Reklam
MÜSLÜMANLIĞI SEÇEN KADIN NİCOLE
Ali Erkan KAVAKLI

Ali Erkan KAVAKLI

MÜSLÜMANLIĞI SEÇEN KADIN NİCOLE

24 Mayıs 2018 - 18:30 - Güncelleme: 24 Mayıs 2018 - 18:56

İSLÂM’IN KADINA DEĞER VERMESİ BENİ ETKİLEDİ

        Nicole Nisa Schlottmann Neden Müslüman oldu?       

1979 yılında Oberhausen’da doğan Nicole Schlattmann’ın babası ateist, annesi Hıristiyan idi. Evde dinî bir eğitim almadı. Bir firmada çalışan babası, dinle ilgilenmediği gibi çocuğuna dinî bir eğitim de aldırmadı. Okulda üstünkörü bir dinî eğitim alan Nicole, ilköğretim ve liseden sonra meslek lisesi öğretmenliği okudu. Meslek lisesi öğretmenliğinin kendine göre olmadığını düşünerek üniversite öğrenimini yarıda bıraktı. Bir bankada çalışmaya başladı.

Öğrencilik yıllarında okuldaki Türk arkadaşlarıyla yakınlık kurdu. Kız çocuklarının ve kadınların ailede daha değerli olduğunu gördü. Bu ilgi onu İslâmiyeti araştırmaya götürdü. Bir kız arkadaşının nişanına şahit oldu. Damat adayı arkadaşı ile tanıştıktan hemen sonra evlilik teklifinde bulundu. Arkadaş olmak, eğlenmek, hoş vakit geçirmek söz konusu değildi. Kıza doğrudan doğruya evlilik teklifinde bulunuluyordu.

Nicole bu durumu önemsedi. Kadın eğlenme aracı değil, yuva kuran önemli bir varlıktı.

Uzun araştırmalar sonucu İslâm’ı seçen ve Müslüman bir Türk’le evlenen ve Nisa adını alan Nicole Hanım, yeğenim Mustafa Erkan ile evli. Beyşehir Gölü kenarında yemek yerken Nicole’nin Nisa olması hikâyesini dinledim. İşte aldığım notlar…

-İlk defa Müslümanlarla ne zaman karşılaştınız?

-Beşinci sınıfta iken Müslüman arkadaşlarım oldu. Onlarla dost olduk. Onların ailelerinde değerli olduklarını gözlemledim. Ben ailemin gözünde o kadar değerli değildim.

-Müslüman olmayı ne zaman istediniz?

-13 yaşında idim. Bir alışveriş merkezinin önünde başı örtülü bir kadın gördüm. Hürmete değer, saygın bir görünüşü vardı. Kendi kendime, “Allah’ım, sen her şeyi yerli yerinde ve güzel yaratırsın. Ben neden bu hanım gibi saygıdeğer bir annenin kızı olmadım? Bu şansı bana neden vermedin?” diye mırıldandım. Başörtülü kadının saygıdeğer bir insan olduğunu hissettim. Hiç kimse başını örten birine lâf atıp sataşamaz.

-İslâmiyeti tanımanız nasıl oldu? Kur’an’ı okuyup araştırdınız mı?

-Okuldaki kız arkadaşlarımdan biri 18 yaşına gelmişti, bir gün nişanlandı ve kısa süre sonra evlendi. Ona iyi davranıldığını ve değer verildiğini gördüm. Bir Türk’le tanışmayı ve evlenme teklifi almayı bekler oldum. O günlerde arkadaşımın beyinin arkadaşlarından biri ile tanıştım, fakat evlilik teklifi almadım. Benim için hayal kırıklığı oldu, demek ki her kıza evlilik teklif etmiyorlar diye düşündüm. Arkadaşlığı bıraktım.

