EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI SONA ERERKEN..
Aziz DEMİR

Aziz DEMİR

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI SONA ERERKEN..

12 Haziran 2019 - 23:02

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI SONA ERERKEN..

Acısı-tatlısıyla, günahı-sevabıyla, bir eğitim-öğretim yılını daha geride bıraktık. Ve nihayet karne vakti geldi çattı. Aylardır dişini tırnağına takan yavrularımız, iyi bir tatili hak etti. Ancak, tatile girmeden önce yaşanan önemli bir süreç var: Karne!  Karne deyip geçmemek gerekir. Çocuğumuzun karnesinden bizim de almamız gereken dersler olduğunu unutmamalıyız. 
Çocukların pek çoğu için karne dönemleri gergin ve stresli geçiyor. Karneyi beğenmeyen velilerle çocuklar arasındaki anlaşmazlıklar, ya da çocukların kaygı ve endişe yüklenmesi ile istenmeyen sonuçlar ortaya çıkabiliyor. 
Uzmanlar, velilerin çocuklarını suçlamak yerine çözüm aramaları gerektiğini söylüyor ve karnenin sadece çocukların öğrenme düzeyini gösteren bir belge olduğunu hatırlatıyor. 
İnsana hiçbir şey öğretemezsin; öğrenmeyi ancak kendi içinde bulacağını öğretebilirsin.” der Galileo. Öğretmenlerimiz bizim için çok değerli. Bir öğretmenin, öğrencisini çok iyi tanıyıp içindekileri keşfetmesi gerekir.
Karnedeki düşük notların sadece aileyi değil, öğrenciyi de çok üzdüğü unutulmadan, çözüme yönelik bir tatil planı yapmak gerekir.
 Öncelikle çocuğunuzun başarısını da başarısızlığını da sevgiyle kabul edin. Okul başarısını etkileyen yüzlerce faktör var, ona doğru ortam ve sağlıklı bir yaklaşım sunup sunmadığınız konusunda bir özeleştiri vermenin zamanı gelmiş olabilir. Nelson, “Bütün başarılarımı, işlerimi vaktinden önce yapmış olmama borçluyumdur.” Der. Bu düsturu, çocuklarımıza en iyi şekilde öğretmeliyiz.
Karnenin çocuk tarafından nasıl değerlendirildiğini anlayabilmek için, ailenin ve öğretmenin karneyi nasıl değerlendirdiğine bakmak gerekir.  Karne hakkındaki bu düşünceler de çocuğun kendisiyle ilgili algısını, okula karşı ilgisini ve genel motivasyonunu etkiler. 
Zayıf bir karne getiren çocuk, bunu bazen hayatının tümünü etkileyecek bir başarısızlık olarak görebilir. Zayıf karne hem çocuğun kendi benlik algısını, hem de çevresinin kendisine karşı bakışını olumsuz etkileyebilecek bir faktördür. Pişmanlık, üzüntü, hayal kırıklığı ve kendine olan güvenini yitirme gibi ağır duygular geliştirebilir.
Yüksek notları olan dersler hakkında konuşarak diğer dersler konusunda yönlendirici olabilirler. Öğretmenin de bu süreçte bazı destekleri çocuğa sunmasında fayda vardır. 
Ona güvendiğini; eğer çabalarsa başarılı olabileceğini karneyi çocuğa teslim ederken bildirmesi ve beraberinde desteğini sürdürebilmesi önemlidir. “ Okunu hedeften öteye atan okçu, okunu hedefe ulaştıramayan okçudan daha başarılı değildir.”Karneyi değerlendirirken, Montaigne bu güzel sözünü hatırlamakta fayda vardır.
Öğrenci için hedefleri iyi belirlemek gerekir. Öğrencinin yapabilme gücü vardır; ancak hedefe varamadıktan sonra, yapılacak bütün çalışmalar boşa gitmiş sayılır.
İyi karne getirmiş olan çocuk ise bu durumu elbette ailesinin tepkisi ile değerlendirecektir. Ailenin başarı çıtasının yüksek olması kimi zaman teşekkür almış bir öğrencinin bile kendisini kötü hissetmesi için önemli bir neden olabilir. Şunu lütfen unutmayalım: Ders alınmış başarısızlık, başarı demektir. 
İyi karne karşısında genellikle aile gururlanır ve mutlu olur. Çocuk için de bu durum mutluluk verici olarak algılanacaktır. Çocuğun başarısı fark edilmeli ve bu olumlu durum hep birlikte konuşulmalıdır. 
Dolayısıyla, o anki motivasyonu pekiştirilmelidir. Ancak çocuğa her durumda mutlaka onun yanında olunacağı mesajı verilmelidir. Bu açıklama, çocuğun yaşayacağı bir başarısızlık karşısında daha kontrollü ve yapıcı davranması için sağlam bir temel oluşturur. J.Keth Moorhead der ki  “Hiç kimse, başarı merdivenlerine elleri cebinde tırmanmamıştır.” 
“Düşünmek ve söylemek kolay; fakat yaşamak, hele başarı ile sonuçlandırmak çok zordur.”der Ziya Gökalp. Bu çalışmaların başarıya dönüşmesi için, değeri hizmete çevirecek olan değerli öğretmenlerimizdir.. 
    Unutmayalım ki önemli olan, öğrencilerimize bilgiyi üretmelerini sağlamayı öğretmektir. “Bilgiyle dirilenler ölmez.”diyen Hz. Ali, bilgiyi yüklemeyi değil, bilgiyi üretip kullanmayı ima etmiştir.
    Sevgili Çocuklar! Tatili nerede ve kiminle geçirirseniz geçirin, haftada en az bir kitap okuyun, bol bol resim çizin ve oyun oynayın.
Sevgili Veliler! İmkânınız varsa tatilde çocuğunuzu bir spor ya da sanat dalına yönlendirin. 
Ve Öğretmenlerim! Her öğrencinin, mutlaka bir yeteneği vardır. Onları, mutlaka keşfedin ve onları yönlendirin. 
  Çocuklarımızın ve Öğretmenlerimizin daha başarılı bir eğitim-öğretim yılı geçirebilmeleri için bu tatil süreci, kendinizi dinleyip yenilemek için geçireceğiniz bir zaman dilimi olmalıdır. Daha mutlu, daha başarılı yeni eğitim- öğretim yılında görüşmek üzere…Bütün öğrencilerimize ve öğretmenlerimize İyi bir tatil geçirmelerini diliyorum. 

Aziz DEMİR
Karaman İl Milli Eğitim Şube Müdürü

Bu yazı 647 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar