larende

karaman haberleri

  • BIST 75.929
  • Altın 129,650
  • Dolar 3,4399
  • Euro 3,6520
  • Karaman 1 °C
  • Konya -2 °C
  • Ankara -2 °C
  • Antalya 12 °C
  • İçel 14 °C

Bir İzi Olmalı İnsanın...

Zeynep Oğuzcan

Ordu merkezde bir ay sürecek bir seminere katılmıştım. Hafta sonları Fatsa Öğretmenevi’nde kalıyordum. Fatsa Öğretmenevi ’nde seminer için kaldığım günlerden birinde 80 yaşlarından bir amcayla tanışmıştım. Hüseyin Amca’yı öğretmen evinde ilk gördüğümde çok ta önemsemedim. Çalışanlardan birisinin babası, tanıdığı olabilir diye düşündüm. İkinci hafta bir gariplik hissettim. Hüseyin amca yine öğretmenevinin odalarından birinden çıktı. Merakla takip ettim Kahvaltı salonuna indi. Çalışanlara selam verip masalardan birine oturdu. Çalışanlardan biri masasına kahvaltısını getirdi. Öğretmenevinden ayrılmayan, düzgün giyimli, hareketlerinden önemli bir şahsiyet olduğu belli olan bu amcayı iyice merak etmiştim.

Seminer dönüşü öğretmenevine geri dönmüştüm. Sıcak bir şeyler içip odama çıkacaktım. Kahvemi alıp lobiye geçtim. Kahvemi yudumlarken masaya düşen bir gölgeyle irkildim. Merakla “ Burada ne yapıyor? “ diye düşündüğüm amca  “Merhaba kızım oturabilir miyim ? “ diye sordu.  “Tabi ki buyurun. “ dedim biraz şaşkın.

Yaşlıların konuşmayı çok sevdiğini, rahmetli anneannemin bizde kaldığı günlerde gece üçlere kadar anlattığı hayat hikayelerinden biliyorum. Gençlikte işten güçten konuşmaya pek enerjimiz olmuyor ama işten güçten kesilince insanlar tüm enerjisini konuşmaya veriyor sanırım.

Hüseyin Amca önce benim kim olduğumu, ne yaptığımı, nerden geldiğimi sordu. Sanırım nezaket icabı  benimle ilgili bilgileri öğrenip asıl konuya girecek yani kendini anlatmaya başlayacaktı. Öğretmen olduğumu öğrenince yaptırdığı okullardan bahsetti önce. Kendisi bir hayırseverdi. Sonra hayat hikayesini anlatmaya başladı. Beni derinden etkileyen ve hayatıma iz bırakan hikayesini…

Hüseyin Amca Ünye’nin bir köyünde dünyaya gelmiş. Çocukluk ve gençliğinin ilk yılları köyde geçmiş. Köyde bir kıza aşık olmuş, kız da buna. O kadar çok sevmişler ki birbirlerini söz vermişler birbirlerinden başkasıyla evlenmeyeceklerine.

Gel zaman git zaman Hüseyin Amca Ankara’da bir üniversiteyi kazanmış. Okulu bitirince Avrupa’ya okumaya gitmiş. Bu arada sevdiği kız onu yıllarca beklemiş. O zamanlarda 25 ini geçen kız evde kalırmış. İlk aşkını, söz verdiği Hüseyin Amca’yı beklerken köyde evde kalmış kızlardan biri olmuş. Her gelen kısmeti geri çeviriyormuş.

Hüseyin Amca ‘nın annesi okumuş oğluna evde kalmış bir kız istemediği için midir kendisi de bilmiyor Hüseyin Amca’dan gelen mektupları sevdiği kıza vermemiş üstüne üstlük birde kıza oğlunun başkasıyla evleneceğini söylemiş. Olanlara dayanamayan kızcağız canına kıymış. Hüseyin Amca olanları öğrenince kahrolmuş ve sevdiğine verdiği sözü tutarak hiç evlenmemiş.

Hüseyin Amca bankalarda çalışmaya başlamış kısa sürede yüksek yerlere gelmiş. Güzel yatırımlar yapmış ve çok paralar kazanmış. Tek ailesi, kardeşleri ve onların çocuklarıymış. Kardeşlerine çok yardımı dokunmuş. Yeğenlerini okutmuş, evlendirmiş. Yeğenlerini evladı yerine koymuş. Tek tek anlattı yeğenlerini, okudukları okullarını, düğünlerini…

Hüseyin Amca emekli olduktan sonra Gölcük’e yerleşmiş.1999 depreminde Gölcük’teymiş. Depremde beş gün  enkaz altında  kalmış .O günleri anlatırken gözleri doldu. Cebinden çıkarttığı mendille gözlerini sildi. Yarım yamalak katladığı mendili cebine tekrar koyarak devam etti anlatmaya.

Emek verdiği, evladı yerine koyduğu yeğenleri depremden sonra hiç aramamışlar. Öldü mü sağ mı hiç merak bile etmemişler. O an ilk kez pişman olmuş evlenmediği, aile kurmadığı ve çocukları olmadığı için.

Gölcük depreminden sonra tası tarağı toplamış doğru memlekete dönmüş. Demiş ki madem değer verdiklerim bana değer vermiyor ülkeme, milletime kendimden bir şey bırakayım. Bütün mal varlığını biri ilkokul ikisi anaokulu olmak üzere okullara yatırmış. Sadece maaşı kalmış kendine. O zaman bakanlıktan Hüseyin Amca ‘ya öğretmenevinde süresiz kalabileceğini söylemişler. İşte bu yüzden öğretmenevi Hüseyin Amca’nın evi olmuş.

Hüzünlendiğimi, ağlamamak için kendimi zor tuttuğumu gören Hüseyin Amca  “Kızım çok iyi burası, çamaşırlarım yıkanıyor, odam temizleniyor, yemeğim yapılıyor, gelenlerle sohbette ediyoruz sıkılmıyorum.  “ diyerek kendi mi beni mi teselli etti bilemiyorum.

Ertesi yıl ilişiğimi kesmek için gittiğim Fatsa Öğretmenevinde gözlerim Hüseyin Amca’yı aradı. Her zaman kaldığı odasından bir yabacı çıkmıştı. Biraz buruk biraz korkarak resepsiyondaki beye usulca yaklaşıp Hüseyin Amca’yı sordum. Hüseyin Bey’i kaybettik dedi.

Hüseyin Amca bu ülkeye üç  okul  bana da derin bir hikaye bırakmıştı. Nur içinde yatsın.

Beni derinden etkileyen bu hikayeden çıkardığım şu ki: Bir eşi olmanın insanın kanatlarına sığındığı, bir evladı olmalı adını koyduğu adıyla yaşadığı, bir evi olmalı anılarını biriktirdiği, bir amacı olmalı yoluna baş koyduğu ve bir de izi olmalı insanın gittikten sonra bıraktığı…

Bu yazı toplam 1279 defa okunmuştur.
YASAL UYARI:Yayınlanan haberler, köşe yazıları, fotoğraflar, videolar ve her türlü içeriğin tüm hakları larende.com'a aittir. Kaynak gösterilerek bile olsa içeriğin bütünü özel izin alınmadan kullanılamaz. larende.com; İHA ve DHA abonesidir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2002 Larende Karaman Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0338 214 5757 | Faks : 0338 214 5757 | Haber Scripti: CM Bilişim