larende

karaman haberleri

  • BIST 75.929
  • Altın 129,650
  • Dolar 3,4399
  • Euro 3,6520
  • Karaman 1 °C
  • Konya -2 °C
  • Ankara -2 °C
  • Antalya 12 °C
  • İçel 14 °C

Boşanmalar ve Ağlayan Melekler

Bayram Altıntaş

En mükemmel aile reisi olan Hz. Peygamber (s.a.v.)
hanımlarına ve hizmetçilerine bir fiske dahi vurmamış.
Kötü söz söylememiş ve onları kıracak
bir davranışta bulunmamıştır. 
Elmalı M. Hamdi Yazır

Günümüzde boşanmak isteyen anne ve babaların, boşanmadan önce yeniden bir daha düşünmelerine fırsat verecek çok güzel bir öykü:
“Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi.  Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa da, evlenmeden önce sık sık birbirlerini çok sevdiklerine dair ne kadar da dil dökmüşlerdi. Ama şimdilerde, küçük bir söz, ufak bir hadise aralarında orta çaplı bir kavganın çıkmasına yetiyordu.
Bir akşam oturup, ilişkilerini gözden geçirmeye karar verdiler. Her ikisi de boşanmayı istememekle beraber, işlerin böyle gitmeyeceğinin farkındaydılar.
Erkek, “Aklıma bir fikir geldi” dedi.  “Bahçeye bir ağaç, dikelim ve eğer bu ağaç üç ay içinde kurursa boşanalım. Kurumaz da büyürse bunu bir daha aklımızdan geçirmeyelim.  Bu süre içinde de ayrı ayrı odalarda kalalım.”
Bu ilginç fikir hanımının hoşuna gitti. Ertesi gün gidip bir meyve fidanı aldılar ve birlikte bahçeye diktiler.
Aradan bir ay geçti. Bir gece bahçede karşılaştılar. Her ikisinin de elinde içi su dolu birer bidon vardı.”

Evlilik ağacını sağlıklı bir şekilde büyütmek istiyorsak ve ondan meyveler almak istiyorsak. Önce o ağacın nasıl büyüyeceğini ve ona zarar verecek nelerin olduğunu bilmeliyiz. Ancak bu şekilde bu evlilik ağacını birlikte büyütebiliriz.
Mark Twain’in dediği gibi:
“Hiç kimse uzun süre evli kalmadıkça,  gerçek aşkın ne olduğunu anlayamaz.” demektedir. Evlenen çiftlerin evliliğin ve aşkın daha iyi anlaşılması için kendilerine aile fertleri tarafından yardımcı olunmalıdır.
Kısa sürede aceleyle mahkemede boşanan eşlerin daha sonra gerçeklerle yüzleşince; boşananların yüzde 80’i  pişman olmaktadır.
Son yıllarda yapılan evliliklerin kısa sürdüğü ve boşanmaların hızla arttığı görsel ve yazılı  basında yer almaktadır.
Normal yaşlarda yapılan evliliklerde boşanmalar artarken, geç yaşlarda evlenen çiftlerin boşanma oranları daha da fazla olmaktadır.
Resmi verilere göre, Türkiye’de son 7 yılda 30-44 yaş arası evliliklerde yüzde 70 oranında artış görülüyor. 30 yaş üstü evliler de boşanma oranları daha da yüksek. Evlilik yaş 30’a ya da 40’a dayanan bekâr erkek ve kadınlar bilhassa eğitim ve kariyerleri yükseldikçe uygun eş seçiminde zorlanıyor. Zira aile danışmanlarına  göre geç kurulan evlilikler, huzur ve mutluluk yerine ‘sıkıntı’ getiriyor.

 Ayrıca yapılan araştırmalara göre boşanmaların yaklaşık yüzde 50’si evliliğin ilk 5 yılı içinde, yüzde 24.1’i  ise 16 yıl ve daha fazla süre evli olan çiftlerde gerçekleşti.

Önceden ailenin içine düştüğü durumu anlatmak için Avrupa’da ki aile yapısının ne kadar kötü olduğunu ve yabancı dizilerin aile yapımızı ne kadar bozduğunu anlatırdık.

Bugün Türkiye’de ki, aile yapısına baktığımız zaman her gecen gün yuvaların yıkıldığı ve ayrılıkların da her gecen gün arttığını görmekteyiz.

Uzağa gitmeye gerek yok yakın çevremize bile baktığımızda ayrılmaların ve bunun sonucunda ortada dolaşan çocuklara soruduğumuzda mutlaka anne ve babasından ayrılmış çocuklara rastlamak mümkündür.

Bugün boşanmalar artmışsa ve ortalıkta anneden ve babadan ayrılmış çocuklar çoğalmışsa ve de üvey anne ve babalar çoğalmaya başlamışsa bunun sorumlusu yalnızca görünenler değildir. Yani buzdağının görünen yüzü değildir. Asıl görülmesi  gereken buzdağını harekete geçiren altında ki dev kütledir.

Onun için çocuklarımızı evlilik yoluna hazırlarken önce kendimizi yetiştirmeli Mevlana’nın dediği gibi:
“Mum olmak kolay değil.
Işık saçmak için önce yanmak gerek”.

Onun için bizler de Mevlana’nın dediği gibi kendimizi yetiştirmeli ve donanımlı olmalarıyız. Çocuklarını büyüten değil de eğiten anneler ve babalar çoğaldıkça ayrılıklarda azalacaktır. Her geçen gün ayrılıkların çoğalması demek meleklerin ağlaması ve arş-ı alanın titremesi demektir.

Toplumun önünde giden kurum ve kuruluşların yöneticileri akşam yatağa yattığı zaman her gün yaşanan bu ayrılıklardan dolayı ağlayan melekleri unutmamalı ve arşı alanın titrediğini aklından çıkarmamalıdır.

Çevremizde öyle çocuklar var ki anne ve babası yaşarken yetim ve öksüz olmaktadır.
Her anne babanın çocuğu vardır fakat her çocuğun anne ve babası yoktur. Ailelerin yıkılması ve boşanmaların artması çok kolaydır ancak yapmak zordur.

Mehmet Akif Ersoy’un dediği gibi :
“Selimiye’yi yıkmak iki darbeyle mümkündür ama Selimiye’yi yeniden yapmak bir Kanuni ile bir Mimar Sinan’la mümkündür. ”

Boşanmakta çok kolay ama yeniden yuva kurmak zordur.
Boşanmaların yaklaşık yüzde 50 si ilk beş yılda olmaktadır. Bu süreç çok önemlidir. Bu süreçte  her iki tarafın aileleri çok sabırlı olmalı ve adeta Eyüp Peygamberin sabrına bürünmelidir. Yani hoşgörülü olmalı anlayışlı olmalı, affedici ve bağışlayıcı olmalı ve de onların hayata alışmaları ve taşların yerlerine oturması için sabır göstermelidirler.

Bu yazı toplam 513 defa okunmuştur.
YASAL UYARI:Yayınlanan haberler, köşe yazıları, fotoğraflar, videolar ve her türlü içeriğin tüm hakları larende.com'a aittir. Kaynak gösterilerek bile olsa içeriğin bütünü özel izin alınmadan kullanılamaz. larende.com; İHA ve DHA abonesidir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2002 Larende Karaman Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0338 214 5757 | Faks : 0338 214 5757 | Haber Scripti: CM Bilişim