Reklam
Mesudiye (Muhâcir Duraydası)

Mesudiye (Muhâcir Duraydası)

28 Ekim 2017 - 16:57 - Güncelleme: 29 Ekim 2017 - 19:19

Karaman merkeze bağlı köy.

37° 15′ 16,365” kuzey ve 33° 4′ 15,5748” doğu koordinatlarında yer alan köy, Karaman’ın kuzeybatısında bulunmaktadır.

Ovada kurulan köy, Karaman’a 15,7 km. uzaklıktadır.

Köyün bulunduğu yerin rakımı (deniz seviyesinden yüksekliği) 1.022 m’dir.

Köy, Eminler, Yuvatepe (Mercik), Çiğdemli (Davgandos) Kılbasan, Çiğdemli (Davgandos), Bölükyazı (Masara), Yollarbaşı (İlisıra) ile Kâzımkarabekir Mecidiye ve Karalgazi köyleri ile komşudur.

Köye 8 km mesafeden daha yakın 6 köy bulunmaktadır. Kâzımkarabekir Mecidiye 3,78 km ve Karalgazi 4,42 km, Bölükyazı (Masara) 5,34 km, Çiğdemli (Davgandos) 5,71 km, Yuvatepe (Mercik) 6,18 km ve Yollarbaşı (İlisıra) 7,58 km’dir.

Karaman ve köylerini araştıran ve bunu kitabında yayınlayan Durmuş Ali GÜLCAN (R. 1319/ M. 1904, Karaman-1996 Karaman), köyün yerinin aslen Gaferyâd’lı (Kâzımkarabekir) olup, Konya defterdârlığı da yapmış Haşim Ağa’nın çiftliği olduğunu kaydetmektedir.

GÜLCAN, köyün muhâcirlere geçişi ile ilgili iki söylentiye yer vermiştir. Birincisi; İlisıralıların tecavüzünden başını alamayan Haşim Ağa, burayı 200 küsür altın liraya Abacı-zâde Emin Efendi’ye satıp kurtulmuştur. Yeni sahibi de tecavüzleri önleyemediğinden bu yerleri muhacirlere dağıtılması için devlete bağışlamıştır. Abacı-zâde’nin bu davranışına mukabil Sultan II. Abdülhâmit Hân onu süslü bir kılıç göndererek taltif etmiştir.

İkincisi; Haşim Ağa, bu yerleri hükümete terk etmiş, ancak o yıllarda Bağdat Demiryolu güzergâhına giren toprakları için bir hayli istimlâk parası almıştır.

Bir başka söylentiye göre de Pandalakis isminde bir kişiye ait çiftlik iken, Abacı-zâde Mustafâ Efendi satın aldığı yönündedir. Abacı-zâde Mustafâ Efendi, Bağdat Demiryolu güzergâhına giren toprakları için bir hayli istimlâk parası almıştır.

GÜLCAN, köyün eski ismi olan “Durayda”nın eski kavimler çağlarından kalma bir adın tahrifata uğramış şekli olduğunu kaydetmektedir.

Durayda’nın Türkçe olduğunu iddia edenler ise bu adın, “dur orada”ın değişikliğe uğramış şekli olduğunu ileri sürmektedirler.

Daha önce Kâzımkarabekir’e bağlı olan ve şu an Konya İli, Güneysınır ilçe merkezinin mahallesi olan Ağaçoba Köyü’nün eski adı “Dağ Duraydası”dır. Bu nedenle Mesudiye’ye, “Ova/ Muhâcir Duraydası” denilmiştir. “Muhâcir” kelimesi halk arasında “macır” olarak da telaffuz edilmektedir.

XVI. yüzyıl Lârende (Karaman) Kazası’nda yerleşme ve nüfusu araştıran ve bunu kitabında yayınlayan Osman GÜMÜŞÇÜ, Durayda’nın Türklerin Anadolu’ya gelmeden öncesi bir ad olduğunu ve değiştirilmeden muhafaza edildiğini kaydetmektedir.

Durayda Köyü, Başbakanlık Osmanlı Arşivi H. 906/ M. 1500 yılı Mufassal Tahrir Defteri (TD., nr. 40) s. 938’de; H. 948/ M. 1541 yılı Mufassal Tahrir Defteri (TD., nr. 415) s. 135 ve Ankara Tapu Kadastro Kuyud-ı Kadime Arşivi, H. 992/ M. 1584 yılı Mufassal Tahrir Defteri (TK., nr. 113) vr. 204 b’de “Karye-i Durayda” olarak geçmektedir.

