|
SON DAKİKA
Biz Baktık mı Böyle Bakarız!
Öğrenciler Karadağ'a Tırmandı
Karaman Medyasından Gülümseten Kareler
Rahmet Aylarına Kapınızı Açın!
HİSAR MAHALLESİHİSAR MAHALLESİ
Bu mahallenin asıl adı "Hisariçi" iken, sonraları, yazılış ve söyleyiş kolaylığı nedeniyle "Hisar" alarak benimsenmiştir. İsminden de anlaşılacağı gibi, bugünkü, tarihi Karaman kalesinin üzerinde bulunduğu tepenin, eteklerinde kurulmuştur. 1700 metre uzunluktaki ikinci kaleyle, 600 metreye varan çevresiyle Ahmedek kalesi arasındaki sırtlara kurulmuştur. Karaman kalesine eskiden Ahmedek kalesi denilirdi. Bu iki kale arasındaki sırtlarda zamanında, kesin olarak bildiğimiz gibi, kaleleri koruyan muhafızlar oturmaktaydılar. Karaman beğliğinin kale koruyucuları bu sırtlardaki konutlarda yerleşmiş durumdaydılar. Bu arada, Karaman'ın kimi zengin aileleri de, soygun ve yağmadan korunmak için bu sırtlarda yerleşmişlerdi. Bilebildiğimiz kadarıyla, Hacı İsa ağalar, Hacı Ömer ağalar, Sirkecioğulları ve daha bir takım, zenginiler, bunların çoban ve İşçileri, kâhyaları, yarıcıları da bu yöreye yerleşerek, mahallenin nüfusunun artmasına ve mahallenin yoğunluk kazanmasına yol açmışlardır. Hisar mahallesi ve dolayları -ki Gazalpa, Çeltek, Zaviye gibi- Karaman'ın eski ve köklü yerleşim, yöreleri olduğu için, bu bölümlerde, pek çok büyük adamın türbe ve gömütleri de bulunmaktadır. 1. Bu mahallede, Osman Konur'un evi çevresinde (zamanında bir türbe içerisinde olması gereken ve halk arasında, Bereketli Hoca türbesi olarak anılan) bulunan bir gömüt, yirminci yüzyılın ilk yarısı içerisinde, bir gömüt soyguncusu tarafından açılmış, içinden mumyalı olduğu sanılan çürümemiş bir ceset çıkartılmıştır. 2. Kalenin kapısına yakın bir yerde ve Çiftçiler sokağına inilecek yerde de, Garip Dede denilen, efsaneleştirilmiş bir yatırın gömütü vardır. 3. Büyük sofi "Akbıyık Sultan” da burada yatırmış ama gömütü belirsizdir. 4. Burada Dolaşık'ların evlerinin çevresinde yattığı söylenen ve köpeklerden hoşlanmayan bir dedenin de gömütü varmış. Bu dedenin gömütüne bir köpek yaklaştığı zaman korkudan hemen ayakları tutulurmuş. Kimi yerleri ağrıyan insanlardan bu dedenin gömütüne gelerek, buranın toprağından yalayarak, sızılarının geçtiğine tanık olurlarmış. Mahalledeki Pir Ahmet Beğ camiinin bir diğer ismi de, Yılanlı camiiymiş. (Çeşitli renkteki mermerlerden oluşturulan kapı söveleri üzerine oturtulan kemerin renkli mermer zıvanaları yılana benzediğinden olsa gerektir) Eskiden, üzeri kubbeyle örtülmüş olan bu camiiye yıldırım düştüğünden, minaresi ve son cemaat yerinin üzerindeki üç kubbesi, diğer bölümlerle binlikte yıkılmıştır. 1864 yılında camii onartılmışsa da, kubbeler yapılmamış, çatı toprakla örtülmüştür. Kapı söveleri üzerinde, Arapça, Farsça karışımı yazılar vardır. Bu yazılardan birisinin (tasavvufi anlamda) anlamı şöyledir: "Bu yer aşıkların kâbesidir, buraya noksan gelenler bu eksiklerini tamamlarlar.” Camiin dış sağ yan duvarında da, Hisar mahallesi halkının bu camiyi 1671 yılında onarttıklarına ilişkin bir yazı daha vardır. 1944 yılında, bu camiin toprak damı atılarak, çatıya alınmış, üzerine kiremit döşenmiş, 1976 yılında da, mahalle halkının uğraşıyla kiremit kaplama da kaldırılarak, bu kez çatı çinkoyla kaplattırılmıştır. Bu camiiye adı andaç verilen Pir Ahmet Beğ'in baba¬sının adı Mustafa imiş. Pir Ahmet Larende kadısıymış. Ai¬leden kalma pek çok mülkü varmış. Bu camiin yaşaması için, birçok gelir kaynakları bulmuş ve bunlara ek olarak ta arazi ve değirmenleri vakfetmiştir. Oğulları olan Fethullah ve Sunullah kardeşlerde babalarından sonra camiin yaşaması için, gelir kaynağı olarak, çeşitli mülkleri vakfetmişlerdir. Bu camiiye ait olan vakıf mülkler, zaman zaman çağın kadıları tarafından denetlenirdi. Bildiğimiz bir onanma ve denetleme tarihi 1547 yılıdır. Bu camiin avlusunda yukarıda da değindiğimiz gibi bu mahalleye yerleşmiş bulunan zengin ağaların gömütleriyle birde dikdörtgen biçiminde lahit taşı vardır. Mahalle halkı, 'bu gömütün meşhur İslam bilginlerinden, pek çok kitabı bulunan, Saçaklızade Hoca'ya mal ederlerse de, bu kişi Karaman'a hiç uğramadığı gibi gömütü de Kahramanmaraş kentindedir. Karaman'ın Saçaklı hocasıysa, kentimizin en önemli bilginlerinden olup, bir medresenin müderrisidir. İsmi de Kara Müftü Mehmet efendi'dir. Başına sardığı sarığı yırtık, pırtık ve eskimiş. Sarığının yırtıkları başından aşağıya indiği için Saçaklı hoca diye anılırmış. İkinci kaleden yukardan hiç söz etmedik. Biraz da ondan söz etmenin zamanı geldi: Bu kalenin biri doğu yönünde, diğeri de batıda olmak üzere iki kapısı vardı. Kalenin çevresi geniş bir su hendeğiyle çevriliydi. Su hendeği, eşkıyaların düşmanların ve talancıların kaleye girmelerini önlemek için yapılmıştı. Her iki kale kapısının önünde de, hendek üzerine taşınır, ağaçtan yapılma köprüler kurulurdu. Bunlar gündüz hendek üzerine konulur, akşamda içeri çekilirdi. İkinci kalenin, birçok kesimi ve hendeğin kimi yerleri yirminci yüzyılın ilk yarısı içinde belirgin biçimde gözükürdü. Hisar mahallesinin bir güzeli için yakılan mani şöyle: Bir hisar delikanlısı için söylenen mani de şunlar söylenmektedir: Haber Kaynağı: Karaman Larende Kültür Servisi
İLGİLİ HABERLER
|
![]() ![]() ![]() |