Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Gelin Kaynana Değil Ana Kız Olabilmek
Reklam
Bayram ALTINTAŞ

Bayram ALTINTAŞ

Gelin Kaynana Değil Ana Kız Olabilmek

27 Temmuz 2017 - 15:51

GELİN KAYNANA DEĞİL ANA KIZ OLABİLMEK

Doğan Cüceloğlu kaynanalara şöyle sesleniyor:

“Evliliğinizin ilk yıllarında hiç bocaladığınız olmadı mı?
Aynı zamanda da iş, ev kadınlığı ve anneliği bir arada yürütmeye çalışmadınız mı?
Peki bu üç büyük görevi yapmaya çalışırken birbirinden birini eksik veya tamamlayamadığınız olmadı mı?
Ne olur bütün kayınvalideler, siz de gelin oldunuz.
 Birazcık sevgiyi gelinlerinize çok görmeyin.” diyerek kaynanaların kendilerini gelinlerinin yerine koymasını istemektedir.   

Güncelliğini her zaman koruyan ve hayatında içinde olan gelin kaynana meselesi sorun olmaktan çıkığı gün evin içine mutluluk daha çabuk gelecektir.

Bir ailede gelin kaynana sorunu yaşanıyorsa mutlaka her iki tarafta da suç vardır. Ancak suç oranı birinde az birinde fazla olabilir. Ama gerçek olan az veya çok her iki tarafta da suçun olduğudur.

Boşanmalarda en büyük sorunların başında iletişim sorunu geliyorsa gelin kaynana meselesinde de  iletişim sorunu tartışmasız vardır.

Kaynanalar ve kayınpederler daha tecrübeli ve görmüş geçirmiş insanlar olduğundan: hayata yeni adım atmış olan gelin ve damatları idare etmelidir.

Onların kendilerine verilmiş bir hamur olarak düşünürsek onları şekillendirecek ve onların mutluluklarını ve birbirlerine karşı sevgi ve muhabbetlerini arttıracak davranışları sergilemelerine yardımcı olmalıdır.

Onlardan bir şeyler isterken nezaket kurallarına uymalıdır. Ama bu kuralı hayatın içinde her zaman göstermeye gayret etmelidir.

Onlara gelin ve damat diye hitap etmemeli onun yerine onların gönüllerini okşayan ve yüreklerine dokunacak sözlerle hitap etmelidir:

Kaynanalar ve kayınpederler gelinlerine “Kızım” ve damatlarına da “Oğlum” diye çağırmalıdır. Ancak bunu söylerken de dilden değil yürekten söylemelidir. Öz kızına ve oğluna davrandığın gibi davranmalıdır.
Nasıl onların hatalarını ve kusurlarını, sevinçlerini ve mutluluklarını öz anne ve baba gibi karşılıyorsan onları da öyle karşılamalısın. Nasıl ki kendi çocuklarına sevgiyle ve şefkatle kucaklıyorsan gelin ve damadını da öyle kucaklamalısın.

Peygamberimiz kızı Hz. Fatma’ya ve damadı Hz. Ali’ye bakın nasıl dua ediyor:
“Allah’ım, bu ikisini herkesten daha çok seviyorum. Rabbim sen de onları sev, evlatlarını ve nesillerini mübarek ve kutlu kıl. Kendi katından onlar için bir koruyucu tayin et. Bu ikisini ve evlatlarını şeytanın şerrinden senin korumana bırakıyorum.” diye dua eden bir peygamberin ümmetiyiz.

Kayınpederler ve kaynanalarda dualarında hem kızları hem de damatları için dualarda bulunmalıdır. Onlara eşit şekilde davranmalı. Nezaketle her ikisine de davranmamalı. Onur kırıcı davranışlarda bulunmamalıdır.

