Reklamı Geç
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
ŞANSSIZLIĞI ŞANSA ÇEVİRMEK VE PROF. SERVET ARMAĞAN
Reklam
Ali Erkan KAVAKLI

Ali Erkan KAVAKLI

ŞANSSIZLIĞI ŞANSA ÇEVİRMEK VE PROF. SERVET ARMAĞAN

03 Ekim 2018 - 14:25

   Hayat engebeli bir yol benzer. inişli çıkışlıdır. düz yol pekazdır.

bazen hesapta olmayan zorluklar çıkar karşımıza. Başarısızlığa uğradığımız olur hatta aşılması imkânsız engellerle karşılaşırız.

Başarısızlık kısa vadede can sıkar. Bazı iradesi zayıf insanlarda bunalımlara, depresyona bile yol açar ama hayatı maraton kabul edenler, başarısızlar karşısında da ümitlerini yitirmez, azim ve inançla çalışmaya devam eder.

Allah bir kapıyı kaparsa başka bir kapıyı açar.

Zorluklar dostumuzdur, onları aşmak için çalışırken yeteneklerimiz gelişir.

 İnsan maraton koşucusu gibi olmalıdır. Maratoncu, bir yarışta geçilmişse intihar etmesi gerekmez. Maraton hayatında bir kere koşacak değil ya. Sporcu ümitsizliğe kapılıp kendini koyvermek yerine azim ve hırsla antremanlara devam ederse bir sonraki maratonda kazanabilir.

Ünlü hukukçu Prof. Servet Armağan fakülteyi bitirdikten sonra avukatlık yapmadı, üniversitede asistan oldu ve bilim adamı olmak istedi fakat karşısında büyük bir engel vardı. Profesörler onu doktor yapmak istemiyorlardı. Ayrılıp avukatlığa başlasa bol para kazanıp zengin olabilirdi fakat bilge bir insan olan Zübeyir Gündüzalp ona üniversitelerde Müslüman bilim adamlarının bulunması gerektiğini anlattı ve üniversiteden ayrılmamasını istedi.

-Ama ağabey, profesörler beni doktor yapmayacaklar, dedi Servet Armağan.

-Normal olarak bir asistan kaç senede doktor olur?

-Dört sene yeter.

-Yaşasın sekiz sene. Sen üniversitede kal.

Servet Armağan, sabırla üniversitede çalışmalarını sürdürdü. Altı senede doktor oldu. Çok çalışkandı fakat karşısında kıskanç profesörler vardı.

Doktor olduktan sonra da önüne engeller çıkardılar. Ona ders verdirmediler ve her öğretim görevlisinin en büyük rüyası olan sınıfa girip ders verme hakkını uzun süre gasp ettiler.

Dr. Servet Armağan bu süreyi akıllıca kullandı. Almanca ve Arapça öğrendi. Tercümeler yaptı. Alman anayasasını Türkçeye çevirdi. İrili ufaklı 17 kitap yazdı. Doçent olduğu gün, kürsü profesörünün hiç kitabı olmamasına rağmen onun 17 kitabı vardı.

Şanssızlıklar bununla da bitmedi.

12 Eylül 1980 darbesi oldu ve darbeciler, meşhur 1402 sayılı sıkıyönetim kanununa dayanak Servet Armağan’ın üniversitedeki görevine son verdiler.

Koca profesör işsiz kalmıştı. Bir süre çaresizlik içinde kıvrandı. Sonra Arapça işine yaradı. Kuveyt Üniversitesi, Alman anayasasını çok iyi bilen bu inançlı profesörü davet etti. Armağan, uzun süre Kuveyt Üniversitesinde hukuk dersleri verdi.

Zaman oldu, devran döndü. Türkiye’de Turgut Özal özgürlük rüzgârları estirmeye başladı. Ülkemiz bir yandan ekonomik kalkınma hamleleri yapıyor bir yandan da hürriyetleri genişletiyordu.

Servet Armağan Türkiye’ye döndü. İstanbul Üniversitesinde İslam Hukuku kürsüsü kurdu. Daha sonra memleketi olan Urfa’ya gitti ve Harran Üniversitesini kurdu ve bu üniversitede rektörlük yaptı.

Asistanlık günlerinde zorluklar karşısında sabretmek yerine pes etseydi Harran Üniversitesi kurucu rektörü olamazdı.

   Engeller sürekli değildir. Kıştan sonra mutlaka bahar gelir. Önemli olan engelleri aşmayı bilmektir.

   Willard Mariot; “İyi ağaç kolay yetişmez; rüzgâr ne kadar kuvvetli eserse ağaçlar da o kadar sağlam olur.” der.               

        Hz. Muhammed (sav), sabreden zafere ulaşır, buyurur.

        (Başarıya Götüren Yol, 36. Baskı yapan kitabımdan, s.136)

Bu yazı 228 defa okunmuştur .

Son Yazılar