XVI. yüzyılda Lârende (Karaman) Kazası’nda, Durayda’ya telaffuz bakımından yakın olan “Erayda” adında bir yerleşim yeri bulunmaktadır. Konum olarak, Zosta (Akarköy) ve Bosala’nın (Özyurt) paralelinde bulunan yer, bölgeye ait paftalarda; Areyde Çiftliği, Areydeboğazı ve Avayda çiftliği şekillerinde geçmektedir.

Bu köy, Başbakanlık Osmanlı Arşivi H. 906/ M. 1500 yılı Mufassal Tahrir Defteri (TD., nr. 40) s. 975’de; H. 948/ M. 1541 yılı Mufassal Tahrir Defteri (TD., nr. 415) s. 177’de İmâret-i İbrâhim Beğ Vâkfı ve Ankara Tapu Kadastro Kuyud-ı Kadime Arşivi, H. 992/ M. 1584 yılı Mufassal Tahrir Defteri (TK., nr. 113) vr. 207 b’de geçmektedir.

Âbideleri ve kitâbeleri ile Karaman tarihini araştıran ve bunu kitabında yayınlayan İbrahim Hakkı KONYALI (R. 1311/ M. 1896, Konya-20.08.1984, Akşehir, Konya), Karamanoğlu İbrahim Bey’in (H. 826/ M. 1423-H. 868/ M.1464) imâretine gelir ve yardım kaynağı olarak vakfettiği yerleri sayarken Gaferiyâd’ın yarısını saymış, buna “Oraydonya Kışlağı”nı da içine aldığını kaydetmiştir.

Konya Vilâyeti Sıhhiye Müdürü olan Doktor Nazmi Azmi Bey (SELCEN soyadını almıştır, R. 1303/ M. 1887, Arapgir, Malatya-1945, İstanbul)) tarafından R. 1338/ M. 1922’de kaleme alınan “Türkiye’nin Sıhhi-i İçtimai Coğrafyası-Konya Vilayeti” isimli kitapta Mesudiye Köyü, Merkez Nâhiyesi’ne bağlı köyler arasında geçmektedir. SELCEN, Karaman’da Rumeli ve Bulgaristan’dan göç eden muhacirlerin varlığından söz etmektedir.

Sapancalı Muallim H. Hüseyin Bey (R. 1309/ M. 1893, Sapancalı, Sakarya-1958, ?), R. 1338/ M. 1922 yılında kaleme aldığı “Karaman Ahval-i İçtimâiyye Coğrafiyye ve Tarihiyyesi” isimli kitabında, Merkez kazâya bağlı Mesudiye Köyü’nün Karaman’a mesafesinin 3 saat olduğunu kaydetmiştir.

Sapancalı, Rumeli muhaciri köylerden bahsederken; “Son yarım asır zarfında Rumeli’nin Bulgar eyâletlerinden gelen muhacirlerle beş köy teşkil edilmiştir. Mecidiye, Mesudiye, Dilbeyan, Göztepe Devagandus. Bunlar vasatî olarak otuzar hâneli ve yüzer nüfuslu köylerdir. Çalışkan ve zeki insanlardır. Gerek erkekleri ve gerek kadınları tarz-ı tekellüm ve telebbüslerini el’an muhafaza etmektedirler. Karaman ziraat hayatında ve arabacılıkta rehberlik hidmetini görmüşlerdir.” demektedir.

Sapancalı, köyde “Devret-ü ula 2” sınıfında 40 talebeli bir mektebin varlığından bahsetmektedir. Ayrıca mülâhazat kısmına mektebin “geçen sene lağv edildiği” notunu düşmüştür.

Eski Türkçe alfabe ile R. 1344/ M. 1928 yılında yayınlanan “Son Teşkilat-ı Mülkiye’de Köylerimizin Adları” isimli kitapta Mesudiye; Konya Vilayeti, Karaman Kazası, Merkez Nahiyesi köyleri arasında zikredilmiş ve eski Türkçe harfler ile “مسعو د يه”, Lâtin harfleriyle “Messoudié” şeklinde ifade edilmiştir.

