Reklam
Reklam
Reklam
BÜYÜK KÜÇÜK HERKESİ EĞİTTİ, SEVGİ TOPLUMU İNŞA ETTİ
Reklam
Ali Erkan KAVAKLI

Ali Erkan KAVAKLI

BÜYÜK KÜÇÜK HERKESİ EĞİTTİ, SEVGİ TOPLUMU İNŞA ETTİ

03 Aralık 2018 - 22:37

Çocuğa güzel ahlak kazandırmak, anne ve babanın en önemli görevidir. Peygamberimiz (sav) yeryüzünün gelmiş geçmiş en etkili ve sevilen, en güzel ahlaklı öğretmeniydi.

Güzel ahlaklı idi, güzel ahlakı öğretti.

Vahşet çağını saadet çağına dönüştüren Allah Rasulü’nün (sav) kalplere fetheden örnek davranışlarından birkaçını sunmak istiyorum. Eğitim sanatını öğrenmek isteyenler, onun eğitim metotlarını model almalı.

           Allah Rasulü (sav), müminlere, insanları sevmeyi ve onlara yardım etmeyi tavsiye etti.

            “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” buyurdu.

            Kin ve nefret duygularını toplumdan söküp aldı, kan davalarını kaldırdı. Medine’ye hicret ettiği zaman Medine’de yaşayan Evs ve Hazrec kabileleri arasında savaş vardı. İki kabile Yahudilerin kışkırtması ile birbirine düşmüş, 120 yıl birbirleri ile savaşmışlardı. Allah Rasulü (sav) onları barıştırdı, kısa sürede fevkalade bir sevgi toplumu inşa etti.

            “Müminler sadece kardeştir.” âyetini okudu ve İslam toplumuna tatbik etti.

Mekke’den Medine’ye göçen muhacirler ile Medine’nin yerlisi olan Ensar’ı da kardeş yaptı, bir Mekkeli ile bir Medineliyi kardeş oldu.

İslam kardeşlik dinidir.

Peygamberimiz (sav), bir gün Enes’e şu tavsiyelerde bulundu:

            “Yavrucuğum, elinden gelirse hiçbir zaman kimseye kin ve düşmanlık besleme! Bu, benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimi yaşatırsa bana uymuş olur. Bana uyan cennette benimle beraberdir.” (1)

           

Torunu Ümame’yi Omuzuna Alıp Camiye Götürdü

 

Kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü bir topluma peygamber olarak gönderilmişti. Cahiliye devrinde kadın ve kızlar değersiz kabul ediliyordu. Allah Rasulü (sav) bu yanlış anlayışı yıktı.

Bir gün Hz. Zeynep’in kızı olan torunu Ümame’yi omzuna aldı ve camiye geldi. Ümame henüz 4-5 yaşlarında idi. Bu yaşta çocuk namaz kılmaz, buna rağmen Allah Rasulü (sav) torunlarını küçük yaşta camiye götürdü; dinimizi, camimizi sevdirdi.

Namaz kılarken Ümame, Şefkat Peygamberinin(sav) omuzlarına çıkardı. O bundan rahatsız olmaz ve omzuna çıkmasına müsade ederdi.

Mescid-i Nebevi, onu görmeye gelen insan yığınları ile dolar taşardı. Allah Rasulünü (sav), omzunda kız çocuğu ile görenler şaşırıyordu. Bir peygamber ve devlet adamı, kız çocuğunu kucağına alıp camiye götürüyordu.

Şefkat Peygamberi (sav), böylece kız çocuklarını diri diri toprağa gömen ve kızlara değer vermeyen anlayışı yıktı. Çocuklara her zaman sevgi ve ilgi gösterilmesi gerektiğini bizlere ders verdi.

Çocuk sevgi ile büyür. Çocukta zihin ve karakter çocuğa gösterilen ilgi ve sevgi ile orantılıdır. Çocuklarla ne kadar çok ilgilenirseniz beyin gelişimine o kadar çok yardım edersiniz. Sevgi ve ilgi görmeyen çocukların beyni iyi gelişmiyor. Böylesi çocuklar, ileriki yaşlarda öğrenme güçlüğü yaşıyor.

“Çocukla ne kadar çok ilgilenilirse nöronlar arasındaki bağlar o kadar atıyor ve güçleniyor. Sinir hücreleri arasındaki bağlantılar, sık ve güçlü ise hücreler arasında bilgi 30-40 kat daha hızlı iletiliyor. Beyin ne kadar bilgi ile beslenir, zihin aktiviteleri ile çalıştırılırsa sinir hücreleri arasındaki bağlantılar o kadar verimli kullanılıyor. Beyne gelen bilginin sinir hücreleri arasına işlenişi, bu bilgi üzerine çalışma ve düşünce üretme, beynin bütün alanlarının fonksiyonudur. Kendisiyle ilgilenilen bir çocuk, bazen ilgilenilmeyen çocuktan, anlatılan bir konuyu 30-40 kat daha hızlı anlayabiliyor.” (2)

Ailesinden ve büyüklerinden sevgi ve ilgi gören çocukta kendine güven duygusu gelişir. Çocuk sağlam bir kimlik ve kişilik kazanır.

 Çocuk, sevdiği insanlardan daha çok etkilenir. Onların söyledikleri söz ve davranışları çocukta silinmez izler bırakır. Çocuk, çoğunlukla sevdiği insanları taklit eder ve onlara benzemeye çalışır.

