Reklamı Geç
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
KÖPEĞİME KONUŞMAYI ÖĞRETTİM
Reklam
Burhanettin SAYGILI

Burhanettin SAYGILI

KÖPEĞİME KONUŞMAYI ÖĞRETTİM

18 Eylül 2018 - 22:39 - Güncelleme: 19 Eylül 2018 - 13:35

     On yaşlarında iki arkadaş yanlarında köpekle birlikte gezintiye çıkmışlardı. Çocuklardan biri arkadaşına ‘’Köpeğime konuşmayı öğrettim’’ dedi. Diğer çocuk ‘’Ben onun konuştuğunu hiç görmedim’’ dedi. Köpeğin sahibi, köpeğine konuşmayı öğrettiğini yineledi. Meraklanan arkadaşı, köpekle konuşmaya çalışsa da nafile, neticede köpek konuşmadı.  Arkadaşına döndü ve biraz da kızgın ‘’Bak köpeğin konuşmuyor’’ dedi. Köpeğin sahibi hiç istifini bozmadı ‘’Ben köpeğime konuşmayı öğrettiğimi söyledim. Köpeğimin konuşmayı öğrendiğini söylemedim ki’’ dedi.

         Öğretmek ve öğrenmek birbirini etkileyen ancak birbirinden bağımsız kavramlardır.

     Öğrenmek istemeyene bir şey öğretilemeyeceği gibi genetik kodları ve gelişim düzeyi uygun olmayana da öğretmek imkânsızdır.

     Gelişim; öğrenme, yaşantı ve olgunlaşma sonucunda bireyde görülen düzenli ve sürekli değişikliklere denir. İstenilen eylemin, davranışın gerçekleşmesi için gerekli zihinsel, psikolojik ve bedensel gelişimin gerçekleşmesi gerekmektedir.

     Öğrenmeyi etkileyen birçok unsur vardır. Eğitimi karmaşık hale getirende bu kompleks yapısıdır. Bu unsurlardan biri ya da birkaçı eksik olduğunda öğrenme ya sınırlı halde olmakta ya da tamamen ortadan kalkmaktadır. Öğrenme süreçleri, yapısı gereği zorlu etaplardan oluşur. Bir sihirli formülü olmadığı gibi mucizevi yöntemler de söz konusu değildir. Örneğin bir insanın araba sürmesi için, her biri diğerinden farklı bilgi ve beceri etapları mevcuttur. Trafik kurallarının birey tarafından öğrenilmesi gerekirken, taşıta dair azami malumat sahibi olunması da gerekir ki, bunlar sadece başlangıç safhasıdır.  

     Öğrenmeyi etkileyen unsurlardan bazılarını ele alacak olursak, içgüdü ile başlamamız gerekir. İçgüdü, doğuşta organizmada var olan ve öğrenilmemiş türe özgü, kişiliğin gelişmesinde rol oynayan temel ruhsal güçtür. Hazırbulunuşluk, içgüdü tarafından etkilenir.

     Performans (edim) organizmanın bizzat yaptığı iştir. Performansla ilgili en önemli durum şudur; sınav sistemlerinin kahir ekseriyeti performansı ölçer. Sınavlara hazırlanan bireyler performansı artırma yönünde çalışmalar yapar. Elde edilen başarı yapaydır yani hormonludur. Doping yaparak –geçici– başarı elde eden bir sporcu, kazanacağı madalya için sağlığını kaybeder. Sınava hazırlanan performans artırma çalışmasına yönelen bireyler de, kazanabileceği bir sınav karşılığında birçok şey kaybedebilirler.

     Uyarıcı, duyu organlarını harekete geçiren ve tepkiye yol açan herhangi bir nesne ya da enerjiye denir. Tepki, uyarıcıların organizmayı etkilemesi sonucu organizmanın gösterdiği davranışa denir.

     Motivasyon (güdü), organizmayı etkileyerek bir amaç için hareket etmeye sevk eden şeydir. Motivasyon eksikliği, hedefi değersiz kılar ve başarısızlığa neden olur. Motivasyon fazlalığı ise hedefi ulaşılmaz bir duruma getirir ve başarısızlığı mukadder kılar.

     Dikkat, bilincin belirli bir noktada toplanması halidir. Çağımızda dikkat eksikliği giderek artan bir sorun halini almaktadır. Bilinci kendinde toplamaya çalışan birden fazla odak noktasının, dikkati parçalara ayırmasından kaynaklanmaktadır. Bireye yöneltilen uyarıcı çeşitliliği her geçen gün artmaktadır. Bireyi ayartan televizyon, bilgisayar, cep telefonu, tablet gibi cihazlar dikkat dağınıklığını artırmaktadır.

     Transfer (eski yaşantıların aktarılması) öğrenmede transfer genellikle olumlu yansımakla beraber bazen de olumsuz yansır. Olumsuz transfere örnek, iki parmak daktilo yazan birisi on parmak daktilo yazmakta zorlanır. Ancak transferin genellikle olumlu yansıdığını belirtmiştik. Başarılan işlerin çoğu, başarı bekleyen işlere olumlu yansır.

     Öğretmek ve öğrenme arasında ki en önemli ilişki, öğrenecek olanın öğrenmeye uygun, öğretecek olanın da öğretmeye ehil olması gerekir. Öğrenme süreçlerinin zemin ve zamanının elverişli hale getirilmesi gerekir. Aksi halde baştaki hikâyede ki çocuğun, köpeğine öğrettiği konuşmaya benzeyen beyhude çabalar içinde oluruz.

Bu yazı 650 defa okunmuştur .

Son Yazılar