Türkler arasındaki samimiyet, sıcaklık, aile bağlarının güçlü oluşu, misafirperverlik dikkatimi çekti. Bu meziyetlerin kaynağının din olduğunu seziyordum. Bu dini öğrenmeliydim. O günlerde bir Türk’le evli arkadaşım vardı, adı Yvonne. Arkadaşımın eşi İslâmiyeti iyi biliyordu. Onunla İslâmiyet üzerine sohbet ettik. Sonra İslâmiyeti anlatan bir kitap bulduk. İslâm’da haram ve helâl konulu Almanca bir kitaptı. İslâmiyetin emirlerinin güzel olduğunu gördüm. Birçok sorularım cevap buldu. Domuz eti yememeye başladım. Evde domuz eti pişmemesini istedim. Annem isteğimi olumlu karşıladı fakat böbrek hastası idi. Ben şahadet getirdikten bir ay sonra vefat etti. Evdeki en önemli desteğimi kaybetmiştim. Babam, Müslüman olmamla önce ilgilenmedi, sonra şiddetle karşı çıktı. Onunla duygu ve düşüncelerimi paylaşamadım.

Bir gün yatağıma oturdum. İnanç üzerine uzun uzun düşündüm. İnançla ilgili problemlerim vardı. Allah’ım bana yardım et, bana doğru dini göster, ben ona sarılacağım, diye dua ettim.

İslam’ı anlatan kitaplar okudum.

Şüphelerim devam ediyordu. Şeytan benimle uğraşıyordu. Okuduğumuz kitaptaki telefon numarasını çevirdim ve İslâmiyetle ilgili daha çok bilgi almak istediğimi söyledim. Telefon ettiğim kişiden o günlerde Duisburg’ta kitap fuarı olduğunu öğrendim. Fuara gidip yeni kitaplar aldım. Onu okuduktan sonra İslâmiyet benim için yeterli olduğuna karar verdim ve İslâm dinini terk etmeme kararı aldım. Kur’an-ı Kerim’i okumaya başladım. O günlerde bir rüya gördüm. Rüyamda iri elleri ve uzun kolları olana bir adam gördüm. Bir elinde Kur’an’ı tutuyordu. Öteki elini bana uzatarak şöyle dedi:

“Günahlardan uzaklaş! Kötü yollara sapma!”

Bu rüyadan çok etkilendim ve dinime daha sıkı sarıldım.

-Kur’an üzerinizde ne etki bıraktı?

-Fevkalâde güzel fakat her şeyi anlayamadım. Anlaşılması zor bir metin. Daha önce başkalarına sorduğum soruların cevabını Kur’an’da buldum. Çok sevindim. Kur’an beni zenginleştirdi.

-Namaz, oruç gibi ibadetlere ne zaman başladınız?

-O günlerde bankada iş buldum, iş yerinde başı örtülü iki bayan vardı. Onlarla tanıştım. Onlardan biri iş yerinde ne yapacağımı anlattı. Böylece dostluğumuz başladı. Kızlarla dostluğumu ilerledi, beni evlerine davet ettiler. İslâmiyet üzerine araştırmalarımız devam etti. Orucu onlardan öğrendim ve oruç tuttum.

-Namaz başlamanız nasıl oldu?

-Bir kız arkadaşımla Türkiye’ye tatile geldik. Alanya’da Fatih Hotel’de kaldık. Otel sahibi dindar bir adamdı. Danışmadaki kız, Müslüman olduğumuzu öğrenince yakınlık gösterdi. Daha sonra evlerine davet ettiler. Fevkalâde yakınlık ve dostluk gördüm. Başkaları denize gitti, deniz kıyafeti ile gezdi, ben uzun etekler giyip kitap okudum, İslâmiyet üzerine sohbetler ettim. Namaz kılmaya başladım. 16 yaşımda başlayan serüven 24 yaşıma kadar sürdü.

-İslâmiyetle birlikte hayatınızda neler değişti?

-Önce elbiselerim değişti. Daha önceleri kolsuz gömlek, kısa etek doğal bir kıyafetti. Önce yarım kollu gömlek aldım, sonra uzun kollu, derken eteklerim uzadı ve etek boyu topuklarımı buldu. Pahalı bir değişim oldu benim için. Sıradan bir elbise alamazdım. Şık olmalıydım. İslâmiyeti paspal insanların dini olarak gösteremezdim. İslâm’ı güzel gösteren bir giyim şekli bulduk.