Köy, 1955’li yıllara Konya ili, Karaman İlçesi, İlisıra (Yollarbaşı) Bucağı’na bağlı idi. daha sonra 1980’li yıllara kadar Konya ili, Karaman İlçesi, Kâzımkarabekir Bucağı’na bağlı kalmıştır. 1980 yılından itibaren Konya ili, Karaman İlçesi, Merkez Bucağı’na bağlanmıştır.

15 Haziran 1989 tarihinde kabul edilen “3578 sayılı 4 il ve 5 ilçe Kurulması Hakkında Kanun” ile Karaman İli, Merkez İlçesi, Merkez Bucağı’na bağlanmıştır (21 Haziran 1989 tarihli ve 20202 sayılı Resmî Gazete).

Türkiye’de “Durayda” adında başka bir yerleşim birimi (mahalle, köy, bağlı) bulunmamaktadır.

“Mesudiye” adında 1 ilçe (Ordu); 3 köy (Giresun, Karaman ve Uşak) ve 13 mahalle (Eskişehir, Mahmudiye; Konya, Seydişehir, Muğla, Datça; Sakarya, Karapürçek; Samsun, Havza; Giresun, Alucra, Rize, Merkez, Muradiye; Kastamonu, Araç; Aydın, Efeler ve Germencik; Bursa, İnegöl ve Mudanya ve Mersin, Akdeniz ilçe merkezlerinde) bulunmaktadır.

“Kırım Harbi” (R. 22 Eylül 269/ M. 4 Ekim 1853-R. 18 Mart 1272/ M. 30 Mart 1856 Osmanlı-Rus) ile hız kazanan göçler “93 Harbi”nden (R. 12 Nisan 1293/ M. 24 Nisan 1877 – R. 19 Şubat 1293/ 3 Mart 1878 Osmanlı-Rus) sonra daha da yoğunluk kazanmıştır. Balkanlardan baskı ve zorlamalarla on binlerce Türk nüfus Anadolu’ya akmıştır.

XIX. yüzyılda savaşlar ve diğer nedenlerden dolayı Anadolu Türk nüfusu devamlı azalma göstermekteydi. Özellikle erkek nüfusun azalması üretimi olumsuz etkilediği gibi savaşacak insan gücünü de azaltmaktaydı. Göçmenler azalan Anadolu nüfusunu takviye etmekteydi. Bu nedenle Osmanlı Devleti de gelen göçmenleri iyi karşılayıp tüm ihtiyaçlarını karşılamak sureti ile Anadolu’ya yerleştiriyordu. Bu yerleştirme politikasının altında ekonomi ve savaşacak insan gücü oluşturma isteğinin yanında artık Anadolu’nun Türk’ün son vatanı alacağının anlaşılmış olmasından dolayı Türk nüfusu çoğaltma isteği de yatmaktadır.

Gelen muhacirleri yerleştirmek için kurulmuş olan Muhacirin Komisyonu gelenlerin özellikleri ve isteklerini dikkate alarak yerleştirmeyi yapmıştır. En yoğun yerleştirmelerin yapıldığı yerlerin başında Orta Anadolu (Konya ve Karaman) gelmektedir. R. 1305/ M. 1890 yılına doğru muhacirler için Konya Vilâyeti’nde 227.799 dönüm hâlî arazi olduğu tespit edilmiştir ki, bunun 136.000 dönümü (%59,7) Karaman’da bulunmaktaydı. Karaman’da 6.800 muhacirin iskânına yetecek kadar hâlî arazinin bulunduğunu tespit edilmesi üzerine sevkler başlamış, R. 1305-1306/ M. 1890-1891 ve R. 1314/ M. 1899 yıllarında yoğunluk kazanmıştır. Fasılalarla olsa da daha sonraki yıllarda devam etmiştir.

Devlet muhacirlerin her türlü ihtiyaçlarını karşıladığı gibi zaman zaman muhacirlere yönelik yerli halkın tepkilerine karşı da tedbirler almıştır.

Osmanlı Devleti (H. 698/ M. 1299-R. 1339/ M. 1923), bunlarla ilgili kayıtları ayrıntılı bir şekilde tutmuş ve yerleştirilen muhacirler için oluşturulan yeni yerleşim yerleri olan köy ve kasabaların haritasını dahi yapmıştır.

