kabaca yontulmuştur. Oyma işlemi bitirildikten sonra içeriler yakılmak suretiyle karartılarak bir zift tabakası oluşturulmuştur. Hücrelerin genelinde kapı izleri tespit edilmiş olup bunların içeriden bir sistemle kapatıldığı görülmektedir. Ancak bunların nasıl bir malzeme ile kapatıldığını söyleyecek buluntuya rastlanamamıştır. Manazan oyuntuları içerisindeki hücre odaların çoğunluğunda askılık olarak nitelendirebileceğimiz oyuntular bulunmaktadır. Bunların çoğunluğu günümüze kadar gelebilmiş

olup bazıları da yok olmuştur. Mağaraların ne zaman oyulduğunu kesin olarak ortaya koyacak veriler olmamakla birlikte buradan ele geçen küçük buluntulardan mağaraların Doğu Roma (Bizans) Devrinde 6. - 7. Yüzyıllarda oyulduğu ve yerleşildiği düşünülmektedir.

 

Küçük Buluntular: (Ercan ER 2009)

Mağaralar bu devirde hem güvenlik açısından hem de killi kireç taşının ısı ve nemi sabit

tutması özelliği nedeniyle oyulmuş ve kullanılmış olmalıdır.

Manazan Mağaraları Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 13.02.1986 tarih ve 1879 sayılı kararı ile I.

Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edilmiştir.

Ercan ER

Arkeolog

Karaman Müzesi

Bu yazı 425 defa okunmuştur .

Son Yazılar