|
SON DAKİKA
Biz Baktık mı Böyle Bakarız!
Öğrenciler Karadağ'a Tırmandı
Karaman Medyasından Gülümseten Kareler
Rahmet Aylarına Kapınızı Açın!
Kurtuluş Savaşı Yıllarında KaramanKurtuluş Savaşı Yıllarında Karaman
Kurtuluş Savaşı Yıllarında Karaman
KURTULUŞ SAVAŞI YILLARINDA KARAMAN (İç isyanların Karaman'a Yansıması)
Delibaşı Mehmed İsyanında Karaman'ın durumu: (Ahmet Avanas'ın "Milli Mücadele'de Konya" adlı kitabından alınmıştır.)
"... Delibaşı Mehmed'in Mersin'de ne kadar kaldığını bilmiyoruz. Fakat kaldıkları müddet içinde Fransızlar O'na ve maiyetine çok iyi davrandılar ve lOÜ'er lira maaş bağladılar. Her türlü ihtiyaçlarını karşıladıkları gibi sahte pasaport tanzim ederek Aralık 1920'de bir Fransız vapuru ile gizlice İstanbul'a gönderdiler. Delibaşı ve maiyetinde bulunan kardeşi Ömer, Topal Osman, Arzı'nın Abdullah, Kör Nuri, Çerkez Murad, Pınarbaşılı Asım, Güzel Usta ve Ali Hoca'nın bindiği Fransız vapuru Antalya limanına geldiğinde şehrin zabıtası gemiyi aradı ise de sadece Pınarbaşılı Asım ile Topal Osman yakalandı. Delibaşı ve diğerleri Fransız kaptan tarafından saklandı. Yakalananlar Konya'ya gönderildi. Fakat yolda her ikisi de firar ettiler. Topal Osman bu esnada öldürüldü. Pınarbaşılı Asım ise ileride görüleceği gibi Delibaşı'nın ikinci defa Konya bölgesine gelmesine kadar köyünde gizlendi. Bu sırada ortaya çıktı ise de Haytar Bey Müfrezesi tarafından yakalanarak İstiklal Mahkemesine verildi.
... Delibaşı Mehmed'in Yunanlılarla işbirliği yapması Konya halkı arasında nefretle karşılandı... Kuvveti gittikçe azalıyordu. Maiyetinde ancak 20 - 30 kişi kalmıştı. Bu işten kurtulamayacaklarını elebaşıları da anlamaya başladılar. Çerkez Murad ile Arzı'nın Abdullah sık sık dertleşerek birbirlerine "Bizim için bu işten tertemiz sıyrılmağa imkân yok. Yarın, birgün etrafımız sarılacak, ya öldürüleceğiz yahut da yakalanıp asılacağız" diyorlardı.
Önce Konya'nın Sille yolundaki Tekkeli Dağı'na gelen Delibaşı Mehmed burada tutunamayacağını anlayınca Karaman'ın Dinek (köyü) tarafına geldiler. Delibaşı'nın hareketlerinden bıkan Çerkez Murad ve Arzı'nın Abdullah O'nu öldürmeyi ve başını hükümete teslim etmeyi kararlaştırdı. Bunun için bir plan hazırladılar. Buna göre; akşama doğru içlerinden birini kasıtlı olarak kaçırttılar. Hadise Delibaşı'ya bildirilince atına atlayarak takibe başladı. Yapılan plân gereğince Çerkez Murad ile Arzı'nın Abdullah da adarına binerek onu takip ettiler. Konakladıkları yerden birkaç kilometre uzaklaştıktan sonra Arzı'nın Abdullah mavzerini çekerek Delibaşı Mehmed'i vurdu. Çerkez Murad ise attan düşen ve henüz son nefesini vermek üzere olan Delibaşı'nın kafasını kasatura ile keserek Arzı'nın Abdullah ile Delibaşı'nın kesik başını alarak Karaman'a geldiler.
Silah seslerini konak yerinden duyulması üzerine bunu merak eden Delibaşı'nın kardeşi Ömer atına binerek yanına geldi. Burada kerdeşinin başsız cesedini görünce şaşırdı. Konak yerine gelerek arkadaşlarına "kardeşinin öldürüldüğünü" bildirdi. Hadise asiler arasında fikir ayrılığının çıkmasına sebep oldu. Bir kısım asiler "Herkes başının çaresine baksın" diyerek dağılmayı teklif ederken, Ali Hoca "Delibaşı ölmekle dağılmamız lâzım gelmez, Ömer baş olsun." Fakat asiler Ali Hoca'nın teklifini kabul etmeyerek dağıldılar. (31 Ağustos 1921).
... Asiler başsız cesedi defnetmeden uzaklaşmışlardır. Ertesi gün olay mahalline tesadüf gelen bir köylü başsız cesede karşılanınca Dinek'e gelerek Nahiye (demek ki o tarihlerde dinek köyü nahiye imiş) müdürü Tahir Bey'e (Selek) durumu anlattı. Tahir Bey derhal Delibaşi'yı tanıyan eşraflardan bir heyet kurarak cesedin bulunduğu yere geldi. Heyette bulunanlar cesedin parmağındaki yüzükten
Delibaşı'ya ait olduğunu söylediler. Fakat Dinek Nahiye Müdürü mezkur olayı bilmediği için buna ihtimal veremiyordu. Derhal Alibeyhüyüğü (Delibaşı buralıdır) köyünde bulunan ailesi olay yerine getirildi. Ancak bundan sonra cesedin Delibaşı Mehmed'e ait olduğu kesin olarak anlaşıldı.
Tabir Bey, cesedin üstünü arattı ve üzerinden çıkanları tutanakla tespit etti. Delibaşı'nın üzerinden 1.000 Yunan Drahmi ile Yunanca yazılmış iki vesika ve adına düzenlenmiş bir pasaport çıktı.
... Konya baskınının ikinci günü asiler Karaman — Konya telgraf.hattını kestiler. Delibaşı Mehmed; sadık adamlarından Hotamışlı Hacı Bekir yaylasında Topal Mevlüd'e Yüzbaşı rütbesi vererek bir miktar asi ile Karaman'a gönderdi. Hükümet binasının düşmesinde ve Alâaddin Tepesine yapılan hücumlarda önemli rol oynayan bu şahıs (Karaman) Pınarbaşı'na geldi.
Asilerin Pınarbaşın'da toplandıkları sırada Karaman Kaymakamı Hayri Bey, Niğde hattı üzerinde Dahiliye Vekaletine durumu bildirdi. Ayrıca Adana ve Silifke ile Zevre (Zeyve olacak) kasabalarına da telgraf göndererek yardım istedi. Bu arada Hayri Bey kazada mevcut inzibat kuvvetleri ile halktan meydana getirdiği gönüllüler ile şehrin hakim noktalarını tuttu. 5 Ekim 1920 günü Adana'dan Sarı Bey idaresinde bir top, bir mitralyözden ibaret 200 kişilik bir kuvvet Karaman'a geldi. Kaymakam halkın asilerle birleşmesini önlemek için Müftü Mustafa Efendi'nin (Müftü Hâdizâde Mustafa Efendi - Baba Efendi) imzaladığı aydınlatıcı bir beyanname yayınladı. Şehirde yeteri kadar kuvvet olmasına rağmen, maalesef iyi bir müdafaa tedbiri alınamadı. Bu durum, Pınarbaşı'nda (köyünde) toplanan asiler muhbirleri vasıtasıyla öğrendiler. Aynı gün yani 5 Ekim 1920
Salı günü saat 8.30'da Karaman yakınlarındaki Ağa Değirmenine geldiler. Asilere Pınarbaşılı Asım kumanda ediyordu. Aynı saatte hücum eden asiler müdafilerin şiddetli karşı koymaların rağmen şehre girmeye muvaffak oldular. Sarı Bey istasyona sığınmak zorunda kaldı.
Şehre giren asiler önce hükümet konağını işgal ettiler. Buradaki Jandarmaların silahlarını alarak hapsettiler. Askerlik Şubesini basarak silah ve cephaneyi yağmaladılar. Kendilerine katılan bir kısım halkla birlikte hapishaneyi boşalttılar. Mebus Arif Bey'in evi başta olmak üzere Karaman Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Merkeziye Reisi Mehmet Bey'in evini yağmaladılar. Daha sonra İstasyona çekilen Sarı Bey kuvvetleri üzerine hücum ettiler. Bir saat süren müsademe sonunda asilerle baş edemeyeceğini anlayan San Bey kademeli olarak geri çekilmek zorunda kaldı. Böylece istasyon da asilerin eline geçti. Karaman'a tamamen sahip olan isyancılar derhal Konya'da olduğu gibi yeni bir hükümet kurdular. Eski Hürriyet ve İtilaf Fırkası Reisi Hadimli Mustafa Asım'ı Kaymakam, tahsil memuru Çerkez Yakub'u Mal Müdürlüğüne, Bursa İstiklal Mahkemesinde hüküm giyen, sonra affedilerek Karaman'a gelen Nuri Efendi'yi Jandarma Komutanlığı'na, kendisi gibi mahkum iken affa uğrayan eski zabıt katibi olan kardeşi Refik Efendi'yi Müdde-i Umumiyeliğe (Umumi Savcı) getirdiler. Bu tayinlerden sonra Zeynelabidin Efendi'nin yeğeni olan "bir eşkıya" dua etti. Bu başarılarından sonra kazanın sokak ve köylerine dağılan asiler yağma hareketlerine giriştiler. Fakat sevinçleri burada da kısa sürdü. Çünkü daha önce söylediğimiz gibi Konya'ya Milli Kuvvetler girmiş ve bu haber asilere ulaşmıştı.