Şehir ve kırsal kesimdeki hâlî (boş) veya hazine arazileri tahsis edilerek muhacirler yerleştirilmiştir. Muhacirler kısmen çölümsü bir manzara arz eden geniş düzlüklerde ve daha önceki yüzyıllarda terkedilmiş ören yerlerinde iskân edilerek, buraların yeniden şenlendirilmesine çalışılmıştır.

Karaman ve çevresindeki alanlarda XIX. yüzyılın başından itibaren mahalle ve köy olarak çok sayıda yerleşim yeri (İslihisar, Karalgazi, Bosala, Mecidiye, Mesudiye, Mercik, Davgandos, Göztepe, Hamidiye, Üçbaş) ortaya çıkmıştır.

Gaferiyâd’ın (Kâzımkarabekir) doğusundaki İlisıra (Yollarbaşı) Köyü’nde misafireten yerleştirilenin tamamı, “Karabağlar” oymağından olup, R. 1322/ M. 1906 yılı başlarında Hacıoğlu-Pazarcık’ın “Çayır” köyünden gelmişlerdir (321 numaralı Karaman Şer’iyye Sicili, s. 229, 292).

Çayır-Mahalle, Hacıoğlu-Pazarcık’a bağlı bir Türk köyü olup, 1942 yılında köyün adı “Hitova” olarak Bulgarca’ya değiştirilmiştir.

Bunların daha önce Rumeli muhacirleri tarafından kurulan Mecdiye köyünün 3 km kadar doğusunda ve eski bir ören yeri olan “Durayda” mevkiine yerleştirilmeleri uygun görülmüştür.

Nihâyet R. 1323/ M. 1907 yılı sonlarına doğru, Durayda’da 94 hânenin iskânı tamamlanarak, teşkil edilen karyeye “Mesudiye” adı verilmiştir  (Tercüman-ı Hakikat, nr. 9594, s. 1, sene R. 2 Kanunuevvel 1323/ M. 15 Aralık 1907).

R. 27 Teşrîn-i sânî 1324/ M. 10 Aralık 1907 tarihli Konya Vilâyet Gazetesi’nin (nr. 1894, s. 1) haberinde; Karaman kazâsının Durayda köyüne 94 hâne muhâcirin iskân edildiği belirtilmiştir. İskân ettirilen bu muhâcirlere çift hayvanları ve tohumlukları verilmiştir.

R. 1335/ M. 1919 doğumlu Karani ÖZCAN ve köy sakinlerinin anlattığına göre; bu köyde iskân olunan muhacirler, Bulgaristan’daki köylerini bir Bulgar’a sattıktan sonra Köstence üzerinden geldikleri Haydarpaşa’da fazla bekletilmeksizin, demiryolu ile doğrudan doğruya Konya’ya sevk edilmişlerdir. Bu sırada yerleşmek için yer ararlarken, kendilerinden önce Durayda’ya gelerek, tek başına yerleşmiş olan hemşehrileri Karaballar’dan Çotuk Ahmet Efendi’yi görmüşler. Ahmet Efendi, “buraya gelin Durayda’da boş arazi çok” deyince buraya yerleşmeye karar vermişler. Devlet Ermeni ve Rumlardan usta ve dülger görevlendirdikten başka, bir miktarda inşaat malzemesi vererek, “kendi evlerinizi yapın” demiş. İlk günlerde Konya’dan posta posta olarak gelip, gitmişler. Fakat çok zahmetli olduğu için İlisıra’ya gelerek, misâfireten yerleşmişler. İlisıra, Durayda’ya biraz uzak olduğu için, inşaatlarda amele olarak çalışanlar Mecidiye’deki hemşerilerinin yanında kalmışlar. Açtıkları kuyulardan su çekmiş, kerpiç dökmüş ve çamurdan harç karmışlar.

Dahiliye Nezâreti tarafından Konya Valiliği’ne çekilen bir telgrafta, İstanbul’da bulunan Boşnak muhâcirlerden 27 hânede 108 nüfusun, R. 12 Nisan 1330/ M. 25 Nisan 1914 tarihinde demiryolu ile Konya’ya gönderildikleri bildirilmiştir (Başbakanlık Osmanlı Arşivi, D.H. SFR, Nr. 40/88).

