|
SON DAKİKA
Linux Eğitimi Almak İster Misiniz?
İşte Karaman'ın Vergi Rekortmenleri
Zam Teklifini Komik Buldular
Öğrencilerden Hayır Çarşısı’na Destek
Cennete Girmeyi Tercih Eden Genç
Uğur Erkan erbabikalem@larende.com
Üniversite sınavında derece bekliyorlardı
Ama O cennete girmeyi tercih etti. Kur'ân'la Diriliş-2 programı için Karaman'da bulunan ve Mavi Marmara tanıklarından biri olan Araştırmacı-Yazar Ramazan Kayan Hoca’dan Furkan’ı dinlemek fırsatı bulduk. Furkan’ı anlatırken Kayan Hoca gözyaşlarına hâkim olamadı. Furkan Doğan, 20 Ekim 1991 yılında New York’ta doğmuş, Kayseri Özel Hisarcıklıoğlu Lisesi son sınıf öğrencisiydi. Filistin’e yardım filosuna Kayseri’den katılmıştı. Kayan Hoca, “Yüzüne baktım yüzünü benden kaçırıyor. İffetinden hayasından yüzüme bakamıyor” ifadesini Furkan'la ilk tanışma intibaı olarak bizlerle paylaştı. “Gençliğin gidişatından ümidim kalmamıştı. Baktım simasında secde izlerini gördüm. Zaman zaman Furkan’ı uzaktan seyrettiğimde yaşının fevkinde düşünceli ve dalgın bir haleti ruhiyesi vardı” şeklinde sürdürdü. Kara insanlar, sabah namazı o anı planlamışlar 5 dakikada gemiyi derdest ederiz diye.. Uluslararası sularda saldırıyorlar. Dünyanın en güçlü savaş komandolarının acze düştükleri an. Elindeki tek silahı bir kamera, bir kalem ve bir kâğıt olan 19 yaşındaki Furkan’ı hedef alıyorlar. Furkan elinde kamerası ile sadece olup biteni görüntülemeye çalışıyordu. 1,5 metreden dört kurşun yüzüne, bir kurşun da göğsüne… "Alnında secde izi yanında şehadet izini de gördüm” diyor Kayan Hoca. Lise son sınıf öğrencisi olan Furkan, üniversite sınavlarına hazırlanıyordu. Ailesi ondan Türkiye derecesi bekliyordu. Cerrahpaşa Tıp fakültesini bitirip, göz doktoru olmak istiyordu. Afrika’ya gidip, katarakt ameliyatı yaparak oradaki insanlara yardımcı olmayı istiyordu. Arkadaşlarının ifadesiyle “büyük hayalleri” olan biriydi Furkan. Gemiye binmek için müsaade istediğinde ailesi “Nasıl cevap verelim. Hayır diyemedik. Hiçbir gün beni ve annesini üzmedi. Bizden bir isteği olmuştu. Nasıl hayır diyecektik? İçimize sinmese de izin verdik” diyor. Evet, Furkan, şehadetinden önce önündeki kâğıda şöyle yazmıştı: “Şahadet şerbetine son saatler. Var mı daha güzel şey? Varsa o da sadece annemdir. Ama ondan ben de emin değilim. İkisinin kıyası çok zor. Şahadet mi, annem mi? Salon boşaldı. Şu ana kadar olmayan ciddiyet bir anda herkesi kapladı…” "Ben cennete girerken annemi üzer miyim?" kaygısını yaşıyordu. Cennetin kılıçları gölgesinden geçtiğini bildiği gibi annelerin ayağı altında olduğunu da biliyordu. Furkan’a sadece kendi annesi değil, bütün anneler ağlıyor: “Bizim de Furkan gibi çocuğumuz olsun” diyor. Furkan, genç yaşta kendi varlığının hayırlara vesile olması için çıkmıştı bu yolculuğa. Helallik istemeyi de ihmal etmemişti. Babası acısını yüreğine gömerek “Pişmanlığımız, keşkemiz yok. Çocuğumuz güzel bir yolda şehit oldu. Biz de şehit babası olduk. Hayırlı gelişmelere vesile olacak.” diyerek anlamlandırıyor oğlunun şehadetini. Çok geçmedi Furkan'ın Kayseri'deki kabrini bir süre önce ziyaret eden Mavi Marmara gemisinde bulunan aktivistlerden İrlandalı Caoimhe Butterly, örnek hayatından çok etkilendiği Furkan'ın mezarına arkadaşlarıyla birlikte ikinci defa geldi. Butterly "Furkan, iyi bir insandı, iyi bir Müslümandı. Çok gençti. İnsanlık için hayatını kaybetti. Ben de Furkan gibi izzetli, onurlu bir Müslüman olarak hayatımı devam ettirmek istiyorum." dedi. Ayşe ismini aldı ve Furkan için de dua etti. Babasının dediği gibi Furkan’ın şehadeti hayırlı gelişmelere vesile olacak. Evet, “Onlara ölüler demeyin! Onlar diridirler” bizler ise onların hayatının farkında değiliz. Bu makale 6455 kez okundu Yükleniyor...
|
![]() ![]() |