|
SON DAKİKA
Linux Eğitimi Almak İster Misiniz?
İşte Karaman'ın Vergi Rekortmenleri
Zam Teklifini Komik Buldular
Öğrencilerden Hayır Çarşısı’na Destek
Gözün Güzeli Görmesi İçin Gönül Gereklidir
Rukiye Yıldız Erdoğmuş rukiye@larende.com
Sanat: bir eseri, beceri/ yetenek kullanarak en güzel/bedî şekilde meydana getirmektir. Sanat, önce göze, kulağa, hitap eder; ama salt göze kulağa hitap için yapıldıysa o sanat olmaz, işçilik/zanaat olur.
Gözün güzeli görmesi için gönül gereklidir; dolayısıyla sanat, sadece görsel işitsel olarak boş ve manasız olarak intişar edilemez. Edilirse sanat olamaz. Sanat aslında göze kulağa hitap ederken aslında gayesi ruhu doyurmaktır, asıl hitap yeri gözden öte gönüldür. Gönül /ruh, manevi mefhum olduğu için, cismaniden ziyade, manevi olandan haz duyar. Yani gözü geçip gönle dokunmayan, sadece behimi lezzet taşır ki, bu da ruhlarda makes bulmadığı için gönle hitap edemez. Sevmek için, beğeni için, gönlün onayı gerekir. İşte ruhu doyuran, madde ötesinden veri sunan, gerçek sanattır. Mesela edebi bir eser, ruhumuza manevi esintiler taşımıyorsa, o boş bir lafız olur. Nağmeler, dinleyenin derununa hitap etmiyorsa, bununla birlikte linguistik özelliği de yoksa, bir takım gürültü olur. Bir takım tınılar gönül pınarından taşıp gönüllere akmıyorsa, dudaklarda söylenir, kulaklarda işi bitirilir; işitirsin ve unutursun; unutmasan da, boş gereksiz olarak yer tutar hafızanda, sonra yine unutkanlık çöplüğüne atılır. Güzel bir nağme, içinde deruni özellikler taşıyorsa, sınırlar ötesinde farklı dilden konuşanları dahi etkisi altına alır, daha kalıcı olur. Eğer, “sanat sanat için” dedikleri gibi, ‘ben yaparım hüsn-ü kabul görse de olur, görmese de’ mantığı ile yapılırsa abesle iştigal olur. Zira sanatın asıl gayesi/manası olan estetikten yoksunsa kaba işçilikten öteye geçemeyen (eser değil) imalat olur. Sanat, manalı bir içerikle, bir mesajla, donatıldıysa, manevi duyguları canlandırır, ruha haz verir. O zaman boş bir cam-ı kadeh değil, içi dolu bade olur. Ruh katılırsa sözler serin esintiler taşıyan nağme, tatlı terennüm olur. Hatta hatta ruha hitabı kuvvetlendikçe, lezzetin ötesinde “ şifa” olur. Sanat, cismani güzellik için yapılıyorsa, onun saltanatı da anlık olur; kış güneşinin hükmü olmayan zayıf ışığı kadar dahi hükmü olmaz. Sanat, bir amaç için, gaye-i hizmet için yapılıyor, kalbi / hissiyatı, aklı, katarak yapılıyorsa işte onun lezzeti daimi olur. Buzun üzerine yazılan güneşte eriyen yazı gibi değil, taşa kazınır gibi “varlığı” âleme kazınır, kolay kolay unutulamaz. Hülasa, en büyük sanatçılar, manevi bağı kuvvetli olanlardır. Hatta “yaratanla” bağı ne kadar kuvvetli ise ruhların ellerini tutması da o kadar kolay olur. Dolayısıyla, köpük gibi görünüp kaybolmaz belki çağlar ötesine ulaşır. Öyleyse sanat diye tutunduğumuz şeyleri, bir kez daha gözden geçirip, sanatın ne, olduğunu, nasıl olması gerektiğini düşünerek değer biçilmesi gerektiğine dikkat etmek gerekir. Sanat diye yapılan nahoş ürünleri yermekten içtinap etmeden, ruhumuzdan parçalar koparmalarına müsamaha göstermeden tepki vermek gerek, gerçek sanata ise hak ettiği payeyi vermek gerek. Talebin, eseri ve sunumu şekillendireceğini bilerek, seçici olduğumuza dair izlenim vererek, sanatçının kalitesini artırmak gerek. Üreteni, talep eden yönlendiriyorsa bunun gücünü bilerek kalite beklemek gerek. “Sanat sanat için” diyerek çeşitli absürt dayatmaları kabul etmeden, gerçek sanata ve sanatçıya yol açmak gerek. Sanat sanat için değil, sanat insan içindir. Bu makale 818 kez okundu Yükleniyor...
NAMAZ VAKİTLERİ
YAZARLAR
Tümü
HAVA DURUMU
|
![]() ![]() |