Gelin ve damatan bir şey istediğin zaman nezaket dilini kullanarak onlara teşekkür etmelisin. İnsanlara teşekkür etmeyen Allaha nasıl teşekkür etsin…

Size sürekli hizmet eder ve bunun karşılığında bir teşekkürü onlara çok görürseniz, onlarla aranızda sevgi bağı ve gönü bağı olmaz. Ama sizler gelinlerinize ve damatlarınıza teşekkür ederseniz onların size getirdiği şeylerin içine sevgilerini ve muhabbetlerini katarak getirirler.

Ve aranızda sevgi ve muhabbet köprüsü daha güzel kurulur. İlerde de bu sevgileri her zaman devam eder.  

Sevgi yürekli kaynanalar ve kayınpederler onları çağırırken ve onlardan Bir şeyler isterken onların yüreğine dokunacak şekilde çağırmalıdırlar. Ancak bu şekilde gönüllere girilip gönüllere taht  kurulabilir.

Bunun sonucunda da evin içinde huzurlu bir yaşamın kapıları açılmış ve  mutlu bir aile olmanın mutluluğu da yaşanmış olur.

MUTLU GELİN VE KAYNANA OLMAK GÜZEL SÖZLÜ OLMAKTIR

Yaşlı bir amca yılların verdiği tecrübelerini evlenmek isteyen bir gençle paylaşıyordu:  
“Bak oğlum, kaynana çaydanlık gibidir, fokur fokur kaynar. Gelin demlik gibidir. Sinsi sinsi demlenir. Oğlan bardak gibidir, bir gelin doldurur bir kaynana, Görümce çay kaşığı gibidir, arada bir gelir ortalığı karıştırır. Çocuk şeker gibidir, ortalığı tatlandırır. Kayınpedere gelince o, çay tabağı gibidir, dökülenleri toplar.”  demektedir.

Evlilikte gelin ve kaynana ilişkileri insanın yaratılışından bu yana devam etmekte ve kıyamete kadar da devam edecektir. Bu birlikteliği, mutluluğun ve saadetin merkezi haline çevirebilen gelin ve kaynanalara ne mutlu. Ancak, bu birlikteliği mutsuzluğun ve gözyaşının  bitmediği bir küçük hapishaneye döndüren gelin ve kaynanalara da bilmem ne demeli.

Toplumumuzun önemli sorunlarından biri olan gelin ve kaynana olayı hepimizi yakından ilgilendirmelidir. Gelin ve kaynana;  Türkiye’de de gelin ve kaynanadır.  Avrupa’da da gelin ve kaynanadır. Yalnızca mekan ve şartlar farklıdır.

Huzursuzluğun sebebi kaynana ise; vaktinde gelinken ve hülyalarla dolu olduğu bir yaşta kendisinin razı olmadığı hal ve hareketleri, bugün kaynana olunca gelinine reva görmemelidir. Çoğunlukla küçük yaşta gelin olan kızlara öz bir anne şefkatiyle yaklaşmalı ve gelinlerinin gönüllerinde taht kurmalıdırlar. Gönüllerde taht kurmakta kolay bir şey değildir. Bu da sevgiyle ve muhabbetle olur.


Yine peygamberimizin şu hadisleri bizim hal ve hareketlerimizi belirlemelidir.

 “Tatlı söz bir sadakadır.”

 “Yarım hurma (tasadduk etmek ile ) olsa dahi ateşten korunmaya çalışınız. Bunu da bulamazsanız tatlı sözle”

Kayınpederlerin  gelinlerinin ve damatlarının daha mutlu bir hayat sürmeleri için neler yapması gerektiğini bilmeleri hem kendisi için hem de çocuklarının ve torunlarının mutluğu için önemlidir. Böylece ileride keşke siz bir hayat sürmelerine vesile olacaktır. Tatlı ve güzel hatıralarla dünyadan göçmek ve de hayırla yâd edilmek, her kaynana ve kayınpederin büyük hayali olmalıdır.

Mevlana ne güzel söylemiş:

Kötü söyleme, kötü düşünme,
Kötü teşvik ve telkinde bulunma;
Ancak o zaman, dünyadaki kötülükler
insana gelmesinden kurtulursun.

Bu yazı 1518 defa okunmuştur .

Son Yazılar