-Baban, Müslüman olmanı nasıl karşıladı?

-Annemin ölümünden sonra babam bir Rus hanımla evlendi. Zaman zaman onları ziyaret ediyordum. Üvey annem, inancıma karışmadı. Sordu, öğrendi. Tamam, bu senin tercihin, dedi. Babam, elbise ve yiyeceklerdeki değişiklerden dolayı inancımdaki değişikliği fark etti ve neler olup bittiğini sordu. Anlattım. Bir defasında bir lokantada yemek yedik. Yemekten sonra ben camiye gideceğimi söyledim. Babam neden gidiyorsun, gitmeye mecbur musun, dedi. Anlattım. Gideceğim, orada ibadet edeceğim, dedim. Beni ikna edemeyince çok fena kızdı. Başörtüsü de takarsın, bu işin içinde o da var, dedi. Biliyorum, takacağım, dedim. Onu bari yapma dedi, bağırıp çağırdı. Bundan sonra babamla inanç üzerine konuşmamaya karar verdim.

-Başörtüsü takmanız nasıl oldu? Çevreniz yeni kıyafetini nasıl karşıladı?

-Önce iş yeri dışında başörtüsü taktım. Zaman içinde karar verdim ve iş yerinde de takmaya başladım. Benden önce başörtüsü ile çalışan arkadaşlar olduğu için problem olmadı. Başörtüsü bir simge. İlk bakışta Müslüman olduğum anlaşılıyor. Bunun üzerine sorular başlıyor. Niçin Müslüman olduğumu merak edip soranlara ben de fırsatları değerlendirip İslâmiyeti anlatıyorum.

-Batı’da İslâm düşmanlığı şiddet kazandı. Sizin çevrenizde durum nasıl?
-11 Eylül’den sonra saflar belirlendi. Genel olarak iki grup insan oluştu. Biri İslâmiyete karşı olanlar, ikincisi İslâmiyetle ilgilenenler. İlgilenenler arttı. Medya kötü kampanya yapıyor ve önyargılar oluşturuyor. Ama araştırıp doğruyu bulanlar da çok. Çevremizde araştırarak İslâmiyeti bulan ve Müslüman olan epey Alman ve Rus hanım var. Düisburg’da sohbet grubu oluşturduk. Benim sohbet yaptığım 4-5 kişilik bir grup var. Sohbetine katıldığım daha kalabalık bir grup var. 2006 yılında Der Spiegel dergisi internet sayfasında 4000 bayanın Müslüman olduğu yazılmıştı.

-Mustafa ile evliliğiniz nasıl oldu?

-Arkadaş grubunda arkadaşlara evlenmek istediğimi söyledim. Onların birinin tavsiyesi üzerine Mustafa ile tanıştık. İstihareye yattım. Güzey şeyler gördüm. Altı ay içinde nişanlandık ve evlendik.

-Türkiye’ye kaçıncı gelişiniz? İlk intibalarınızla bugünkü farklı mı?

-Bu üçüncü. İlk önce turist olarak Bodrum’a geldim. Benim için Türkiye güneşi, kumu, sahili bol, güzel yemekler, güzel bir turizm ülkesiydi. İkincisinde Alanya’da deniz ve kumu bir tarafa bırakıp İslâmiyet üzerine araştırmalar yaptım. Bu sefer daha değişik. Müslüman bir Alman olduğumu anlayınca insanlar, daha sıcak ve yoğun ilgi gösteriyorlar.

Bu arada Mustafa devreye girdi ve bir hatıralarını anlattı:

“Mısır gezisi sırasında pasaportu kaybettik. Dönüş yolundayız. Havaalanına geldik. Mısırlı, pasaport sordu, yok, dedim. Ben Türk’üm, eşim Alman, dedim. Müslüman mı, dedi. Evet, dedim. Elhamdülillah, pasaport mühim değil, yallah, gidin, dedi. Uçağa bindik.”

Allah, darda kalan kuluna yardım eder, o her kapıyı açar.

Bu yazı 1634 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar