|
SON DAKİKA
Biz Baktık mı Böyle Bakarız!
Öğrenciler Karadağ'a Tırmandı
Karaman Medyasından Gülümseten Kareler
Rahmet Aylarına Kapınızı Açın!
Devlet Kayıtlarında ve Biyografik Eserlerde Adı Geçmeyen Karaman UlularıDevlet Kayıtlarında ve Biyografik Eserlerde Adı Geçmeyen Karaman Uluları
Devlet Kayıtlarında ve Biyografik Eserlerde Adı Geçmeyen Karaman Uluları
GELMİŞ NİCE MECZÜB’U İLAHİ, NİCE MÜŞTAK
ÇIKMIŞ BURADAN DEHRE NİCE ALİM’İ UŞŞAK
GÜYA BURADA OLMIŞİDİ ALEM MİSAK
BİR FEYZ’İ HİMEM ZAVİYEDİR DARI KARAMAN.
Karaman pek çok (çeşitli yönlü) büyük adamlara mesken (yatak) olmuş idi. Bunlardan devlet kayıtlarında, biyografik eserlerde adları geçenleri tespit ederek, kısa da olsa onların kişilikleri, biyografyalarını burada sergiliyoruz. Bunlar dışında, halk dilinde yalnızca adları söylenen ve kısa hikâyeleri söylenilegelenleri de pek çoktur. Bunlardan da tespit edebildiklerimizi aşağıda açıklıyoruz.
1 — ALİ BEKE: Karaman’ın Boyalı köyü yakınındaki bir yüksek tepe üzerinde türbesi olan bu yatır’ın makamına Karaman ve Karaman dışında Konya ve Karapınar dolaylarında herhangi bir amaç ve dileği olanlar; bilhassa erkek evladı olmayanlar buraya, aileleriyle ziyarete gelerek, kurbanlar keserler, Kur’an okurlar, dualar ederler, nafile namazları kılarlar, arzularının yerine gelmesi için temenniler de bulunurlar ve adaklar da bulunurlardı. Erkek evladı olanlar doğan oğluna «Ali Beke» adını verirlerdi ve günün birinde yine buraya gelerek adak kurbanlarını keserlerdi. Bu Ali Beke türbesinde üzerinde yeşil bürgü olan lahidi vardı. Burada başında Mevlevi külahlı bir derviş türbedarlık yapardı.
2 — AKBIYIK SULTAN: Yalnız adı anılan bu yatır’ın mezarının yeri belli değildir.
3 — DEMİR GÖMLEK: Bu türbede lahidi bulunan ve Kamil Paşa adıyla anılan bu zat bir tarikat piri değildir. Karamanoğulları çağı Karaman ileri gelenlerinden «Emineddin Gündoğdu» ailesindendir. Bu ailenin Karaman’da birçok dinsel ve bilimsel kuruluşları vardır. Bu kuruluşların yaşaması için Karaman merkezinde ve Gödet köyü sınırları içinde pek çok taşınmaz mallar vakıf etmişlerdir. Türbesinin yanındaki tarihi «Buzhane» de bu ailenin hayratıydı. Kamil Paşa; üzerinde çelik zırhı ile savaşlarda bulunurmuş. Ölümünden sonra da zırhı lahidinin yanına konulmuş. Hastalıklı, arık çocuklar bu türbeye getirilerek lahidin yanındaki (Demir gömlek dediğimiz) zırh, buranın bakıcısı olan kadın tarafından o çocuğun üzerine giydirilmek suretiyle afsunlanırdı. 1930’lu yıllarda zamanın kaymakamı, çağdışı bu inanışı önlemek üzere o demir gömleği Konya Valiliğine göndermişti.
4 — FARFARA SULTAN: Yalnız adı dillerde dolaşan bu yatır da Yunus Emre tekkesinde yatıyor, deniliyor.
5 — HALİL EFENDİ: Hocamahmud mahallesinde kendi adının andacı olan camiin bitişiğinde basit bir türbe içinde lahidi bulunan bu zat, bir tarikat piri değildir. Karamanoğulları çağının savaştan savaşa koşan bir mücahididir. Tarihte Kaya Halil Bey adıyla geçen bu zatın savaşlarda kullandığı kılınç ve saldırması lahidinin üzerinde toz, toprak arasında çürüyüp gitmekteydi, son zamanlarda bu iki kılıncı bir götüren olmuş.
6 — HODUL BABA: Kasabalar dışında yaşayan erenlerden olan bu Hodul Baba da Karadağ’da bir mağarada yaşarmış. O çağlarda Karadağ’da da bulunan dağ koyunları ile ahbaplık yapar, onları avcılardan korurmuş. Mezarı da söylendiğine göre o mağara içindeymiş.
7 — HOCA MAHMUD: Karaman’ın aristokratik kişilerinden olan ve adının andacı olan Hoca Mahmud mahallesindeki bir Darulhuffazı (Hafızlık okulu) bulunan sitesinin içinde mezarı vardır. Hoca lakabı, zamanımızdaki anlamda bir din adamı veya bir öğretim üyesine verildiği anlamda değildir. Eski çağlarda büyük zengin iş adamlarına verilen bir lakaptır.
8 — IBRIKLI SULTAN: Adı andaç verilen Ibrıklı mahallesinde yine adının andacı olan mescit ve bu mescit sitesindeki küçük bir hücrede mezarı olduğu söylenen ve Halveti tarikatından olduğu anlaşılan bu şeyh, insanlar içine pek karışmaz kendi haline yaşar, tarikatı gereği ibadetlerini kendi kendine özel hücresinde yaparmış. Zikir âlemine dalıp da sallanmaya başladığında odasının kapı yanında bulunan su ibrikleri ve bardakları da ırgalanmaya, sallanmaya başlarmış. Bu küçük site, Güneş okulunun karşılarındaydı. Yol açılması sıralarında buralar yıkılarak yola alındı. Arta kalan kısımları da oradaki evlerinden de yola alınanlara verilmişti.
9 — İSHAK BABA: Yollarbaşı kasabasının Hacı İlyas mahallesindeki Garip Camii bitişiğinde türbesi olan bu yatır’a o kasaba halkı pek çok saygı gösterirler, mertebesinin yüce olduğunu söylerlermiş.
10 — KESİKBAŞ VELİ: Yalnızca adı dillerde dolaşan bu Veli’nin mezarının yeri belli değildir.
11 — KETTANİ BABA (KETENCİ BABA) : Hoca Mahmud mahallesinde Ketenhane Tekke ve Medresesi denilen, şimdilerde yalnızca cami ile bir mezarlığı kalan bu büyük siteye adı andaç verilen yatır hakkında belli başlı bir bilgi yok ise de meşhur Nakşibendî tarikatı piri Kettani hazretlerinin halifelerinden olabilir. Bu tekkenin Sudurağı kasabası sınırları içinde çok geniş vakıf arazileri vardı.
12 — KIVIRCIK BABA: Süleymanhacı veya Kaşoba köylerinin batı sınırları içinde «Kıvırcık Tekke» denilen yerde mezarı olan bu yatır hakkında da belli başlı bilgi yoktur.
13 — KİRİŞCİ BABA: Yunus Emre Tekkesinin Yunus Emre’den sonraki Şeyhlerinden olup, tekkenin bazı onarıma ihtiyacı olan bölümlerini yeniden bir yön verilmek suretiyle ve tekke avlusunda olan Yunus’un mezarını da bugünkü görünümü ile kapalı yer içine aldırmıştır. Mezarı da Yunus Emre’nin lahidinin yanında olduğu sanılıyor.
14 — KOÇAK DEDE: Bazı vakıfnamelerde Küçük Dede olarak adı geçen bu şeyh, adı andaç verilen Koçakdede mahallesinde, Koçakdede sokağında sonraları ev düzenine getirilmiş olan bir evin bodrumunda mezarı vardır. Eski yıllarda bu evin eski hali devrelerinde bu evde oturan kimsesiz bir kadın, yürüyemeyen çocuklarını buraya getirenlerin bu çocuklarını Koçakdede mezarının dibinde kollarından tutarak sallar ve yine kollarından tutarak yürütmek suretiyle afsunlardı.
15 — MERCİ SULTAN: Mezarı Mercik köyünde bir çevrik bölme içinde olan bu şeyhin yaşantıları hakkında belli başlı bir bilgi yoktur. Karaman’ın Hacıcelal mahallesindeki «TEVHİD EVİ» ile bu Merci Baba’nın ilişkisi olduğu sanılır.
16 — MESTCİ BABA: Mezarı çarşıda, Odun pazarındaki bir dükkân içinde kalan bu şeyh, Mestcilik (Ayakkabıcılık) ile geçimini sağlarmış. Karadağ’daki Hodul Baba bir yaz günü gösteriş olsun diye dağda kalan karlardan bir mendil içine bir miktar doldurup Karaman’a gelip Mestci Baba’nın dükkânına varır ve içi kar dolu mendili dükkânın bir yerine asar. Sohbetleri sırasında bir kadın gelerek Mestci Baba’ya ayağı için bir mest yapıvermesini söylemesi üzerine kadının ayağının ölçüsünü Mestci Baba alırken kadının inciğininin açılan yerini Hodul Baba görmüş ve hemen kupkuru duran mendil içindeki kar erimeye ve damlalar aşağıya düşmeye başlamış. Bunun üzerine Mestci Baba, Hodul Baba’ya, «Erenler, dağda dervişliği herkes yapar, gel de burada dervişlik yap ta göreyim seni.» diyerek Hodul Baba’yı küçümsediği söylenir.