Zihin araştırmalarının ortaya koyduğu bu bilgilerin hepsini Allah Rasulü(sav)’nün hem bildiğini hem de uyguladığını görürüz. Bu sebeple çocuklar onu çok sevmiş. Asr-ı Saadet’te herkes ona “Anam, babam, canım sana feda olsun ey Allah’ın Rasulü (sav)!” diyerek hitap etmiş, herkes onu canından bile çok sevmiş.

 

Namazda Çocukların Sırtına Çıkmasına İzin Verirdi

 

Gönüller Sultanı (sav), masum çocukları çok seviyordu. Torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’e Allah’ı, camiyi ve dinimizi sevdirdi. Kur’an’ı öğrendiler ve herkese öğretme sevdasına kapıldılar.  Küçük olmalarına rağmen torunları onunla birlikte camiye gidiyorlardı.

Namaz, Peygamberimiz (sav) için çok önemliydi. Gözümün nuru namaz, diyordu.

Bir gün Hz. Peygamber(sav) camide cemaatle namaz kılıyordu. Kıyam ve rükûdan sonra secdeye varmıştı. Tam bu sırada Hüseyin gelip dedesinin sırtına bindi. Hz. Peygamber (sav) secdeyi uzattıkça uzattı.

Sahabeden Abdullah bin Şeddat (ra) merak edip başını kaldırdı ve baktı. Bir de ne görsün? Torunu Hz. Peygamberin(sav) sırtına binmiş, keyifli bir şekilde oturuyor. Namazın devam ettiğini görünce tekrar secdeye kapandı.

Sahabe-yi kiram bu kadar uzun bir secde hiç görmemişlerdi. Namazdan sonra merak edip sordular:

“Ey Allah’ın Rasulü (sav), secdeyi neden bu kadar uzattınız? Vahiy geldi de namazda bir değişiklik mi oldu?”

Hz. Peygamber (sav) şöyle dedi:

“Hüseyin secdeye vardığımda sırtıma çıktı. Evde bunu âdet edindiğinden, onu sırtımdan atamadım. Bu yüzden secde uzun sürdü.”(3)

Camilerde konuştukları için çocukları kovan, döven, ön safa geçtikleri için arka safa kovalayan cemaatin kulakları çınlasın. Çocuklara karşı sevgi ve şefkat içermeyen bu davranışlar, pedagojik ve insanî değil.

Torununu omuzunu alıp camiye gelen Peygamberimizin (sav) çocuğa verdiği mesaj şu:

“Yavrum, sen benim başımın tacı, gönlümün sultanısın. Seni çok seviyorum.”

Çocuğa bu mesajı verirsek o da bizi sever. Çocuk bizi severse camimizi, dinimizi, kitabımızı, kültürümüzü ve değerlerimizi sever. Bizi sevmezse bize ait hiçbir şeyi sevmez.

Çocuklarımıza karşı sevgi ve şefkat merkezli bir davranış modeli geliştirmeliyiz. Onların camiyi ve cemaati sevmesi için elimizden gelini yapmalıyız. Onların çocuk olduğunu unutmamalıyız. Çocuk, camide bile oyun oynamak ister. Büyükler, onların bu psikolojisini dikkate almalı, onlardan büyük insan tavrı beklememelidir.

İstanbul Arnavutköy’de Hacı Şükrü Camii’nde teravihten sonra küçük çocukların imam odasının önünde toplanması dikkatimi çekti. Ne oluyor diye o yana yöneldim. Hoca, cemaatle selamlaşma ve görüşmesini bitirdikten sonra odasına yöneldi. Çocukların başını okşadı. Sonra çikolata dağıtmaya başladı. Çikolatasını alan hocanın elini öptü ve gitti.

Meğer hoca namaz sırasında gürültü ve yaramazlık yapmayanlara çikolata vereceğini söylemiş. Çocuklar namaz süresince gürültü yapmadılar ve namazdan sonra çikolatalarını alıp evlerine gittiler.

Çok hoşuma gitti.

Konya’da Fetih Caddesi’ndeki bir camide teravih namazı kıldım. Cemaat içinde epeyce çocuk vardı, gürültü de yapıyorlardı. Büyükler, çocukların gürültüsüne katlandılar ve bir şey demediler.

Namazdan sonra hocayı tebrik ettim:

“Cemaati gençleştirmişsiniz. Yaşlılar iyi sabrettiler. Gürültü yapan çocuklara bağırmıyorlardı?”

Hoca gülümsedi:

“Bağırana bağırıyoruz. Çocuklar caminin istikbali.”

Çocuklar imam odasının önünde sıra olmuşlardı.

-Çocuklar neden sıraya geçtiler?

-Çikolata ikram ediyorum.

Hocayı takdir ettim ve cemaati gençleştirme gayretini tebrik ettim.

İstenirse çocukların camide sessiz namaz kılmalarını sağlayacak metotlar bulunabilir. Ayrıca büyükler, çocukların gürültüsüne, onlara camiyi ve namazı sevdirebilmek için katlanabilmeliler. En Sevilen Öğretmen (sav) bizi bu dersi verdi.

Kaynaklar:

1.      Tırmizi, İlim, 95.

2.      Beyin Gücünü Etkili Kullanma Sanatı, s.36.

3.      Buhari, Kitabu’s-Salat, 52; Peygamberimizin Sünnetinde Terbiye, s.134.

Bu yazı 127 defa okunmuştur .

Son Yazılar