Reklam
İslam’da gayr-i Müslimler

İslam'da gayr-i Müslimler

Peygamberimiz (sav), İslam davetini engellemeyen ve genel kurallara uyan herkes ile iyi ilişkiler içinde olmuş ve hiçbir zaman diğer din mensuplarının dinlerine müdahale etmemiştir.

27 Ekim 2019 - 12:40 - Güncelleme: 27 Ekim 2019 - 19:41

Kur’ân’da insanlar; “inananlar” ve “inanmayanlar” diye iki gruba ayrılır. Bu temel ayrım dışında İslâmiyet, insanlar arasında ırk, renk, dil ve ülke esasına dayalı başka bir fark gözetmediği gibi, kendi mensuplarının oluşturduğu bir toplumda, İslâm inancını paylaşmayanların inanç hürriyetlerine, can ve mal güvenliğine sahip çıkarak yaşamalarına imkân tanımıştır.

Bunun ilk örneği de bizzat Hz. Peygamber tarafından Medine’de bulunan müşrik ve Yahudilerle yapılan “Medine Vesikası” anlaşmasıdır.

İslâm hukukuna göre bir İslâm ülkesinde yaşayan teb’a; ırk, kavim veya cemiyetlerine göre değil, mensubu olduğu inanca göre Müslüman veya gayr-i müslim olarak birbirinden ayrılırdı. Gayr-i müslimler de devletin himayesi altındadır, onların hukuk ve mükellefiyetleri ‘zimmî’ statüsü altında belirlenmiştir. Böylece gayr-i Müslimlerin; can, mal ve namus güvenlikleri garanti altındadır. Buna karşılık, tarımda, “haraç”; can vergisi olarak da “cizye” ödemekle mükelleftirler.

Bu haber 1591 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..