17 — SADIK SULTAN: Yollarbaşı kasabasındaki, kiliseden çevrilme Büyük Camiin bitişiğinde türbesi olan bu zat, Karaman Mevlevihanesi Kandilcisi Olduğu söylenirse de; ben bu şeyhin «Rufai» tarikatına bağlı olduğunu türbesindeki lahidinin yanında bulunan Ceran boynuzu nedeniyle Rufai olduğunu sanıyorum. Rufai tarikatından olanlar Ceran boynuzundan yaptıkları Nefir denilen sesli saz aletini üflerler ve sadaka toplamak için de nefirlerini üfleyerek kasaba ve köylerde dolaşırlardı. Bu Şeyh’in o Ceran boynuzundan olan nefiri zamanla, lahidi yanında toz toprak içinde çürümüş olup, bu kasabanın eski adamları, yeri boş kalan Ceran boynuzu nefir’in yerine manda boynuzu koymuşlardı. Yakın zamana kadar bu manda boynuzları da lahidin yanında dururdu... Şeyhin lahidinin yanında da eşi olması sanılan bir kadın mezarı vardır.
18 — SEYYİD NİZAM: Bu Şeyhin lahidi de şimdilerde kütüphane olarak kullanılan ve eski adı Nizam Camii olan Hacıbeğler Camii’nin doğu tarafındaki (şimdilerde avlu olan) mezarlıkta idi. Bazı dileği olanlar, Bici pilavı denilen akciğerden yapılma bir tür çorbadan çokça hazırlayıp tenceresi ile ve çokça kaşık ile bu zatın lahidinin yanına gelirler, dilek ve temennilerde bulunduktan sonra o civardan gelip geçenleri de çağırarak, getirdikleri Bici pilavı (Çorbayı) ve daha başka yenecekleri de beraberce yerler, yeneceklerden artakalanı da kuşlar, kurtlar yesin diye oraya serpip giderlerdi.
19 — TARRANİ BABA: Kimliği hakkında belli başlı bir bilgi olmayan bu Şeyhin mezarı da şimdilerde Ziraat Bankası’nın olduğu yerdedir.
20 — TOPUCAK DEDE: Bazı kişilerce «Tabduk Emre» olduğu sanılan bu Dede de adının andacı olan Topucak mahallesindeki Topucak Mescidi bitişiğinde oldum olasıya bir kapalı yerde lahidi vardır.
21 — YALINCAK SULTAN: Tenha yerlerde zaviye kuran Horasan erenlerinden olan bu Dede de, sonradan Şeyhler köyü adıyla bir köy kurulmuş olan boş arazilere zaviyesini kurmuş. Devlet tarafından kendisine tahsis edilen topraklarda, etrafına toplanan tarımcılarla kendilerinin ve zaviyesine gelen yabancıların ihtiyaçlarının sağlanmasını temin eden çok derin bir pir imiş. Ahmet Taci adındaki oğlu da yüksek mertebelere ermiş olması nedeniyle büyük pirden, çeşitli sorunlarına, dertlerine deva istemeye gelenlere oğlu Ahmet Taciyi salık verir, «O, benden daha üstündür» dermiş. Zaviyesi civarındaki Bozkandak köyü mezarlığına sırtlanlar musallat olmuş, buraya her gömülen ölüyü çıkarıp yerlermiş. Köylüler de bu sırtlanları yok edememişler. Yalıncak Dede, «Ben ölünce, cesedimi Bozkandak mezarlığına götürüp oraya gömün.» demiş ve bir zaman sonra Şeyh ölünce cenazesini Bozkandak mezarlığına götürüp oraya gömmüşler. Şeyhin mezarına sırtlanlar uğrayamadıkları gibi, bir gün Bozkondak köyünde ölen birisinin cenazesinin gömüldüğü günün ertesi sabahı, dağa işine giden bir kişi mezarlık yanından geçerken orada iki tane sırtlan ölüsü görmüş ve korkup, ürpermiş. O günden sonra da Bozkondak mezarlığına hiçbir sırtlan uğrayamamış.
HER KÖŞE’İ FEYZİNDE BİRER FAZIL’I DANA
HER GÜY’İ KEMALİNDE BİRER ÂŞIK’I ŞEYDA
HER ZERRE’! HAKİNDE PEYKER FEYZİ HÜVEYDA
MASTUR’U KÜTÜPTÜR NİCE ASAR’I KARAMAN
Kaynak: D.ALİ GÜLCAN
Haber Kaynağı: Karaman Larende Kültür Servisi
İLGİLİ HABERLER
|
![]() ![]() ![]() |