Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
ALLAH İÇİN İYİLİK YAPMAK MUTLULUK VE SAĞLIKTIR
Reklam
Bayram ALTINTAŞ

Bayram ALTINTAŞ

ALLAH İÇİN İYİLİK YAPMAK MUTLULUK VE SAĞLIKTIR

10 Eylül 2017 - 15:05

Merhametlilere Allah merhamet eder. 
Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki 
göktekiler de size merhamet etsin.
Hadis-i Şerif

Bir gün çok zengin bir adam hastalanır ancak, hangi doktora gitse derdine çare bulamaz. Yine günlerden bir gün başka bir doktora gider ancak bu doktor diğer doktorlardan farklıdır. Zengin adamın hastalığına ilaçların fayda etmeyeceğini ona başka bir tedavi uygulanması gerektiğini düşünür. Onun iç dünyasında ki manevi eksikliği keşfeder. Bu doktor zengin ihtiyara  reçete olarak:
Her gün yetime öksüze ve kimsesize kısacası ihtiyaç sahibi kimi görürse ona iyilik yapmasını söyler.
Zenginde şifa bulmak amacıyla doktorun dediklerini yapar ancak her yaptığı iyilik onda ayrı bir heyecan ve mutluluk verir. Her yapılan iyiliğin karşısında insanlardan aldığı dua ve teşekkürler ve pozitif davranış zengin ihtiyarı daha da mutlu etmektedir. 
Onlara karşı empati yapmasına ve onların neler hissettiğini anlamaya çalışır. 
Çünkü İyilik insanı mutlu eder ve merhamet duygusunu geliştirir. Bununla birlikte sahip olduğu nimetlerin kıymetini anlamaya ve böylece Allaha daha çok şükretmesine sebep olur. 
İyilik etmek insanın içinde vardır. Ancak önemli olan bunun ortaya çıkmasıdır. Allah bizleri yaratırken yüz merhametinin birini insanlara ve hayvanlara vermiştir. Geriye kalan doksan dokuzunu kendine bırakmış ve kıyamet günü bizleri doksan dokuz merhametiyle karşılayacaktır. Bize verilen bu küçük merhameti bazen bir anne de bazen de canlılarda görebiliyoruz. Bu bile bizlere ne büyük heyecanlar ve mutluluklar veriyor. 
Yıllar önce bir yerde okumuştur. Her gün televizyonda aç çocukları ve kimsesiz çocukları gören küçük bir çocuk kendi dünyasında televizyonda ki çocuklarda doysun onlarda aç kalmasın diye televizyonun arka tarafındaki deliklerden ekmek verdiğini gördüğümde bir çocuğun yüreğine merhameti yelleştiren Allah’ın ne kadar büyük bir merhamete sahip olduğunu daha çok fark etmiştim. 
MERHAMETLİ AİLELERDEN MERHAMETLİ ÇOCUKLARA
Çocuklar belli yaşlarda yaratılış gereği yardım etmeye ve insanlara iyilikte bulunmaya çok meraklıdırlar. Çocuklar bu yaşlara geldiğinde anne baba bunu çok iyi değerlendirmelidir. 
Çocuklarının Allah için iyilikte ve güzel davranışta bulunmalarını isteyen aileler. Çocuklarını bu yaşlarda merhametli ve şefkatli olmaları noktasında bu yaşlarını iyi değerlendirmelidirler. Çünkü bu dönemlerin telafisi yoktur. 
Çocukların yardım etmeye ve insanlara faydalı olmaya meraklı olduğu yaşlarda onları yardım kuruluşlarına göndermeli ve bu noktada onları teşvik etmelidir. 
Bir gün bir anneyle yardım etmeye dair sohbet ederken, bir anne başından geçenleri şöyle anlatıyordu:
“Benim kızım haftada birkaç gün yardım kuruluşuna gönüllü olarak gidiyor. Daha sonra da kızım akşam  eve geldiğinde israfa çok dikkat ettiğini ve kimsesiz çocuklara daha çok yardım etmemiz gerektiğini. Onlar da bizim kardeşimiz olduğunu sürekli bizlere söylüyor.” diyerek çocuğunda ki değişiklikleri benimle paylaşıyordu. 
Cami’ye giderken onların çocukların ceplerine haşlık koymalı ve  camiye yardım etmeleri için teşvik edilmelidir.  
Kimsesizlere ve komşulara ikramda bulunurken çocuklarında yanlarına alıp bizzat bu güzel davranışa onlarında şahit olmalarına vesile olunmalıdır.  