Bu Boşnak muhâcirleri Durayda’ya sevkedilmişlerdir. Ancak eşyalarını çaldıkları için aralarında münakaşa çıkmıştır. Bu olaydan sonra Boşnaklar, Durayda’yı terk etmek zorunda kalmış ve Konya’ya geri dönmüşlerdir.

Sapancalı Muallim Hüsnü Bey (H. 1310/ M. 1893-1958), R. 1338/ M. 1922 yılında kaleme aldığı “Karaman Ahval-i İçtimâiyye Coğrafiyye ve Tarihiyyesi” isimli kitabında, Mesudiye Karyesi’nin nüfûsunu 40 hâne ve 110 olarak kaydetmiştir.

Köyün nüfusu, R. 1341/ M. 1925 yılında yapılacak mebus (milletvekili) seçimi için hazırlanan nüfus defterine göre 547’dir.

Kuraklık ve bazı etkenler nedeniyle köyün nüfusu 1935’te 244’e kadar düşmüştür.

1940 nüfus sayımında 315, 1945’de 339, 1950’de 491’e yükselmiştir. 1955’de 419, 1960’da 438, 1965’de  450, 1970’de 511, 1975’de 477, 1980’de 494, 1985’de 519 ve 1990’da 535 olarak sayılmıştır.

2000 yılı nüfus sayımında köyün nüfusu, 502’ye düşmüştür.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 2007 yılında geçilen Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne (ADNKS) göre köyün nüfusu 439 kişidir.

2008’de 439, 2009’da 419, 2010’da 426, 2011’de 436, 2012’de 411, 2013’de 411, 2014’te 404, 2015’te 401 ve 2016’da 380 kişi olarak tespit edilmiştir.

Köy nüfusuna kayıtlı ailelerin soyadları; Akan, Alataş, Alkan, Ay, Aydın, Baş, Bayraktar, Bulut, Can, Cankara, Cansever, Ceran, Cıvataş, Çatkın, Çay, Çelik, Çotuk, Dalkıran, Demir, Demirbaş, Demirci, Er, Erbaş, Erdoğdu, Erkun, Evgin, Fındık, Gezici, Gönen, Gündüz, İnce, İremet, Kaba, Kaçar, Kara, Kaya, Kula, Kurt, Küçük, Örs, Özcan, Özçakır, Özdemir, Özşahines, Saraç, Say, Saydar, Tezcan, Tuna, Turan, Uçar, Uysal, Yılmaz ve Yurdagel’dir.

Köyün medar-ı iftiharı şehit ve gazileridir. Mehmet oğlu İzzet, Ahmet oğlu Karani ve Kazım oğlu Karani Çanakkale’de şehit olmuştur.

Mehmet CANKARA (R. 1294/ M. 1878, Rumeli-25 Haziran 1952, Mesudiye Köyü, Karaman); Anadolu’ya göçmeden önce R. 1313/ M. 1897 Osmanlı-Yunan Harbi’ne süvari olarak katılmıştır.

İbrahim AY (R. 1295/ M. 1879, Rumeli-1942 Mesudiye Köyü, Karaman); I. Cihân Harbi’nde Irak cephesinde; Bağdat ile Basra dolaylarında İngilizlere karşı savaşmıştır.

Galip AY (R. 1313/ M. 1897, Rumeli-14 Şubat 1967, Mesudiye Köyü, Karaman); I. Cihân Harbi’nde Yemen ve Irak cephelerinde İngilizlere karşı savaşmış ve esir düşmüştür. 7 yıl sonra esâreti bitip, köyüne geri dönmüştür. Daha sonra İstiklâl Harbi’ne atıyla ve arabasıyla katılmıştır (Afyon cephesi).

Abdullâh AKAN (R. 1312/ M. 1896, Rumeli-10 Temmuz 1969, Mesudiye Köyü, Karaman); I. Cihân Harbi’nde Yemen cephesinde savaşmış, Bir şarapnel parçası ile alnından ve göğsünden yaralanmıştır.

İdris BAYRAKTAR (R. 1303/ M. 1887, Rumeli-3 Kasım 1966, Mesudiye Köyü, Karaman); I. Cihân Harbi’nde savaşırken 2 parmağını kaybetmiştir.

