Gazeteci Araştırmacı Yazar

İstanbul’dan 08.01.2010 günü saat 14.00’da telefonum çaldı.


Gazeteci Araştırmacı Yazar

TAŞELİ’NDE KARACAOĞLAN İLE İLGİLİ YENİ BİR BULGU
Değerli yazar Hasan Şimşek Bey “Ertaş ağabey eline bir kalem defter al. Sana yazdıracağım önemli notlar var” dediler. Şimşek söyledi ben yazdım.

“Karacaoğlan Deresi” Akdeniz’den Sarıveliler İlçesi sınırları içerisindeki Barcın Yaylasına ilkbaharda göçle gelen Yörüklerin göç yolu üzerinde “Karacaoğlan Deresi” vardır.
Göç yoluna Barcın Yaylası’ndan başlarsak Barcın Yaylası Taşeli’nde “Davdas Çalı” (Ormanı) Selme Beleni Karapınar köyünün kuzeyinde Davdas (Üzümlü) sınırında Selme Beleni Karapınar köyünde

Meris’ten geç Karatepe eteği yanındaki “Galibağa Yakası” Akmanlar Petrolü yakınında Karacaoğlan Deresi var. Bu bilgiyi Elma Yurdu köyünden Hüseyin Çalık –emekli öğretmen- vermiştir.

Hasan Şimşek Bey’den aldığım bu ilginç haber üzerine Karaman ili Ermenek ilçesi Elma
Yurdu(İznebol) Köyü doğumlu Emekli Öğretmen Hüseyin Çalık Bey’e telefon açtım. Hasan Bey’in bana yukarıda yazıklarını anlattım. Bana “Çalık Bey anlatılanlar tamamen doğru dediler. Bu konuyla ilgili bildiklerimi mektupla size göndereceğim.” Dedi. Mektubu yazıp gönderdiğini bildirdi. Mektup nedense elime geçmedi. 03.02.2019 günü bizim sitede oturan Umre ’ye gideceğini söyleyen bir kişi sizin mektup bizim posta kutusuna atılmış diyerek mektubu bize ulaştırdı. Aradan çok fazla zaman geçmesine rağmen mektup elime geçince çok sevindim. Hüseyin Çalık Bey’in Karacaoğlan ile ilgili bana yazdığı notların aynısını sayın okurlarıma aynen sunuyorum;

“Çocukluğumun Karacaoğlan’ın türküleri ile geçtiğini söylersem hiç yalan olmaz. Anam bile
Karacaoğlan’ın türkülerini ninni yerine söylerdi. Biraz büyüyünce Karatepe’de göç yapan Yörüklere
rastlamam, göç yolunun geçtiği derenin adının Karacaoğlan Deresi olması bende Karacaoğlan’ın bizim yöremizden olduğu kanısını uyandırdı.
Araştırmalarımda hep beni haklı çıkardı. Kimileri Karacaoğlan’ın Elma Yurdu Tepebaşı arasındaki yerlerden olduğunu derenin kenarındaki arazilerin Galip Ağa diye birine ait olduğunu anlattı. Hala o çevreye (Galibağa Yakası) denir.

Kimileri de Karacaoğlan’ın göç sırasında derenin başlangıcında olan Kıl Pınarın başına oturup saz çalıp söylediğini anlattılar. Bence de Karacaoğlan bu yüce dağların bu yeşil vadilerin, geniş yaylaların çocuğu. O göçler olmayalı, develer katar katar yollara dizilmeyeli, öksüz kalmış Taşeli yaylaları ve Barcın Yaylası Karacaoğlan Deresi’ne geldim mi bir şeyler kıpırdar yüreğimin derinliklerinde. Onu görürüm Kel Pınarın başında sazıyla, sözüyle Karacaoğlan Deresi’nin Galibağa yakasında kazılan mezarlar kimlere ait bilemem. Benim Karacaoğlan’ım buralarda hayallerim bu dere ve çevresinde yaşatır onu.

Katarlar dizilmiş göç yola girmiş,
Yaylanın yolunu tutmuş bir gelin,
Lâleyi, nergisi kökünden dermiş,
Geçtiği yerlere … bir gelin.


 
Yüklemiş yükünü koca hecine,
Yetişmek kolay mı göçün ucuna,
Tırmana tırmana dağ yamacına,
Toros Dağları’na yetmiş bir gelin.

Karacaoğlan der ki var git işine,
Takılmışım ben güzelin peşine,
Rastlanır mı bilmem bir tek eşine,
Zülfün tımarını etmiş bir gelin.

DERLEYEN: Hüseyin Çalık
Doğrudan Doğruya
Mustafa Ertaş
Gazeteci Araştırmacı Yazar