Reklam
Reklam
Reklam
Çanakkale'nin Gül Kokulu Şehitleri
Reklam
Bayram ALTINTAŞ

Bayram ALTINTAŞ

Çanakkale'nin Gül Kokulu Şehitleri

17 Mart 2017 - 10:15 - Güncelleme: 17 Mart 2017 - 10:17

Türkler dürüstçe, mertçe ve kahramanca çarpışmış,

insancıl meziyetlerini ve kişiliklerini sergilemiştir.

Türkler çekilirken, su kaynaklarını kuyları zehirlememişlerdir. 

Oysa onlar, Türk şehirlerini bombalamışlar, sargı yerlerini, 

hastanelerini topa tutmuşlar çekildikleri anda bile lağım patlatmışardır. 

Gelibolu Harekatı-Robert R.James (İngiliz Yazar) 

Çanakkale de bir destan yazılmıştır. Bu destan bizim destanımızdır. Çanakkalenin kahraman yiğitleri hayatın bütün zorluklarına göğüs gererek bir destan yazmışlardır. Bu destanla bize bugünkü cennet vatanımızı, bize emanet etmişler ve bizlerin geleceğe ümitle bakmasını sağlamışlardır.

 Bu destan yazılırken de dünya ya insanlık dersi verilmiştir. Bizzat savaşa katılan yabancı komutanlar ve askerler tarafından da  bizzat şahit olunmuş ve dünyaya da duyurulmuştur. Dost düşman her kesin takdirini kazanan böylesine bir destanın 102. Yılı şu ana kadar istenilen bir heyecanla kutlanmadığı görülmektedir. 

Tarihi bilmek geleceğe güvenle bakmaktır. Geleceğe güvenle bakmamız için tarihimizi bileceğiz. Tarihde yapılan hatalar varsa da onları bilip aynı hataların yapılmaması için mücadele edeceğiz. 

Bizler de zaferin yıldönümü  vesilesiyle tarihimizde derin izler bırakan zaferleri bilmeli ve  derin izler bırakan şahsiyetleri iyi tanımalıyız ki,  gelecek nesile örnek insanları ve modelleri aktarmış olalım. 

Öncelikle yeni neslin  Çanakkale zaferini anlayabilmesi için: 

Malazgirite Alpaslanı , Haçlılar karşısında Selahaddin Eyyübiyi, Niğbolu’da Yıldırım Beyaziti, Kosova’da Murat Hudavendigarı, İstanbul’da Fatihi , Çaldıran da Yavuz Sultan Selimi bilmesi lazım ki , Çanakkale de ki kahramanları anlayabilsin.

Tarih boyunca ; hakkın  batıla,  imanın inkara,  bir avuç insanın yedi düvele karşı, ete kemiğe bürünmüş insaların dönemin en güçlü askeri donanmalarına karşı nasıl müçadele ettiğini analayabilsin. 

Dünyanın bir ucunden gelip de bir vatanı işgal etmenin bedelini  denizin derin sularına  nasıl gömüldüğünü gençliğimiz bilsin ki,  geleceğe daha güvenle ve başı dik olarak bakabilsin. 

Çanakkale müdȃfaası;  hayatın müdȃfaası  ve gençliğin müdȃfaası  olduğunu anlasın ki, yeniden tarihine ve özüne geri dönmenin şuuruna sahip olsun. 

Tarih bilmeden ve tarihin seyrini değiştiren kahramnaları tanımadan Çanakkale ruhu anlşılamayacaktır. 

Çanakkale Ruhunun anlaşılması ve gençliğe tarih şuurunun yeniden verilmesi için Zaferin 102. yılı çok önemlidir. Tarih de böylesine önemli yıllar ve günler, insanların şuurlanması için bir kırılma noktası oluşturmaktadır. 

ÇANAKKALE RUHUYLA DESTAN YAZAN YİĞİTLER

Çanakkale ruhunun ne mana taşıdığını anlamk için tarihin seyrini değiştiren Çanakkale de ki kahramanları iyi tanımamız gerekmektedir. 