İsmail BAYRAKTAR (R. 1295/ M. 1879, Rumeli-14 Aralık 1958, Mesudiye Köyü, Karaman); I. Cihân Harbi’nde sıhhiye birliğinde görev yapmıştır. Mütehassıs doktorların (cerrah) yanında yaralı askerlerin tedavisinde vazife gördüğünden, sivil hayatında da pek çok hastayı tedavi etmiştir. Uyguladığı tedaviler köyde dilden dile anlatılmaktadır. İyi güreşçi olduğundan köyde “Pehlivan Ağa” lakabı ile anılmıştır.

Eşref CIVATAŞ (? Rumeli-1963 Mesudiye Köyü, Karaman); İstiklâl Harbi’ne süvari olarak katılmıştır. Harp sonrası İstanbul’a yerleşse de, son günlerini köyünde geçirmiştir.

İsmail GEZİCİ (R. 1310/ M. 1894, Rumeli-20 Mart 1966, Mesudiye Köyü, Karaman); İstiklâl Harbi’nde Kütahya, Dumlupınar cephesinde Yunanlılara karşı savaşmıştır.

Ömer ÖZŞAHİNES (15 Şubat 1929, İslihisar Köyü, Karaman-25 Şubat 2003 Mesudiye Köyü, Karaman); 1949 yılında vatanî hizmetini yaparken, Kore Savaşı’na katılmıştır. Yaklaşık 3 yıl Kore’de esâret hayatı yaşamış, daha sonra köyüne geri dönmüştür.

313 seçmeni olan Mesudiye Köyü’nde 1 Kasım 2015 günü yapılan 26. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri’nde 294 seçmen 1389 numaralı sandıkta oy kullanmıştır. Kullanılan oyların 6 tanesi geçersiz sayılmıştır.

Mesudiyeliler, 218 oyla en fazla AK Parti’yi tercih etmişlerdir. CHP 43 oy ve MHP 22 oy alırken, HDP’ye ise hiç oy çıkmamıştır.

16 Nisan 2017 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçişi öngören halk oylaması (referandum) sonuçlarına göre; Mesudiye Köyü’nde %70,04 oranında “evet” ve %29,96 oranında “hayır” çıkmıştır.

Köyün muhtarı; Cengiz ÖZŞAHİNES’dir (irtibat numaraları: 0338 257 65 62- 0543 279 10 10).

Köyün azaları; Seyfettin ER, İsmail AY, Kamil EVGİN, Cüneyt ÇOTUK, Kazım ŞEN, Orhan BAYRAKTAR ve Sedat YILMAZ’dır.

Köyün eski muhtarları; Süleyman KABA (1994-1999), Halil CANKARA (1989-1994), Hasan YILMAZ (1984-1989), Mustafa BAYRAKTAR (1977-1984), Şerif TEZCAN (1973-1977), Kazım SAY (1971-1973), Mehmet GÖNEN (1969-1970), Abdurrahim ÇOTUK (1968), Kazım SAY (1963), İbrahim CANKARA (1963), Kadir ÇOTUK (1962-1963) ve Hilmi GÖNEN’dir (1954-1961), Seyit KÜÇÜKGÖKMEN (1953), Kazım SAY (1950), İbrahim ERİK (1949), Mehmet İNCİK (1948-1949), Mehmet ERDOĞDU (1947), Ahmet UYSAL (1943) ve Mehmet ERDOĞDU’dur (1939).

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Dane mısır başta olmak üzere yağlık ayçiçeği tohumluğu, buğday, şekerpancarı, kuru fasulye, elma, yonca, arpa, biber, badem ve domates yetiştiriciliği yapılmaktadır.

Köyde 90,485 dekar alan nadasa bırakılmaktadır.

Köy 2013 yılında, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu gereği uygulama alanı ilân edilmiş olup, 2.598 hektar arazinin toplulaştırması devam etmektedir.

238 ortaklı olan köyün sulama kooperatifi 1973 yılında kurulmuş olup, 9.420 hektar tarım arazisine sulama hizmeti götürmektedir.

Köyde 415 adet büyükbaş hayvan varlığı ile 2.754 adet koyun ve 817 adet keçi olmak üzere toplam 3.571 adet küçükbaş hayvan varlığı bulunmaktadır. 70 adet arı kovanı mevcuttur.

Köyün kadastrosu 16 Eylül 1955 tarihinde kesinleşmiştir. Köyün orman varlığı bulunmamaktadır.

