Nikâh Tartışması


Nikâh Tartışması

Dini nikâh, resmi nikâh

Yüce Dinimiz İslamiyet, insanların veled-i zina olmaması için nikâha çok önem vermektedir. O nikâh bu nikâh diye bir şey yoktur. Usulüne uygun olarak nikâhlanarak evlenmek vardır. 

Nikâh tekdir, birdir. 14 asır boyunca müslimanlar nikâh yaparak evliliklerini başlatmışlar ve devam ettirmişlerdir. Her müsliman kendi mezhebinin şartlarını gözeterek nikâh kıydırmıştır. Nikâhlanma-evlenme şartlarını nikâhlanan veya nikâh kıyan da bilmelidir. Belediye memuru zabıta veya garson olsa bile, biliyor ve uyguluyorsa nikâh kıymasında bir beis yoktur. Ama bilmiyorsa müftü de olsa yapılan nikâh yanlıştır. Gerçek müslimanlar nikâha bir halel gelmiş olma tehlikesine karşı zaman zaman nikâh tazeleme yaparak boşluk bırakmamışlardır. 

Nikâhın oluşması için gerekli şartlar vardır. 

Tarafların rızası kesindir. Kabul etme mutlak şarttır. İcab ve kabul olmadan olmaz.

Anne baba rızası maliki ve şafii mezhebinde daha da öne çıkar. 

İki tane şahit bulunması da şarttır. Şahitlerin dahi uygun olması layık olması aranır. Fasık insanlar şahit olamaz. 

 Nikâh kıymadan önce dini ve ahlaki hususlarda, dini yaşamı içeren konularda sohbet edilmesi de önemli bir sünnettir. 

Kızın babası kızının vekâletini alması gereklidir. Vekil olarak bulunmalıdır. 

Ulu orta herkesin toplandığı bir salonda açık veya yarı açık olarak kızın sergilenmesi uygun değildir. Kapalı bile olması bunu caiz kılmaz. Harama ve halala ehemmiyet vermeyen kafir olur. 

Bir kimsenin nikâhının boşa çıkması, nikâhsız kalması, talak gibi konular bilinmezse nikâh devre dışı kalabilir. Hatta haberi bile olmaz. Zina etmeye devam eder. Doğan çocuklar da veled-i zina olur. 

 Hangi hallerde nikâh bozulur:

 Mesela, 

Şu işi yaparsam bana haram olan her şey haram olsun dese, hanımı bir bain boş olur. 

Erkek veya kadından birisi mürted olunca nikâh fesh olur. Sonraki çocuklar veled-i zina olur. (Birgivi Şerhi)

İcab ve kabuller yapılırken her ikisinin de fi’li mazi yani, “kabul etdim” demesi şarttır. 

Bütün mezheplerde erkeğin müsliman olması kızın kâfir olmaması şarttır.

Şahitlerin uygun olması da şarttır. 

Mehir meselesi Hanefi ve Maliki de belirlenmezse olmaz. Diğer iki mezhebe göre olur. Mihr-i müeccel, mihr-i muaccel olarak tespit edilmesi lazım. 

Nikâh edilemeyecek kadınlar var. Bunlara nikâh kıyılmaz. Bu kadınlar 25 tanedir. 

Muvakkat olarak evlenemediği kadınlar vardır. Yani geçici olarak asla evlenemez.

İddet zamanı bitmeden başkası ile nikâhlanmak mümkün değildir.

Va’dı Haml konusu var. Yani, Zani bir kadını hamile iken, çocuk doğmadan önce nikâhlama mümkün iken, nikâhlı olarak hamile olan bir kadını doğurmadan nikâh etmek mümkün değildir. 

Nikâhı kıyılacak olan erkek ve kadın müsliman değilse nikâh kıyılmaz. Zarurat-ı diniye yi bildikleri konusunda şüphe edilirse, nikâhı kıyan kimse bunları tek tek söyler ve onlarında kabul edip inandıklarını ifade etmelerini bekler. Kabul ettikleri ve inandıkları görülünce nikâh edilir. Yoksa nikah yapılmaz.

 Daha pek çok mesele var. Bu yazıya ve birkaç yazıya sığmaz. 

Gerçekte bütün bunları bilen birinin nikâh kıyması gerekir. T. C kurulmadan bu işler böyle idi. T.C kanunları bu işi zabıdanlara ve rast gele insanlara yaptırtmaya başladı. Durum böyle olunca da müslimanlar doğru bir nikâh daha kıydırmaya mecbur kaldılar. 

Bu sebeple görüldüğü gibi iki nikâh ortaya çıktı. 

Günümüzde çok tartışılan bu konunun özeti budur. 

Yani bilen birinin nikâh kıyması şarttır. Yürürlüğe giren kanun müftülerin de nikâh kıyabilmesini söylüyor. Ama doğru nikâh kıydırtmak istemeyenlerin feveran etmesi işi doğru yapmaya engel olamayacak, 90 senedir yanlışları zorla dayatanların dediği bundan sonra gerçekleşmeyecektir.

Artık milletimiz ve ülkemiz fabrika ayarlarına dönüşü başlatmıştır.

Ama müftüler de konuyu bilmiyorlarsa o zaman yandı gülüm keten helva. 

Yeni bir sorun daha ortada demektir.