Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
KUR'AN İLE KADRİNİ YÜKSELTENLER KUR'AN İLE YÜCELENLER
Duran Ali YILDIRIM (Yrd. Doç. Dr)

Duran Ali YILDIRIM (Yrd. Doç. Dr)

KUR'AN İLE KADRİNİ YÜKSELTENLER KUR'AN İLE YÜCELENLER

09 Haziran 2018 - 01:09

KUR’AN İLE KADRİNİ YÜKSELTENLER KUR’AN İLE YÜCELENLER

Kur’an Allah’ın kullarına hidayet olmak ve rehberlik etmek üzere indirilmiş ilâhi kelâmıdır. Allah’ın kullarına sözleri öğüt ve nasihatları ile İslâm dininin kurallarını onlara öğretmek için kullarına yönelik hitabıdır. Allah kullarına hitap ile onlara değer verdiğini ortaya koymuştur. Kur’an Allah’ın ipidir ki O’na tutunan kurtulur. Onun emir ve yasaklarına uyan insanlık onur ve haysiyetini korur. Ona tabi olan, O’nun gösterdiği hayat ve ahlâk ilkelerini kuşanan yükselir ve yücelir O’nunla doğru yolu bulur (İsrâ, 17/ 9). O Kur’an ki Allah onunla sizin şanınızı yüceltecek, yolunuzu aydınlatacak, yönünüzü gösterecek ve O’na sımsıkı sarılırsanız kalpleriniz birleşecek, muhabbetiniz gelişecek aranızdaki fitne tefrika ve husumetler bitecek, şeytan ve dostlarının sizdeki ümidi tükenecektir. (Âl-i İmrân, 3/ 103)

İnsanların içerisinde Kur’an’ı en iyi anlayıp yaşayan, Kur’an’ın konularını, en iyi bilenler  Kur’an ehli sahabilerdir. Hz. Ali r.a. fitne yani zor ve sıkıntılı dönemlerde kurtuluşun Allah’ın kitabına sarılmakla olacağını söylemiştir. Hz Ömer r.a. Allah’ın Kur’an ile bazı toplumları yükselteceğine bazılarını alçaltacağına işaret etmiştir. Ebu Musa el-Eş’ari r.a. Kur’an okumanın kalbi katılaşmaktan koruyacağını söylemiştir. Zira mü’minler Allah anıldığında ve Allah’ın ayetleri okunduğunda kalpleri haşyete ve sekinete kavuşur (Zümer, 39/ 23) ve Kur’an onların imanlarını artırır, onları Allah’a tevekküle götürür…” (Enfâl, 8/ 2) buyurulmaktadır. Hz Aişe ve Esma binti Ebi Bekir, Kur’an okumanın bayılmak ve ağlamak değil, kalpleri etkilemek ürperme ve yatışma etkisi oluşuna dikkat çekmişlerdir.