7 Ekim 1920 günü ise Pozantı'da bulunan 41. Fırka'dan 500 kişilik iki piyade taburu, iki makineli, bir cebel toptan ibaret kuvvetin öncüleri kazanın önlerine geldi. Asiler başta
Arzı'nın Abdullah olduğu halde Konya'da Delibaşı Mehmed'in yaptığı gibi halkı kandırarak zorla cepheye çağırdı. Muallimlerden ve İhdiyad Zabiti Mehmet Rauf Efendi komutanlık yapıyor ve şehirdeki memurları zorla cepheye sevk ediyordu. Asiler 41. Fırka'nın öncü kuvvetinin tedbirsizliğinden istifade ederek müfrezeye ani bir saldırıda bulundular. Müfreze Sidrova (Sudurağı) istasyonuna 10 kişi kayıp vererek geri çekildi ve arkadan gelen esas kuvveti bekledi. Birleşen kuvvetler aynı gün 8 Ekim 1920 günü Sedirler ovasına geldi. Saat 7.30'da Müfreze Komutam İsmail Bey, şehrin teslimini istedi. Asilerin karşı koyması üzerine saat 5.30'da taarruz emrini verdi. Üç saat süren çarpışmadan sonra Karaman'a ilk olarak Ali Bey idaresindeki süvariler girdi. Daha sonra da İsmail Bey girdi. Milli Kuvvetlerin şehre girmesiyle isyancıların elebaşları Mustafa Asım, Refet, Nuri, Zengili Hüseyin ve Arzı'nın Abdullah kaçmayı başardılar. Kaçamayan asiler ise kazadaki Rum ve Ermenilerin evlerine saklandılar ise de teker teker yakalanarak hapsedildiler. 8 Ekim 1920 tarihinde Karaman çevresini, Çumra ve Alibeyhüyüğü köyünü asilerden temizleyen Refet Bey 9 Ekim 1920 tarihinde Karaman'a geldi. Burada Mahalli Divan-ı Harp kurulmasını sağladıktan ve bazı düzenlemeler yaptıktan sonra bölgenin asayişini 41. Fırka'ya bırakarak 10 Ekim 1920 tarihinde ayrıldı. Bu arada Topal Osman başkanlığında Karaman'dan kaçan asilerle bazı asker kaçakları birleşerek köyleri yağmalamaları üzerine bunları takibata girişildi. Eşkıyayı kovalamaya başlayan müfreze 500 kişilik bir asi grubunu yapılan müsademe sonunda dağıtarak elebaşları Topal Osman öldürüldü. Karaman ve çevresinde sükûnet ancak 20 Ekim 1920 tarihinden sonra tam olarak temin edildi. Karaman'da kurulan Mahalli Divan-ı Harp yakalanan asileri mahkeme ederek çeşitli cezalara mahkûm etti.
Bunlardan ismi verilmeyen iki kişi hakkında idam cezası vermiş ve 17 Ekim 1920 günü (Kervansaray Meydanında) idam edilmişlerdir. Ayrıca aynı tarihte 200 kişiye çeşitli mahkumiyet cezası verilerek Konya'ya gönderildiler. Bunlardan başka 16 kişiyi müebbet kürek cezasına mahkum ettiği gibi, 8 kişiye de geçici kürek cezası verdi.
Müebbet kürek cezası alanlar:
Karaman Burhan Köyünden Ali oğlu Mehmet Çavuş, Mustafa oğlu ibrahim, Mehmet oğlu Mustafa, Mustafa oğlu İbrahim
Karaman Baş Köyünden Mustafa oğlu ibrahim, Musa oğlu Mehmet, Mustafa oğlu Hasan
Güce Köyünden Hüseyin oğlu Kerim
Kale Köyünden Veli Oğlu Mehmet
Karaman Tahsil Memuru (Asilerin Mal Müdürü) Çerkez Yakup Efendi
Kirişçi Mahallesinden Hatip Nuri Efendi
İbralı (Nahiyesi) Üç Baş Köyünden Sadık Oğlu Mustafa
Karaman'da Oturan İspartalı Hekim Oğlu İbrahim
Karaman'da Rumeli Muhaciri Mustafa Oğlu Ömer
Geçici kürek cezasına çarptırılanlar:
Karaman Burhan Köyünden İsmail oğlu Mehmet Karaman
Baş Köyünden Mustafa oğlu Recep
Güce Köyünden Hüseyin oğlu Ahmet
Bordos Köyünden İsmail Oğlu Mehmet
Ermenek Merkezden Ali Oğlu Mehmet
Ermenek İlbasra Köyünden Abdülvahap Oğlu Hacı Ömer
Karaman Merkezden Hüseyin Beyzâde Kemal Efendi
Karaman Merkezden Arzuhalci Necip Efendi
Bunların Diyarbakır'a gönderilmesi kararlaştırıldı.
Yine Karaman Mahalli Divan-ı Harp Mahkemesi, 30 kişiyi şark cephesine gönderdikten başka, 14 kişiye müebbet kürek cezası vererek Erzurum ve Diyarbakır'a gönderilmesine karar verdi. 13 kişiye de 3'er sene kürek cezası verdi."
Ahmet Mısırlıoğlu
Haber Kaynağı: Karaman Larende Kültür Servisi
İLGİLİ HABERLER
|
![]() ![]() ![]() |