Çocukların küçük yaşlarda yaşadıkları bu güzel davarmışlar onların bilinç altına yerleşecek ve bir ömür onların bilinç altında her zaman tazeliğini koruyacaktır. 
Küçük yaşlarda bu davarmışlar verilmezse ileride çok da zengin olsalar  ne yazık ki merhametsiz ve acımasız olacaklardır. 
İnsanlara faydalı olmak ve Allah için iyilik yapmanın ne kadar büyük bir davranış olduğu küçük yaşta çocuklara verilmelidir. Bu güzel değerlere sahip olan bu çocuklar ileride fakir de olsalar içlerinde ki o  merhamet duygusu ve insanlara faydalı olma aşkı her zaman artarak devam edecektir.  
Ne kadar iyilik yaparsak, o kadar çok mutlu olur ve sağlıklı yaşarız. Her iyilik bizi Allaha ve sevdiklerimize daha çok yaklaştıracaktır.  
Bunun en güzel örneğini aşağıdaki ibretli öykü çok güzel bir şekilde anlatmaktır.
ALLAH İSTERSE İYİLİĞİ ZENGİNE DEĞİL FAKİRE NASİP EDER 
Camide zengin bir adamla bir derviş yan yana namaz kılıyorlardı. Birbirlerine olan yakınlıklarından dolayı ne okuduklarını ve ne dua ettiklerini duyuyorlardı. Derviş namazdan sonra ellerini açtı:
” Ya Rabbi! Karnım çok aç beni şu yemek ve şu tatlılarla rızıklandır,” diye dua etti.
Dervişin duasını duyan zengin adam, içinden şöyle geçirdi:
” Bana duyurmak için sesli dua ediyor. Böyle yapmaktansa doğrudan gelip para isteseydi verirdim. Şimdi ona bir şey vermem.”
Zengin adam böyle düşünürken derviş caminin bir kenarına çekilmiş ve uykuya dalmıştı. Az sonra camiye elinde tepsiyle bir adam geldi. Doğruca, uyuyan dervişin yanına giderek dervişi uyandırdı ve elindeki tepsiyi derviş verdi.
Derviş tepsinin üzerini açtı. Zengin adam geriden bu hadiseyi takip ediyordu. Tepside dervişin az önce duada istediği yiyecekler vardı. Derviş yemekleri yedikten sonra tepsinin üzerini örterek adama geri verdi. Bu işe hayret eden zengin adam merakla yemekleri getiren kişiye yaklaştı:
” Arkadaş sen kimsin?”
” Ben hamallık yapan biriyim.”
” Bu adamı tanıyor musun?”
” Hayır.”
” Bu yemekleri kim gönderdi?”
” Kimse göndermedi, ben getirdim.”
” Peki tanımıyorsun da niye getirdin?”
Anlatayım: ” Ben fakir biriyim. Hamallık yaparak geçimimi sağlamaya çalışıyorum. Yükünü taşıdığım zengin biri bana fazlaca para vermişti. Hazır elime geçmişken eşimin ve çocuklarımın istediği yiyecekleri yapmak için gereken malzemeleri alıp eve gittim. Eşim yemekleri yaparken ben uyuya kalmışım. Rüyamda Peygamber Efendimizi (s.a.v.) gördüm.” Bana buyurdular ki:
– Şu camide bir veli var. Onun canı bu yiyecekleri istedi. O yemeği ona götür. Yiyebildiği kadar yesin. Kalanını da siz yiyin. Allah (c.c.) size bereket verir. Bunu yaparsan senin cennete girmene ben kefil olurum.
Uyanır uyanmaz hemen tepsiyi buraya getirdim. Gerisini siz de gördünüz.”
Zengin adam bu durum karşısında hayretler içinde kaldı ve hamala sordu:
” Bu yemekler için ne kadar masraf ettin?”
O zamanın parasına göre bir şeyler söyler. ” Şu kadar para ”
” Sana yaptığın masrafın on mislini vereyim, bana kazandığın sevabın bir kısmını ver.”
” Olmaz.”
” Yirmi mislini vereyim.”
” Olmaz.”
” Elli mislini yok… Yok… Yüz mislini vereyim.”
” Boşuna uğraşma. Ne verirsen ver yine de vermem. Bunun karşılığında Peygamber Efendimiz (s.a.v.) benim cennete girmeme kefil oldu. Bütün dünyayı versen yine de vermem. Eğer senin bu sevaptan nasibin olsaydı, bu iş sana nasip olurdu. Baksana, yan yana namaz kılmışsınız ama senin paran nasip olmamış. 
Bayram ALTINTAŞ

Bu yazı 231 defa okunmuştur .

Son Yazılar