|
SON DAKİKA
Minikler Mevlana Dedelerini Çizdiler
Kermes Açılışına Yoğun İlgi
Biz Baktık mı Böyle Bakarız!
Karaman Medyasından Gülümseten Kareler
Cuma Hutbesinde Mevlid-i NebiO, bir melek olmadığı gibi, sıradan bir beşer de değildi.
İl Müftülüğü bu günkü Cuma hutbesini Mevlid-i Nebi’ye ayırdı.
Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nce hazırlanan hutbede; alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz(s.a.s.)’in bir mevlid-i şerifine daha ulaşmanın haz ve mutluluğunu yaşamakta olduğumuza vurgu yapılarak, “Efendimiz’in doğumu, öteden beri mümin gönüllerde sürûr, veçhelerde beşâret, lisanda ise; ‘Bu gelen ilm-i ledün sultanıdır/Bu gelen tevhid-i irfan kânıdır/Bu gelen aşkına devreyler felek/Yüzüne müştak durur ins ü melek’ dizeleriyle tezahür etmiştir” denildi. Peygamberimizin insanlığın yaratılış gayesini unuttuğu, insani erdemlerden uzaklaştığı, cehalet ve zulmün karanlığının ortalığı kapladığı bir dönemde Mekke ufkundan kainata bir güneş olup doğduğunu altı çizildi. Efendimizin “Bir müjdeci, bir şahit, bir uyarıcı, Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil” olarak gönderildiği ifade edilen hutbe şu şekilde devam ediyor: “O, bir melek olmadığı gibi, sıradan bir beşer de değildi. Yüce Mevla’dan vahyi alan, insanlara anlatıp öğretendi. O; “Ey örtüsüne bürünen kalk ve anlat.” emrine muhatap olmuş, bu kudsi görevi yerine getirebilmek için gecesini gündüzüne katmıştı. Efendimiz bu çileli yolda kınanma, hakaret, itham, boykot ve hicret gibi nice güçlüklere karşı büyük bir sabır göstermişti. Tıpkı Nebi kardeşleri Yunus, Hud, Salih, İbrahim ve diğerleri gibi. Abdullah’ın yetimi, Amine’nin emaneti Halilürrahman İbrahim(a.s.)’ın duası ve müminlerin gözbebeği Yüce Nebi, Rabbimizin insanlığa en büyük ikramıdır. Bu hakikat; “Andolsun Allah müminlere, kendi içlerinden, onlara ayetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur...” ayetiyle duyurulmuştur. Efendimiz cehlin yerine bilgi ve hikmeti, zulmün yerine hak ve adaleti getirmiştir. “Ben Muhammed’im, ben Ahmed’im, ben rahmet peygamberiyim” diyen Kutlu Nebi(s.a.s.); nefret ve kinle paslanan yürekleri, körelmiş vicdanları muhabbet ve merhametle yeniden inşa ve ihya etmiştir. Kur’an’ın ifadesiyle O, “bizim içimizden bize gelmiş” bir elçidir. ‘İçimizden biri’ olması, O’nun örnekliğinin ve örnek alınmasının da bir gereğidir. O’nun gibi bir kul, O’nun gibi bir evlat, O’nun gibi bir eş, O’nun gibi bir baba, O’nun gibi bir arkadaş, O’nun gibi bir komşu, O’nun gibi bir yönetici olmanın imkânı sunulmuştur bizlere… Kerim Kitabımız, Allah’ı sevmenin ve sevgisine erişmenin Resulümüze uymakla mümkün olacağını beyan etmiştir.6 Asr-ı Saadetten bugüne değin bütün müminler bu ilahi çağrıya uyarak, gönüllerini Efendimizin muhabbetine adamışlardır. İsimlerine, düşünce ve davranışlarına, şiir, musiki ve sanat eserlerine kısaca tüm hayatlarına bu sevgiyi gergef gergef nakşetmişlerdir. Efendimizin adını andıkları ya da işittiklerinde salavat getirmeyi ona saygının bir gereği kabul etmişlerdir. Veladet bahrinde; “Doğdu ol saatte ol Sultan-ı din / Nura gark oldu semavat u zemin” kısmı okunurken oturmayı edebe aykırı görmüş, sanki Resulullah’ın manevi şahsiyetleri meclisi teşrif edercesine O’nun kudümünü ayakta karşılamışlardır. Aziz Mahmud Hüdai hazretleri bu teşrife duyduğumuz minnettarlığı ne güzel dile getirmiştir: “Kudümün rahmet u zevk u safadır Ya Resulallah/Zuhurun derd-i uşşaka devadır Ya Resulallah.” Efendimize sevgimiz O’nu çok iyi anlamak, getirdiği mesajı benimsemek ve hayatımıza aktarmakla tezahür etmelidir. O’nun bizzat Rabbimiz tarafından meth u sena edilen ahlakını örnek alabildiğimiz, merhamet, şefkat, adalet, hoşgörü ve daha nice güzel vasıflarını ilke edinebildiğimiz, kısacası bizler de O’nun gibi canlı birer Kur’an haline gelebildiğimizde Resulümüze sevgi ve bağlılığımızı göstermiş olacağız. Yüce Mevlamız, gönlümüzden Efendimizin sevgisini hiç eksik etmesin. Bugün bu kutlu mabedi dolduran siz kıymetli cemaatimizin mevlid kandilini tebrik ederken, Habib-i Kibriyanın manevi huzurunda kemal-i edeple deriz ki: “Ey velâdeti yeryüzünün baharı, insanlığın bayramı olan, gönüller sultanı, canda canan Yüce Resul! Sizi tanımış ve size iman etmiş olmaktan dolayı biz, erişilebilecek en büyük nimete ermenin idrakiyle Rabbimize sonsuz hamd ve sena ediyoruz. Ruhu tayyibenize gönül dolusu salat ve selam olsun. Allahümme salli alâ seyyidina Muhammed.” Haber Kaynağı: Karaman Larende Haber Servisi
İLGİLİ HABERLER
NAMAZ VAKİTLERİ
YAZARLAR
Tümü
HAVA DURUMU
|
![]() ![]() ![]() |