Her dönemde önden giden yiğiler vardır. Bu yiğitler öyle yiğitlerdir ki, ölüme gülerek ve koşarak giderler.  Onlar için ölüme gitmek,  sevgiliyle buluşmaktır.  Böyle oldukları içindir ki, bir asır geçmesine rağmen hala isimleri unutulmamakta  ve gelecek nesillere de örnek şahsiyetler olarak akarılmaktadır. 

Çünkü onlar inandıkları dava uğrunda sevgilerini aşka dönüştürmüşlerdir. Bunun için; anadan, yardan, eşden  ve candan geçmişlerdir.  Bir  hilal uğruna da binlerce vatan evladı toprağa düşmüştür. 

Nurullah Genç’in dediği gibi:

“Onlar kahramandı, ay yüzlü yiğitlerdi.

Tunç bilekli gaziler,  gül kokulu şehitlerdi.

Zamanın  en cengaver, en devşirme gününde 

Dağlar gibi durdular esaretin önünde.”demektedir. 

Evet onlar  yokluğa rağmen  en son teknolojiyle donanmış ve yarım dünya dedikleri gemileriyle  Çanakkale boğazına geldiler.   Avrupadan ve Afrikadan topladıkları devşirme askerleriyle geldiler. Bu askerlere söyledikleri binbir türlü yalanlar söyleyerek  ve Türklere  iftiralar atarak  kandırdıkları askerleriyle  geldiler.  Ancak geldkileri gibi de arkalarına bakmadan geri gittiler. 

Çünkü onların dev gemileri ve tankları varsa, Çanakkale yiğitlerinin de imanları, kahraman yürekleri ve sığıncakları bir yaradanı vardı.  

Rablerine öylesine sığındılar ki,  öylesine yürekten dua ettiler ki, mevlam Ezineli Yahya çavuş ve altmış üç askeriyle   üç bin kişilik düşman oldusunun karşısnda yirmi dört saat onların  kan kusan toplarının ve silahlarının karşısında direndiler. 

Öyle dua ettiler ki: Mehmet çavuş silahı tutukluk yapınca “Ya Allah” diyerek eline gecirdiği taşla düşmana saldıracak kadar mevlam onlara yürek verdi güç verdi. 

Öyle dua ettiler ki:  Niğdeli Ali’nin yardımıyla Seyit çavuş “Ya Allah” deyip  276  kiloluk  mermiyi kaldırarak namluya sürüp savaşın seyrini değistirecek ve yarım dünya dedikleri gemilerini denizin dibine gönderdi. 

Öylesine yürekten dua ettiler ki: Nusret mayın gemisiyle döşedikleri 26 kutlu mayınla çanakkaleyi geçilmez yaptılar. 

Öyle dua ettiler ki:  600 küsür askeriyle 57. Alay,  kahraman alay,  şehitler alayı son neferine kadar şehit düştüler. 

Ve daha nice Çanakkale de önden giden kahramanlar öyle dua ettiler ki: 

250 binden fazla  kahramanımız şehitlik makamıyla şereflendiler.  

Milli Şairimiz,  Mehmet Akif Ersoy’un dediği gibi:

“Şühedȃ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşar..

O, rükü olmasa, dünyȃda eğilmez başlar.

Vurulup tertemiz olnından, uzanmış yatıyor.

Bir hilȃl uğruna, yȃ Rab, ne güneşler batıyor!

Ey, bu toprallar için toprağa düşmüş asker!

Gökten ecdȃd  inerek öpse o pȃk alnı değer. 

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi..

Bedr’in arslanları ancak,  bu kadar şanlı idi.”

 Sözleriyle taçlandırılan  şehitlerden oldular. 

 Çanakkale’nin kahraman yiğitlerinin böylesine önden gitmeleri  onlarda var olan Çanakkale ruhundan kaynaklanmaktadır. 

