|
SON DAKİKA
Heykeli Dikilen Çöpçü
Minikler Mevlana Dedelerini Çizdiler
Kermes Açılışına Yoğun İlgi
Belediye Yılların İhmalini Telafi Etti
Hz. Pir ve Vuslat
Ömer Lütfi Ersöz omerersoz@larende.com
Vuslat; özün özüne gerçek anlamda kavuşması, gurbette oluşumuzu fark edip, ayrılık ateşini söndüren, vatan-ı aslimize kavuşmak demektir. Onun içindir ki ölüm gecesi olan Şeb-i Arûs, güzel düşüncelerle düğün gecesine, gerçek sevgiliye kavuşmaya dönüşmektedir. Bu anlamda düşündüğümüzde yaşamak diyet, ölmek ve gerçek sevgiliye kavuşup ebedi kurtuluşa ermek ise hürriyettir.
Mevlânâ, ölümü kişinin aslına dönüşü olarak tanımlamış, insanın kaynağının ilâhi bir cevher olması hasebiyle "Allah'a dönüş" olarak telâkki eder. Bir başka ifadeyle ölüm, "Cismin ortadan kalkması değil, Allah'a doğru uçmasıdır." Mevlânâ, "Herkes ayrılıktan bahsetti, bense vuslattan" der. Hazret-i Pîr Mevlâna Muhammed Celâleddin Rûmî’nin Mesnevisi’nin ilk beyitlerinde veciz olarak ifade ettiği gerçeklerden iki beytini M.Fatih Çıtlak’ın şerhi ile aktarmak istiyorum. Bişnev in ney çün şikâyet mî küned, Ez cüdâyîhâ hikâyet mî küned. Şu ney’in nasıl şikâyet etmekte olduğunu dinle. O’nun feryadı ayrılıkların destanı, hikâyesidir. Herkesi kû dûr mand ez asl-ı hîş, Bâz cûyed rûzgâr-i vasl-ı hîş. "Ney", kendisindeki bu feryadı anlamak isteyeni insaf¬lı düşünmeye davet ederek şöyle demektedir: "Aslın¬dan ve vatanından uzaklaşmış olan kimse orada geçir¬miş olduğu zamanı yâd eder ve tekrar arar." Neyin nağmeleri anlatmaya devam ediyor, şikâyetinin ve hikâyetinin hüviyetini bize bildiriyor. Yahut insan-ı kâmil Hak'tan gelen ilhamla bize aslımızı buldurmak için hitâb ediyor ve sesleniyor. Benim bu inlemem, şikâyet gibi görünen âhu feryadım vatanından, aslından uzaklaşmış olanın hasretini dile getirmesidir. Gurbette olduğunu farkeden, vatan-ı aslîsi¬ni özleyen ve o güzelliklerin zevki kendisinde bulunan beni elbette başka bir kulakla dinler. Bu hasretle yanıyorsan ve bu güzellikleri yâd ederek tekrar kavuşmak arzu- sundaysan beni dinle. Dinle ki bu feryad senin uzaklıklarını yakîn eder. Uzak kaldığın aslını sana hatırlatır, vuslat yoluna sevk eder. Gurbetteki hasret derdin arttıkça elbet dermanı olan vuslatın yoluna iştiyakın da artar. Beni dinlediğinde hiçbir mânâ veremiyorsan, sende bir zevk peydâ olmuyorsa bu nağmeler sana tesir etmiyor yahut sende bu hasreti, bu aşkı harekete geçirmiyor da çok başka şeyleri hatırlatıyorsa demek ki sen henüz aslının ve aslî vatanının özlemini ve güzelliğini bilmemektesin. Unutmuşsun, gaflettesin. Sözlerim sana tesir etmiyorsa o sözlerin eksikliğinden yahut o sözü sana aktaran zâtın nâkıslığından kaynaklanmıyor bu hâl. Bu sözler vuslat derdiyle yanan, vatan-ı aslîsini özleyenlere derman ve zevk-i ilâhî neş'esi verir. O hâlde gel bir daha bunları te¬fekkür ederek dinle ve benim feryadımı boş sözler, boş nağmeler zannetme. Bu nev'î hâlleri dile dökmek, ortaya çıkartmak beyhûdedir, deliliktir, mecnunluktur zannet¬me. Bu, çok basit bir hasret çeken kişinin bile anlaya¬bileceği davranış şeklidir. Mademki sen de, ben de asıl vatanımızdan uzaklaştık, o hâlde eski günlerini yâd et¬mek gibi çok tabiî bir hâli niye acayip karşılar ve bunu dile getirenleri inkâr etmeye kalkarsın? Bu dert varsa gel dertleşelim, bu dert yoksa dinle ki gerçek derdi bulasın, dinleyerek asıl vatanından haberdar olasın. Sende hevâ ve heves vardır. Hevâ ve hevesinle her düş¬tüğün yeri vatanım zannedersin. Bu sebepten neyin nağ¬mesini hevâ-heves zanneder, seni o hâlden alıkoymak için kulağına gelen nağmeleri dinlemez ve şehvetinden, kibrinden kesilmezsin. Kendin hevâ sahibi olduğun için sana asıl vatanını hatırlatan kâmillerin sözünü hevâya ve hevâna verirsin. Hâlbuki onlar hevâlarından-heveslerinden hatta kendi nefislerinden kelâm eder değildir¬ler. Onların kelâmını, sohbetini böyle anlaman o sohbeti anlamayışından değil, henüz bu vatan hasretini tatmayışındandır. Nasıl ki neyin nağmeleri aslında ona nefes eden neyzenin nağmeleridir ve o nefesin eseridir, sen de kâmillerin sohbet ve sözlerine kulak ver ki onlar kendi¬lerinden değil, kendilerinden içeri olan kudrete ney gibi teslim olmuşlar ve ondan geleni en güzel şekilde diğer¬lerine yani diğer canlara duyurmuşlardır. Ve zannetme ki onlar senin için konuşuyorlar. Ya o kudretin şevkiyle, onun rızası için konuşuyor, sana bunları duyuruyorlar yahut içinde bulundukları hasretin ve aslî vatanın vuslat derdinin şevkiyle ve zevkiyle konuşuyorlar. Sen dinlemesen de bu nağmeler hep hasret ve vuslatı, dert ve derma¬nı konuşmaya, aktarmaya, dinletmeye devam edecekler. Ta ki onlardaki nefes işini bitirinceye yahut onların vatan hasretleri tam bir vuslata dönüşünceye kadar. Hz.Mevlâna Celalaeddin’in anlattıkları güzellikler yaşanmadan anlaşılacak gibi değildir.Çağrısıda; Kur’ân-ı Kerîm’e ve Sünnet’i seniyyeyedir.İslâm’ı anlayıp gerçek manada yaşayanlar, Mesnevi deki sırlara da muttali olurlar. Allah (c.c.) cümlemize özümüze yolculuk yaparak, rızasına uygun işler yapmamızı nasip eylesin. Sıhhat ve âfiyetler dilerim. Bu makale 842 kez okundu Yükleniyor...
|
![]() ![]() ![]() |