Huzeyfe b. Yeman hafızlara hitaben: Ey Kur’an ehli! İstikametten Ayrılmayın! Çünkü çok değerli bir mevkidesiniz. Eğer sağa sola yalpa yaparsanız, ayaklarınız kayar, sapıtırsınız” demiştir. Kur’an’ın tercümanı olan Abdullah İbn Abbas r.a. Kur’an ehli genç olsun ihtiyar olsun Hz Ömer’in meclisinin ayrılmaz üyeleri olduğunu söylemiştir. Hz Ali r.a, Kur’an hafızları ve ilim sahiplerinin Kur’an ile amel etmelerinin çok önemli oluşuna dikkat çekmiştir. Hz Ömer r.a. hafızlara ve Kur’an ehline şöyle demiştir: Ey Kur’an ehli! Başınız dik olsun! Doğrusu önünüzde yolunuz açıktır; hayırda yarışın. İnsanlara yük olmayın. Kur’an’ı kullanarak insanlardan para kazanmaya kalkışmayın” buyurmuştur. Abdullah b. Mes’ud r.a. şöyle demiştir: ‘‘Kur’an hafızının, geceleri herkes uyurken uyanıklığı, geceleri herkes yeyip içerken orucu, insanlar sevinip gülerken üzüntü ve ağlayışı, herkes boş sözle vakit öldürürken sükut etmesi ve insanlar hile içerisindeyken huşuu ile tanınması gerekir” demiştir. Hz. Hasan b. Ali ve Hasan el-Basri: “Sizden öncekiler, Kur’an ayetlerini, rablerinden kendilerine gelen mektuplar olarak görürlerdi de, geceleri onlar üzerinde düşünürler ve gündüzleri onların yenilerini beklerlerdi” demektedir.  Abdullah İbn Mes’ud r.a.: “Hiç kimse, içindeki duygu ve düşünceden dolayı sorguya çekilmeyecektir. Bundan ancak, Kur’an hakkındaki düşüncesi müstesnadır. Eğer Kur’an’ı seviyorsa, Allah ve Rasülünü seviyor muamelesi görecektir. Kur’ân’ı sevmiyorsa onları sevmiyor muamelesi görecektir. (İbn Kesir’in Fezailu’l-Kur’an)

İbn Abbas demiştir ki: “Keşke Kur’an ehli, gereği gibi ona sahip çıksalar ve onun gereğine uysalar. O takdirde Allah’ın sevdiği kullar olurlar. Halbuki onlar, Kur’anı dünya menfaati elde etmede kullanmaya kalktılar. Allah da onlara buğzetti ve insanlar yanında küçük düştüler. Kur’an’ın yücelttiği makam ve mevkiyi kaybettiler” Abdullah b. Amr: Kur’an sahibinin, herkesle birlikte boş söz ve işlere dalması ve cahillerle beraber cahilce hareketler yapması doğru değildir. Fakat, Kur’an’ın hakkını gözeterek, affedici ve intikam almaktan vazgeçici olmalıdır. Çünkü kalbinde Allah’ın sözlerini taşımaktadırlar. (Kurtubi, el-Cami’ Li Ahkâmi’l-Kur’ân Tefsiri, 1/20-21)                

Hz Osman ve Huzeyfe b. Yeman: “Şayet kalpler temiz olsa, Kur’an okumaya doyulmaz,onun tadıo hiçbir şeyde olmaz” demişlerdir. ‘Gazali, İhyâu Ulumi’d-Din, 1,498) Abdullah b. Mes’ud: ‘‘Gerçekte bu Kur’an, Allah’ın sofrası yani ziyafetidir. Kim oraya gelirse o sofradan yerse selamet içinde olur.” (Abdullah b. Mubarek,ez-Zühd, 272) Ebu Hureyre r.a. dan: “İçerisinde Allah’ın kitabı okunan evde hayır ve bereket çoğalır; o eve melekler girerler, şeytanlar oradan çıkarlar. İçerisinde Allah’ın kitabı okunmayan ev ise darlık çeker; o evde hayır ve bereket azalır; oraya şeytanlar girerler ve melekler oradan çıkarlar.” (Abdullah İbnu’l-Mübarek, a.g.e, 273)