Köyün mevkiileri; Armutaltı, Bağlar, Bağzar, Bostanlık,  Bostanlıkhöyüğü, Bozdağ, Davgandos Yolu, Demir hattı, Demir Yolu, Eminler Yolu, Höyük Üstü, İlisıra Yolu, İki Irmak Arası, Karaköprü Yolu, Karalgaziyolu, Karalgazi Hududu, Kariye, Kaşbaşı, Kırburun, Kırtıllıkırmak, Kırtıllık, Kocaalçak, Kocahüyük, Köycivarı, Köyiçi, Köyönü, Madenlik Çukuru, Masara Civarı, Masara Tariki, Mercik Yolu ve Taşlı Höyük’tür.

Köyde bulunan okul 1940’larda inşa edilmiştir. Köyün çocukları ilk ve orta öğrenim için Karaman merkezde Dr. Faruk SÜKAN ilk ve ortaokuluna taşınmaktadır.

Köyün kendine has giyim kuşamı bulunmaktadır. Damat kıyafeti şu şekildedir: Fesin üzerine beyaz tülbentle dolanır. Çizgili gömlek, şalvar ve cepken siyah renkli olup, bunları beyaz kuşak tamamlar. Beyaz kuşağın iki kenarına yöresel peşkirler takılır, kuşak süslenir.

Gelin kıyafeti ise fes, çember sırmalı, peşkir, çakma sim işlemeli siyah şalvardan oluşmaktadır. Fes kırmızı kumaş üzerine çeşitli takılarla süslenir. Çember Türk işi dediğimiz nakışlarla işlidir. İşleme tamamen sim kırmadır. Başa çemberin özelliğini kaybetmeden bağlanır. Çakma üzerine giydiği gelinliktir. Mor ve kırmızı kadife üzerine tamamen simgelerle işli uzun önden açık gelinliktir. Çakmanın etekten görünen kısmını siyah parçaları büzgülü pantolon tamamlar, eline peşkir verilir.

Köyün kendine özgü yemekleri de vardır. Bunlardan birkaçı; dızmana, kırma, sarı burmadır. Köyün kendine özgü tatlısı ise “dizme”dir.

Muhâcir (macır) fırını, 1 m yüksekliğinde 2 m çapında bir seki yapılan bir fırındır. Fırını yapılşı şu şekildedir: Üzeri samanlı çamurla sıvanarak kuruması beklenir. İyice kuruduktan sonra üstüne samanlı çamurla kubbe yapılıp, bunun üzeri 4 parmak kalınlığında sıvanır. Sıva kuruyunca içindeki samanlara kapı yerine geçecek delik açılarak buradan dışarı çıkarılır. İçine ateş yakınca bu sıva pişip, kiremit hâlini alıp, fırın olur.

Bu fırında yapılan ekmeğe muhâcir (macır) somunu adı verilmektedir. Bu ekmeğin en önemli özelliği günlerce bayatlamamakta ve tazeliğini muhafaza etmektedir.

Köyün futbola olan ilgisi ve kabiliyetli oyuncuları sayesinde 1980’li yıllarda efsane bir takım çıkarmıştır. Mesudiyespor Kulübünün yöneticiliğini Mustafa BAYRAKTAR, Mehmet ÇELİK, Halil CANKARA, Teknik yöneticiliğini Mükremin ALATAŞ ve Hikmet ÖZCAN yapmıştır. Köy halkı da 7’den 70’e otobüs veya minibüs kiralayıp, yerine göre traktörlerin römorklarına doluşarak, takımlarını desteklemek için Karaman Kemal KAYNAŞ Stadyumu’nun yolunu tutmuştur. Mesudiyespor, o zamanların güçlü takımları Karamanspor ve Başakspor’un korkulu rüyası idi. Takım; Zeki ERDOĞDU (kaptan), Nazif SAY (kaleci), Tahir KABA (sol açık), Rafet ALATAŞ, Hüseyin AY (sağ açık), Necdet GÖNEN, İsmail KÜÇÜK, Mustafa SARI (orta saha) ve Nazım GÖNEN, Ali EVGİN ve Tevfik ŞEN’den (defans) oluşuyordu.

Köy yolu asfalt olup, köyiçi yolu parke taşı ile kaplanmıştır.

Kaynak: Uğur Erkan
Bu haber 3175 defa okunmuştur.