Onların böylesine ölüme koşarak gitmesinin nedeni : 

Onların içinde ki vatan aşkından ve istiklal aşkından ve de ana ocağından aşkla aldıkları inancına olan sevdalarından  kaynaklanmaktadır. 

ÇANAKKALE’DE  DÜŞMANA VERİLEN İNSANLIK DERSİ 

Çanakkale’ye gelen düşman kuvvetleri Avrupa’dan ve Afrika’dan oluşan askerlerden oluşmaktaydı. Tabi bu askerler Çanakkale’ye gelirken önceden beyinleri  iyice yıkanmış olarak geldiler. Kendilerine Türklerin ne kadar barbar oldukları ve insanlara zulmeden ve insanlıktan nasibini almamış insanlar olarak anlatıldığı için gelen askerler de bu düşünceler içerisinde Türkleri görmektedir.  

Ne zaman ki gerçeklerle yüzleştiler,  işte o zaman kendilerine anlatılan  Türklerle karşılaşmadıklarını  gördüler. Tabi ki, bunu yaşayarak gördüler ve gerçeklerle yüzleştiler. 

Bu gerçekleri gören komutanlardan biri olan  A. R . Diterich gördüklerini hatıralarında şöyle anlatmaktadır: 

“Çıkarmadan önce bizlere resmen Türklerin yaralı ve esirleri sakat bırakıp işkence ederek öldürdüğü söylenmişti. O zamandan bu güne bu tür bir rapor ve haberlerin doğru olmadığı artık anlaşılmış bulunmaktadır.” diyordu.

İngiliz, Fransız ve diğerleri kendi emellerine ulaşmak için,  bin bir türlü hilelere ve iftiralara başvurarak Çanakkale’yi geçmenin yollarını aramıştır. 

Bu emellerine ulaşmak için  de bütün insani değerleri yok saymakta ve vahşice planlar yapmaktadır. 

Düşman güçlerinin savaş kuralarını hiçe sayarak bir çok oyunların içine girmelerine rağmen;  Mehmetçik, ne pahasına olursa olsun,  insanlığından ve kutsal bildiği değerlerinden asla taviz vermemiştir. 

Birinci dünya Savaşını yöneten harp meclisinde, İngiltere Başbakanı Lioyd George soruyor:

“Efendiler! Ben bir şeyi anlayamıyorum. Bizim medeni milletlerin orduları, barbarlaşırken, barbar saydığımız Türk orduları ise, savaşta medenileşiyor. Irak kumandanımızın telgrafı bildiriyor ki, Türkler, esirlerimizin istirahatini  fevkalade temin ediyorlarmış, yaralılarımızı da imkanları nikbetinde tedavi ediyor ve onlara şefkat gösteriyorlarmış.. İşte bu davranışlarının sebebini, saikini bir türlü anlayamıyorum.” demektedir.  

Bizi anlamak için bizim geçmişimizi ve tarihimizi iyi bilmekten ve iyi analiz etmekten geçer. 

 Onun için zaferin 102. Yılını fırsat bilmeli ve hem içinde yaşadığımız topluma:  Çanakkale de ki gösterdiğimiz insanlık dersini anlatmalıyız. 

Hem de gençlerimize Çanakkale ruhunu vermek ve yeniden geçmişiyle köprü kurmak için Çanakkale’nin kahraman şehitlerine yakışır bir şekilde vefamızı göstermemiz gerekir. 

Çünkü bizler vefa Peygamberinin ümmetiyiz. Böylece bizimde: kıyamet gününde  önce vatan diyen şehitlerimizin karşısında başımız dik ve alnımız ak olsun. 

Geçmişimizi bilmeden geleceğe güvenle bakamayacağımızı iyi bilmeliyiz. 

İngiltere başbakanı W. Churchill’in dediği gibi:

“Ne kadar geriye bakabilirseniz, o kadar ileriyi görürüsünüz. Bugün ile geçmişin arasında bir kavga başlatacak olursak  geleceği kaybetme tehlikesine düşeriz.”


Bu yazı 849 defa okunmuştur .

Son Yazılar