Fudayl b. Iyaz’dan: ‘‘Kur’an ehli olan bir kimsenin, ne yöneticilere ne de diğer insanlara bir ihtiyacı olmamalı, onlara el açmamalı aksine halkın kendisine ihtiyacı olmalıdır. İnsanlar onun ayağına gelmelidir. Kur’an sahibi İslam bayrağının taşıyıcısıdır. Dolayısıyla herkes gibi o da oyun ve eğlencede, gaflet ve dalgınlıkta olmamalıdır. Çünkü Kur’an’ın hakkını yüceltmek bunu gerektirir.” (Nevevi, et-Tibyân, 28; Gazalî, İhya, 1,499) Tâvus b. Keysân’dan: “İnsanların Allah’tan en çok korkanı tarafından okunan Kur’an, en güzel sesle okunmuş Kur’an demektir.” Zira Kur’an’ın güzel sesle okunması dinleyeni kulağından değil kalbinden etkilemek içindir. Okunan Kur’an gırtlaktan, dinlenen Kur’an ise kulaktan kalbe ulaşmalı kalbi yumuşatmalı haşyeti çoğaltmalıdır. Dahhak b. Müzâhim’den: ‘‘Bir kimse ki öğrendiği Kur’an’ı unutmuştur; bu, muhakkak ki işlediği bir günahtan dolayıdır. Çünkü Allah Te’alâ şöyle buyurmuştur: ‘ Başınıza gelen her musibet ellerinizle işledikleriniz sebebiyledir. (Şûrâ, 42/ 30) Kur’an’ı unutmak ise, musibetlerin en büyüğüdür.” Çünkü Kur’an’ı unutmak O’nu terk etmek demektir. Kur’an’ın haber verdiğine göre Peygamber Kur’an’ı terk edenlerden şikâyetçi olacaktır. İmam Şâfi Hocası Vek’i’a hafızasının zayıflamasından öğrendiklerini hemen unutmaktan şikayetlenince hocası O’na masiyetleri/günahları terk etmesini öğütlemiştir. (Furkân, 25/ 30) Mücahit b. Cebr: “Yaratıkların Allah’a en sevimli olanı, O’nun indirdiğini yani Kur’an’ı en iyi bilenidir” demiştir. Hasan el-Basrî de: ‘‘Bu Kur’an’ anlamını bilmeden çoluk-çocuk ve ayak takımı da okumakta! Halbuki O’nun ayetlerini anlamak, O’na tâbi olmadan ve Kur’an’ın sözlerini ezberleyip, prensiplerine riayet etmeden olmaz! Birgün birileri çıkıp şöyle diyecek: Tek bir harf sektelemeden, bütün Kur’an’ı bir çırpıda okudum! Hayır vallâhi; o kimse, Kur’an’ın tümünü sektelemiş, boşa götürmüştür. Çünkü Kur’an onun ne ahlakı ve ne de işlerinde gözükmüyor! İş o raddeye varacak ki, günün birinde birisi çıkarak: Ben bir nefeste bir sureyi okuyorum diyecek. Allah’a yemin ederim ki, bunlar Kur’an okuyucuları, âlimler, hikmet sahipleri ve muttakîler değildir. Kur’an okuyanlar, ne zaman böyle oluverdiler! Allah böylelerin sayısını çoğaltmasın. (Abdullah İbnu’l-Mübarek, Zühd, 274.)

Bütün bunlar, Ashab-ı Kiram ve onların yolundan giden Tabiîn’in Kur’an’ı hayatlarında canlı tuttukları, zihinlerinde tedebbür ettikleri, O’nu anlamaya ve yaşamaya çok önem verdiklerini, aynı zamanda onların da Kur’an’la hayat ve huzur bulduklarını göstermektedir. Onların Kur’an ile canlı beraberlikleri vardı. İşte onlar Kur’an’la yüceldiler. O’nunla yükseldiler, kıymetlendiler, değerlendiler. Şüphesiz biz size öyle bir kitap indirdik ki, O’nda sizin şân ve şerefiniz vardır. Halâ akıllanmayacak mısınız? Unutmayalım ki, O’nunla ya yüceliriz ya da alçalırız. “Şüphesiz Allah’ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli-açık Allah yolunda infak edenler, asla zarar etmeyecek bir ticareti umabilirler.” (Fâtır, 35/ 29)

Not: Abdulfettah el-Hâlidî’nin “Kur’an’ı Anlamaya ve Yaşamaya Doğru” isimli eserinden de yararlanılmıştır.

 

Bu yazı 127 defa okunmuştur .

Son Yazılar